Kutlanan gün konusu anne olunca nahif paylaşımlar yapılır, gün ‘kadın’a gelince dil politikleşir.

Her kadın anne değildir fakat anne potansiyeli taşır. Anne denilince şefkat, özveri ve aile akla gelir. Kadın denilince incelik, iffet ve zarafet. Anneler günü bu anlayışla gerçekleşirken kadınlar günü denilince kafalar karışmaya başladı.

Kadınlar günü giderek neden politikleşiyor? Kadın denilince herkes söyleyecek bir şeyler buluyor. Hakkı çiğnenen kadınları, mağdur kadınları, esir kadınları, istismar gören kadınları konuşmak isterken gündeme başka şeyler giriyor. İnsanlığı doğuran kadınlara özgü paylaşımlar düşlerken, buna fırsat bulmadan söz dönüp dolaşıp kadın üzerinde tartışmalara geliyor.

Mesela Afrika’nın çileli kadınlarını konuşamıyoruz. Beslenme yetersizliği nedeniyle çocuklarına süt yerine ruhlarıyla beslemeye çalışan ‘anne’ kadınlar ‘gün’ün konusu değil. Çocuklarına can vermeye çalışan boynu bükük anneler gündemin ötesinde. Giderek yaygınlaşan bakire kız tüccarları hakkında  dünya kadınlar gününde dişe dokunur bir önlem alınamıyor. Kadınların cinsel köleliliği ve bunu ayakta tutan sektörler hakkında neden büyük ülkelerde sessizlik var.

Savaşın mağduru kadınların özgürlüğünü ve iffetlerini gasp eden çağdaş zalimler hakkında bu günde sesler yükselmeli değimiydi? Bu konuda IHH’nın organize ettiği  Vicdan Konvoyu  takdir edilecek bir çalışmaydı. Yüzlerce gönüllünün eylemi sessiz sedasız gündemin gölgesinde kaldı. Gündem mühendislerinin arz-ı endam ettikleri konular konuşuldu.

Peki bu yıla kadar kadınlar gününde kuşatıcı bir bakış gelişti mi? Öne çıkan önemli bir konu vardı. Şiddet temalı programlar tek doğru olarak devam etti. Kadınlar günü anma programlarında,kadın döven erkekler vardı. Patolojik ve kişilik bozukluğu olan kocaların ne menem bir psikoloji içinde oldukları programlarda ele alındı. Konunun uzmanları bu konuda insanları aydınlattılar. Kadın vakıfları dikkatleri konu üzerine çekmek için bazı klipler hazırladı. Bu görsellerde, hayvanların dişilerine karşı ne denli toleranslı oldukları dile getirildi.  Billboardlarda ve medyada “önce adam ol” gibi sloganlar “buruşturulmuş kağıt kafalı adam”  figürleriyle sergilendi. Mesele böylece bazı vicdanlara deruhte edilmiş oldu.

Kadınlar hakkında yükselen tartışmalar, toplumun din eksenli bir bakıştan uzaklaşması nedeniyle yaşanmaktadır. İslam’ın kadına verdiği değer ortadayken kadın hakkında Batıcı bir dil kullanmak pek anlaşılır değil. Bilindiği gibi Peygamberimiz kadınları cahiliye döneminin metalaştırıcı baskısından kurtarmıştır. Veda Hutbesi bu konuyu tevsik etmektedir. Kadınlar gününü bir ‘kadın savunması’na dönüştüren algı geçen yüzyıl Batı’nın kadın hakkındaki düşüncelerinden kaynaklanır.

Geçen yüzyıl Batı’da ne oldu?  Kadın orjinli hızlı bir değişim yaşandı. Çocukluğunda ikinci sınıf bir cins olarak itilen kadınlar şahitler olarak hala hayattadır. Batı, kadınlar günü ilan ederek günah çıkarmaktadır. Geçen yüzyıl Batı’da kadın hakkındaki algı keskin bir virajla tersine döndü. Örneğin kadının seçme ve seçilme hakkı İsviçre’de 1970’de tanındı. Geçen yüzyıl ortalarına kadar Avrupa’da yasalarına göre, bir kadın evlendiğinde tüm mülkiyeti eşinin üzerine geçiyordu. ABD’de kanunlarına göre kadının mülkü kocasının üzerine geçerdi. Geçen yüzyıl başına kadar yüksek öğrenim hakkı olmayan kadınlar yeni yeni bu imkana kavuştular.  Yine aynı dönemlerde kadınlar otobüsün arkalarında oturmak zorundaydı.  

Sanayileşme sonrasında ortaya çıkan modern yaşam tarzı ile kadına bakış farklılaştı. Kadın sektörde çalışmaya başladı ancak bu kez başka bir sorun ortaya çıktı. Avrupa’da çalışan kadınların yüzde 76’sı işyerinde bir şekilde taciz edildiği istatistiklere yansıdı. 

Görüldüğü gibi yüz yıl içinde Batı’da kadın hakkında keskin bir viraja girdi. Bugün artık bu günah yükünden kurtulmak için agresif hamleler yapıyor. Feminizm akımı kadın hakkında yeni bir imaj oluşturma çabasında. Halbuki Türkiye’de Batı’nın aşağılayıcı kadın tutumu hiçbir zaman uygulanmadı. Buna rağmen aynı tonda kutlama çabaları var.

Kadınlar gününü bir mühendislik alanı olarak gören kesimlerin geldiği son nokta Nurettin Yıldız Hoca komplosu oldu. FETÖ sonrası sahih din anlayışının gelişmesini hazmedemeyen zevat, kadınlar günü için bir komplo hazırladı. Bu kişilik operasyonu ile öte yandan İslam bir kez daha hedef alındı. Böylece kadınlar günü yine anneler gününden farklı olarak bir şahsiyet suikastının gölgesinde geçti.  

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.