Yapamıyorsan git! Yapabiliyorsan diren! Her iki tutum da aynıdır aslında. Her ikisinde de güçlü bir irade gerekir. İstikrar ve güven açısında da sağlam irade gerekir.

Hakkınızdaki söylentiler ayyuka çıkmışsa ve başarısız iseniz siz, sizi oraya getirenlerin omzunda yüksünüz demektir. İstifadan kaçsanız bile toplumum vicdanından kaçamazsınız, mahkûm edilirsiniz.

İstifa yolunu seçerek toplumda güven duygusunu tesis edebilirsiniz. Şeffaf bir yönetim ve yeni bir yol açmak için istifa gerekebilir. Bunu baskı ile değil, kendi isteğimizle yapmalıyız. Öncelikle kendi vicdanımız bize yol göstermelidir.

Bakalım, istifa deyince karşımıza neler çıkıyor. İstifa deyince benim aklıma merhum M. Akif Ersoy gelir. Veterinerlik yaptığı yıllarda birlikte çalıştığı arkadaşı haksız bir şekilde görevden alınınca hiç düşünmeden istifasını vermişti. Bunu neden yaptığı sorulunca da “Arkadaşıma yapılan haksızlık bana yapılmış demektir.” diye cevap vermişti. Şimdi bizler, merhum M. Akif’i yere göğe sığdıramayan bizler, böyle bir duruş sergileyebilir miyiz?

Ülkemizde bürokratların değil istifasını beklemek, işiyle ilgili bir talepte bulunmaya çekiniyorsunuz yeri geldiğinde…

Lafı uzattık aslında. Sadede gelelim mi?

Türkiye’de eksik veya yanlış giden bir işi, kimse cesaret edip de dile getiremiyor gibi bir durum var. Aklımız varsa, çok şükür var, neden eleştiri yapamayız? Ha, bir de şöyle ucube bir bakış türedi: Birisi haklı ve yapıcı bir eleştiri yapsa bile, adı eleştiri ya, hemen “Sen de mi? Sen de mi Reis’e karşısın?” veya “Falanca muhalif de senin gibi düşünüyor, FETÖ de böyle düşünüyor, onlarla mısın? deniliyor. Hele hele işin başında olanlara hiç dokunamıyorsunuz. Adam, kendisi için yapılan eleştiriyi anında siyasete kaydırarak, iktidarın en tepesine yapılan bir eleştiri gibi sunuyor.

Son günlerde eğitim sistemimiz üzerine çokça tartışma yapıldı. Sistem değişikleri yapıldı, yapılmakta. Gelinen nokta itibariyle istenilen elde edilemedi, diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Kültür ve eğitim alanlarında böyle imiş. Peki, bu güzel kritik üzerinden giderek bir soru soralım: Neden bu işin üst sorumlusu olan bürokratlardan ses çıkmaz?

Dünyada ibretlik istifa öyküleri var. Birkaçına bakalım: Japonya'da ilaçlı ve küflü pirinçlerin, aralarında huzurevleri ve okulların da bulunduğu pek çok kuruluşa satılmasıyla ilgili skandalın ardından, Tarım Bakanı Seiiçi Ota istifa ediyor. Makedonya Ulaştırma ve İletişim Bakanı Mile Janakieski, gölde tekne faciası sonucu 15 turist hayatını kaybedince "Etik sebepleri göz önüne alarak" diye belirtip istifa ediyor. Letonya Başbakanı Valdis Dombrovskis, alışveriş merkezindeki çatının çökmesiyle 54 kişi hayatını kaybedince "Benim de sorumluluğum var." deyip istifa ediyor. İsveç Ulaştırma Bakanı Maria Borelius, evinde sigortasız şekilde dadı çalıştırdığı için istifa ediyor. Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, elektrik faturalarının kabarık gelmesi üzerine ülke genelinde protesto edilince istifa ediyor. Dünyada daha birçok istifa örnekleri var.

Bir konuyu gündeme taşıyamayan, tartışılmak korkan, başarısız olan, başarısızlığını örtmeye çalışan veya konuyu saptıran, kendisini atayan iradeye yük olan, bu iradeyi yanıltan kim varsa, bunlar için en iyi yol istifadır. Kamuda bir bürokrat, sonsuz güvenceye sahip gibi davranmamalıdır. İktidarın bu tipleri görmesi ve bunlara zamanında müdahale etmesi gerekir. Gerek bürokrasi, gerekse siyasî alanlarda Sayın Cumhurbaşkanımız, dayanamayıp istifalar istemeye veya bu yolu göstermeye başladı. Bu doğru bir adımdır. İstifayı halk isterse bunun karşısında kimse duramaz!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hicret 2017-10-05 07:21:40

Cok guzel bir konuya deginmissiniz.Biz oylarimizi yagci kendi cikarlarini dusunen kisiler koltuklarini saglamlastirmak icin vermiyoruz lutfen bu konulari israrla yazin Ulkemiz yalan i ve yagcilardsn kurtulsun

Avatar
Ayser ÖZBAKIR 2017-10-05 19:04:56

Milletvekilleri göreve başlarken etmiş oldukları yeminlerin içinde şunlar da var sanırım.

“Toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma ant içerim”

Oy kullanma hakkım kadar sorgulama hakkım da var ise,
Kendi ilim için soruyorum.

Milletvekili, sözünden yola çıkıldığında gerçek anlamını kanıtladığı görülmemiştir.

Madem ki beni temsil ediyorsun neden bana yakın durmuyorsun?

Arzuladığım yakınlık, dost, kardeş akraba mantığıyla değil de sosyal yaşam tarzı biçiminde bir yakınlık neden sergilemiyorsun?.

Sizi vekil deyip, meclise yerleştiren bizlerin ihtiyaçların neler olduğu neden irdelemiyorsun?

Bizlere yakın durmayla var olan fakat umursamadığın sorunlarımızın çözümünün daha hızlı ve net olacağını bilmiyor musun?

Madem ki bizi temsil ediyorsun neden öğretmenlerine güvenmiyor çocuğunu yurtdışında okula gönderiyorsun?

Ya da daha büyük hata yaparak, ülkemdeki özel okulları teşvik edip parası olanların faydalanmasını sağlıyorsun?

Ya da seni vekil yapan ben, neden aynı hastanelere gitmiyor aynı hizmeti almıyoruz?

Beğenmediğin, ya da bizlerin beğenmediğimiz sistemleri düzeltmek yerine, sana güvenen halkın oyunu alıyor, iyi maaşı ve rantı kapıyorsun?

Hiçbir işe yaramadan, seni seçenlerle ilgilenmeyip yüce mecliste oturuyorsun diye 20 milyar maaş almanın vebalini de mi bilmiyorsun?

Ayser ÖZBAKIR