Şairin anlatımıyla üzerine küçük delik açılan siyah bir poşet… ve gül bahçesinden toplanarak o poşete doldurulan, önce acı çeken ve zamanla geldiği bahçeyi unutan ve özlemin getirdiği gönül sızısının ancak latif bir esintiyle farkına varan ve “unuttuğu” için neyi özlediğini anlayamayan tavus kuşları…  Onlar misali alıştık, tutunduk, sarıldık dünyaya… Küçücük umutların yanında büyük telaşlar, kavgalar, çığlıklar biriktirdik… Uzakta kalan gül bahçesinin,  siyah poşete incecik bir rayiha ile mukavemet etmesi gibi biz de ancak vahyin ışığı olan Kur’an sesiyle, kalbimize dokunan bir şiirle, eski bir musikiyle, özümüzle buluşmamıza vesile bir tablo ile sendeledik, sızladık, hatırlar gibi olduk…

İki anlamlı günden bahsetmek istiyorum bugün, birbirinden değerli etkinlikler silsilesinden… Bunlardan ilki, Ajanda Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Nesrin Çaylı hanımefendinin öncülüğünde, Üsküdar Belediyesi ve İstanbul Kültür Elçileri Derneği katkıları ile gerçekleştirilen “Bahar Çiçekleri” etkinliği… “Hoyratlığın ve hırçınlığın çok hızlı yayıldığı dünyamıza, sanatın renkleri, şiirin ahengi ile estetiğe ve zarafete dair bir iz” bırakmayı dileyen Nesrin Çaylı’nın 10-18 yaş grubu öğrencileri ile bir sene boyunca emek vererek hazırladığı ve geleneksel hâle getirdiği resim sergisi ve şiir etkinliği dokundu 13 Mayıs Pazar günü Üsküdar’ın kalbine; kalbimize… Sergi açılışı İstanbul Milletvekilimiz Metin Külünk, Üsküdar Belediye Başkanımız Hilmi Türkmen ve Ajanda Dergiler Grubu Başkanı Yavuz Selim Beyefendilerin katılımı ile gerçekleşti. 12.00’daki açılış kokteylinden sonra program, programa Ankara’dan iştirak eden Ajanda Dergiler Grubu Tanırım ve İletişim Koordinatörü Ömer Faruk Arlı’nın samimi ve latif sunumuyla başladı. Yine programa Ankara’dan iştirak eden Nurullah Deveci’nin Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra açılış konuşmalarını yapmak için program mimarı Nesrin Çaylı sahnedeki yerini aldı. Büyük bir emek ve çabanın tezahürü olan bu kıymetli birliktelik için Allah’a şükrettiklerini vurgulayan Nesrin Çaylı, yorgunluğu ve hizmeti zenginlik bildiklerinin altını çizerek programa katkı sunanlara teşekkür etti. Program gelirini mülteci kardeşlerinin eğitime vakfedeceklerini kaydeden Nesrin Çaylı’nın bütün tabloları o gün, o mekânda alıcısına ulaştı.

Sahnede her ilin, her ilçe ve semtin bir Nesrin Çaylı kültür ve sanat evine ihtiyacı olduğunu anlatan ve böyle bir anlayışın şehirle buluşmasından insanlığın fayda göreceğini kaydeden İstanbul Milletvekili Metin Külünk Beyefendi’ye tablolardan birini, yine programa katkı sağlayan İSKED Başkanı Nedret Apaydın armağan etti. “Asla Pes Etme” kitabının yazarı Mukadder Gemici Hanımefendi’de sanatın, insan ruhuna dokunan kuşatıcılığından ve insanın kendisine sanatsal bir ahenkle kavuşabileceğinden söz etti. Renklerle emeğin buluşmasından çok ötede duran ve samimiyetten, zarafetten, güzellikten pay alan tablolardan biri de sahnede, bahar çiçekleri tarafından şahsıma armağan edildi. Ruhumuzda derin izler bırakan program, Neyzen Erdinç Bal şefliğindeki sanat musikisi eşliğinde sanatseverlere veda etti. Hâl bir kez daha izah etti ki; Allah için sarf edilen bir emek kadar hiçbir şey insan kalbi üzerine tesir edemedi…

Bu hafta ikinci durağımız Ahi Evran Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olan ve davasına, sevdasına, vefasına ömür adayan bir değerli insanın, Mahmut Sami Doğancı’nın önderliğindeki Asım’ın Nesli Hareketi bünyesinde gerçekleştirilen ortaokul ve liseler ile Memur-Sen programına iştirakimizdi… Evliyaların ruhuyla yıkanan güzel şehrin güzel öğrencileri ile ilk olarak Durdu Muzaffer Maşrap Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde buluştuk… Okul müdürü Osman İşler, Kırşehir misali mütevazı, temiz, nahif bir duruşun insanı… Gençlerimizin okuma kültürü ile lâyıkıyla buluşamamasından şikâyetçi fakat okulun gençleri dikkatli, titiz, adeta hasbihâl sırasında nefeslerini tutan bir nezakete haizler… Açılış konuşmasını gerçekleştiren Asım Nesli Hareketi Başkanı Mahmut Sami Doğancı’yı da aynı coşku ve iştiyakla dinlediler. Başkanımız, “davası, acısı ve sevdası” olan gönüller olmamız gerektiğinin altını çizerken, sosyal medyanın kölesi olan bir toplumdan ancak gâyesini kaybetmiş yolcular çıkacağını vurguladı. Üzerimizdeki atalet ve durağanlığı olduğu kadar büyüklere karşı vefa borcumuzu da okuyarak, yazarak, arayarak ve bularak ödeyebileceğimizi söyledi… Çilesi olan insanların büyüdüklerinden ve bugüne dâhi isimlerini zümrüt harflerle yazdırdıklarından söz etti. Güzel bir söyleşinin ardından imza gerçekleştirildi…

Kırşehir’deki ikinci durağımız sadece benim için değil, şehrin yüksek varlığı için de bir ilkti. Çünkü ziyaret ettiğimiz okul bir imam hatip ortaokuluydu; Fatımatüzzehra İmam Hatip Ortaokulu… Müdürü Fatih İlhan Beyefendi duyarlı, nazik, çocuklarının kalbini yakalayabilmiş ve onların seviyelerine inmeyi başarabilmiş samimi bir Müslüman, mü’min bir duruş. Okulun nahif çiçekleri bizi merdivenlerde, Allah’ın selamı ile karşıladı… Hepsinin gözlerinde coşku, umut, merak ve binlerce, on-binlerce soru… O sorularla birlikte kelimelere, kaleme karşı duyulan sevgi tezahürleri biz oradan ayrılırken de aynı coşkuyla devam etti.  Açıkçası hayatımda ilk kez adım attığım bir ortaokul programından(8. Sınıflarla kütüphane söyleşisi ve 5. Sınıflarla konferans salonunda söyleşi) böylesi enerji yüklü ayrılacağımı tahayyül edemedim. Anladım ki küçük bir çocuğun kalbi, büyüklere oranla kelimeleri daha kucaklayıcı, daha hazır, daha amade onlara…

Kırşehir’deki üçüncü durağımız daha ziyade öğretmen hanımların katılımları ile gerçekleşen Memur-Sen programıydı… Onlar da sesleri ve yorumları ile konuşmamıza âhenk ve güzellik kattı. Her birinin öyküsü kendine has, farklıydı… Hepsine, yüzlerindeki yorgun mutluluk için teşekkür etmek istiyorum bu sayfalardan… Bilhassa Mahmut Sami Doğancı başkanımızın melek mizaçlı anneleri ve hassasiyet timsali kız kardeşi hanımefendilere...

13-14 Mayıs… Kalbimize ne tatlı rayihalar bıraktı…

Selam ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Okur 2018-05-20 09:16:22

Öyle güzel anlatmışsınız ki insana 'keşke ben de orada olsaydım' dedirtiyor

Avatar
Fatih İlhan 2018-05-20 18:09:04

Öğrencilerimize unutulmaz bir gün yaşattığıniz için okulum adına biz sizlere teşekkür ediyoruz.
Kirsehir ziyaretinize nokta değil virgül koymanızı ümit ediyoruz.
Rabb'im bir ömür boyu yâr ve yardımcınız olsun inşAllah