Özellikle finans alanında kariyer yapmak ya da yönetici olmak isteyenlerin rekabette öne çıkmak, daha iyi bir işe ve unvana sahip olmak için başvurabileceği en etkin yöntemlerden birisi İşletme Yönetimi Yüksek Lisansı (MBA) yapmak. Fakat; prestijli bir özel üniversiteden elde edilecek bir MBA derecesi için harcanan tutar toplamda 120 bin dolar’ı buluyor. Dolayısıyla pek çok aday için MBA bir seçenek olmaktan çıkıyor. Online kariyer platformu toptalent.co, kariyeri ilerletmek ve daha fazla para kazanmak için MBA yapmaktan çok daha az maliyetli, ancak bir o kadar etkili yöntemlerin de olduğunu söylüyor. İş zekasını arttırmak ve kişisel markasını geliştirerek rekabette öne çıkmak isteyenlere 4 kariyer hamlesi öneriyor:

Güçlü Satış Teknikleri Geliştirmek: İyi satış yeteneklerine sahip olmanın rekabetçi piyasada üstünlük sağladığı biliniyor. Satış yapabilme kabiliyetine sahip insanlar, başka konularda var olan pek çok eksikliğini bununla kapatabiliyorlar. Satış dahil her alanda bilgi sahibi olanlar ise her şirket tarafından tercih ediliyor. Yetenek kazanımında ise var olan yeteneklerinizi insan kaynakları yöneticilerine doğru şekilde satmanız oldukça önem arz ediyor. Aslında MBA programlarını içeriği düşünüldüğünde adaylar için oldukça önemli olan satışın çok az yer kapladığı görülüyor.

Başka Bir Dilde Akıcı Konuşmak: İş hayatında artık tek bir dille başarılı olmak mümkün görünmüyor. Bu nedenle genç yeteneklerin mutlaka başka dillerde yetkinlik kazanmaları gerekiyor. İkinci bir dili sadece öğrenmek değil akıcı bir şekilde konuşmak da zorunlu hale geliyor. Ortalama bir iş insanı günde 6 saatini ayırarak 2 yıl içinde yeni bir dilde akıcı bir aksana kavuşabiliyor.

Kod Yazmak: Son zamanların olmazsa olmaz yeteneklerinin başında kod yazmak geliyor. Kodlama öğrenmek biraz zor olsa bile, iş hayatında yaptığınız her şeyi olumlu yönde etkileyeceğine garanti verilen bir beceri olarak karşımıza çıkıyor. Kodlama, mantık ve organize düşünce gerektirip insanları karmaşık şeyleri daha küçük ve basit parçalara ayırmaya zorluyor. Tedarik zinciri sistemlerinden müşterilerin telefonlarındaki uygulamalara kadar her işletme yazılımlardan destek alıyor ve kodlama bilen adaylar iş mülakatlarında birinci sıralara yükseliyor.

Usta bir hikâye anlatıcısı olmak: “Bilgi ekonomisi” kavramı yerini “hikâye anlatma ekonomisine” bırakıyor. İnsanlar artık bilgiyi değil; sizin, şirketinizin ve ürününüzün kendi hayatlarına nasıl uyum sağladığını öğrenmek istiyor. Hikayelerinin anlatıldığını duymak istiyorlar. Milyonlarca izleyiciye sahip TED konuşmacıları, viral olmuş online reklamlar, dinleyicilere ilham vermesi için uçuk fiyatlar talep eden konuşmacılar, dinleyicilerin dikkatini çekebilmek için birer hikâye anlatıyorlar.  Çoğu iş adamı, bir elektronik tabloya nasıl veri atanacağını ve bir grafiği -örneğin- PowerPoint üzerinde nasıl yazacağını bilmesine rağmen çok azı iyi bir hikâyenin nasıl anlatılacağına dair yeterli bilgiye sahip oluyor. İyi bir hikâye anlatıcısının iyi bir çalışan ve yönetici profili çizdiği ve bu yeteneğin geliştirilmesinin bir MBA derecesinden daha değerli olduğu düşünülüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.