Kusurlu olmak kulluk hallerindendir… Önemli olan kusurları kanıksamadan kurtuluş yollarını aramak ve kurtuluş kapılarını aralamaktır…

İnsanın isyan hallerine karşı İslam’ın önerisi tevbe ve istiğfardır…

İslam insanı çaresiz ve umutsuz bırakmaz…

Tevbe kapısı açıktır…İstiğfar tüm zamanların en güzel imkânıdır…

Evet, istiğfarı yaşamın vazgeçilmezi bilmek ve hayatın parçası kılmak durumundayız…

Ama önce tevbe ile istiğfar arasında ince nüansa bakalım…

Tevbe ciddi bir sorgulama süreci sonunda günahlardan kurtulma yolunda karar kılınan pişmanlıktır… Daha çok kişinin iç dünyasında oluşan kurtuluş girişimidir… Kalbin zorlu sınavıdır…

İstiğfar daha çok dille Allah ile iletişimi sürekli kılıp, O’nu gündemden düşürmeden, mağfiret talebinde bulunmaktır…

Tevbe de istiğfar da ibadettir…

Rabbine pişmanlıkla yönelip gönlünü açmak tevbe, ardından af dilemek istiğfardır… Tevbe kalbi, istiğfar dili temizleme temrinleridir…

Biz istiğfarı ele alalım…

İstiğfar, acziyetimizi itiraf ederek, âlemlerin Rabbinden af talep etmektir…

Arınmanın adı ve adanmanın ilk adımıdır istiğfar…

Allah’a yakınlaşmanın ve yakıni bir iklime intikalin ismidir istiğfar… Kendini aşmanın ve aşkınlığa ulaşmanın yoludur istiğfar…

İsyanı, istiğnayı, istikbarı, istismarı ne ile savacağız?

Sürekli istiğfar ile…

Efendimiz (sav) buyurmuyorlar mı?

‘’Bazen kalbime gaflet çöküyor. Ben günde yüz defa Allah’a istiğfar ediyorum.’’ (Müslim)

Ye’si, yenilgiyi, yılgınlığı, yorgunluğu, yalnızlığı istiğfar ile yenebiliriz… Her gün istiğfarla kendimizi yenileyebiliriz…

Yeni başlangıçlar için… Yeniden uyanış için… Uzun soluklu yürüyüş için mutlaka istiğfar…

Rabbe yöneliş yüreğimizi de yürüyüşümüzü de hem güçlendirecek hem de güzelleştirecektir…

Her türlü kiri, kini, pası, pisi ancak istiğfar ile silebiliriz...

Şımarmamak için… Şaşırmamak için… Şerre bulaşmamak için… Şeytanın salvolarına yenik düşmemek için illa istiğfar…

Zafer sarhoşluğuna, büyümenin büyüsüne, baştan çıkarıcı başarı havasına, güç zehirlenmesine, akıl tutulmasına, nefsi emmare baskısına, “ene”nin egemenliğine “heva”nın hâkimiyetine, kin ve kıskançlık kuşatmasına, içgüdülerin ihtirasına karşı istiğfar en güçlü sermaye ve silahımız…

Seherde, secdede, seferde, sahada ve her safhada mutlaka istiğfar edeceğiz…

Çünkü istiğfar müjde içerir… Umut yüklüdür… Işık sunar… Huzur verir…

Müstağni, mütekebbir, mağrur, müstekbir olmamak için müstağfir olacağız… Mütevazi davranacağız…

Efendimiz (sav) Fetih günü muzaffer komutan edasıyla Mekke’ye girmedi… Bir tevazu abidesi olarak, istiğfar ederek, şükür secdesine kapanarak girdi…

Islah ve inşa süreçlerinin en güçlü dinamiği ve dinamosu istiğfardır…

Musibetlere karşı en güçlü korunak istiğfarımızdır…

“Onlar istiğfarda bulundukları müddetçe, Allah onlara azap etmeyecektir.” (Enfal,33)

Hz. Peygamber (sav) en güzel güvenceye işaret ediyor:

“Ben gittikten sonra da kıyamete kadar istiğfarı ümmetime güvence olarak bıraktım.” (Tirmizi)

Ancak şuna dikkat etmek durumundayız…

İstiğfar, sadece dilimizle muayyen bir sayı tamamlama faaliyeti değildir…

İstiğfarı vird edinmek yetmez, derin bir tefekkür ve tezkiye sürecine girmek gerekir…

Mesele, günlük şu kadar istiğfar rakamlarını yarıştırmak değil, ruhu yatıştırmak ve Rabbe yakınlaşmaktır…

Rasulullah’ın (sav) Huzeyfe’ye (r.a) şu uyarısını kendimize yönelik okumaya çalışalım…

“Huzeyfe! Nerede senin istiğfarın? Ben, günde yüz defa istiğfar ediyorum.” (Ahmed, Müsned)

Yüz defa kesretten kinayedir…

“Hâlâ Allah’a tevbe edip, O’na istiğfarda bulunmayacaklar mı? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyendir.” (Maide, 74)

Öyle ki tevbelerimize bile tevbe etmeliyiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.