“Kadınlar neden sever?” başlığını kullanıp bunun üzerine yazmayı daha çok isterdim elbette!

Aldatma ve kadın kelimelerini aynı cümlenin öznesi olarak kullanmak bir tercih de değildi.

Hoş, erkek ve aldatma kelimelerini yan yana kullanmayı da hiçbir vakit isteyecek değilim ya; neyse, bu başka bir yazı konusu…

Her ne kadar başlık farklı olsa da aslında bu, bir devam yazısı…

“Aldatma cinayetleri neden artıyor?” konulu yazımıza gelen tepkiler, konuyla ilgili başka bir yazıyı elzem kıldı.

Çoğu okuyucumuz bunun önemli bir sosyal sorun olduğu konusunda hemfikir. Gittikçe artış gösterdiğine dair inançları da kavi!

Gelen yorumların bir başka ortak noktasını ise konuyla ilgili yazmaya devam etmemiz ve “neden” sorusuna cevap bulmaya çalışmamız gerektiği oluşturmuştu.

Esasında, aldatma cinayetleri ana unsurunun neden alt-orta sınıf sosyo-ekonomik kesim kadınlarından oluştuğunun çoktan sorulması ve bilimsel çevrede çözüm odaklı çalışmalar yapılması gerekiyordu.

Böyle ciddi ve tahripkâr bir durumun şimşek hızıyla yayıldığını görmemek için öyle uzman falan olmaya da gerek yok!

Gündelik hayatın izini biraz dikkatli gözle takip edenler, haber adı altında bizlere sunulanlara salt seyir değil de azıcık merak duygusu ile bakanlar, gidişattaki vahameti kolaylıkla tespit edebilirler!

Aldatma cinayetlerinin kamusal hayata düşen izdüşümlerindeki görsellerde şalvarlı, yazmalı, varoş veya taşrada mukim kadınları dikkatten kaçırmak çok da kolay olmaz.

Konuyu bu kesim ile sınırlı tutup diğer sosyolojik katmanları bundan masun tutacak değiliz.

Tam tersi, eskinin sadece üst-orta, toplumdan kopuk belli meslek guruplarında yaşanıyor gibi düşünülen sadakatsizliğin artık üst ve orta kesimden alt sosyo-ekonomik tabakaya kesif bir sirayetinden bahsediyoruz.

Konuyu alt kesim üzerinden incelememiz, söz konusu durumun artıktoplumun her kesimi içindeki artışa dikkat çekme ve aldatma cinayetlerinin öznesi olması sebebiyledir.

Sadakatsizliğin, gelenek/değer/muhafazakârlığın son kalesi gibi görünen kesimde görünür olması toplumsal bir başkalaşmanın, bencilleşmenin, değer yitiminin bir sonucu mudur?

Yoksa iletişimin ucuzlaması, değerlerin ötelenip izlenme oranlarının önemsendiği, hatta bilinçli değer başkalaşımının amaçlandığı yapımların en ücradaki eve fütursuzca girmesinin ürünü mü?

Dağ köyünde bile başköşeye kurulmuş TV’lerden evlere giren açık, örtük, subliminal mesajlar kişileri/kadınları cinselliği ana amaç gören mankurtlara mı çeviriyor?

Peki, “Kadını -düne kadar özgecilikle nam kadınımızı- birey olma, merkeze kendini alma propagandasıyla getirdiği bir noktadır” mıdır?

Veya gelinen nokta erkeğin başlattığı adaletsiz bir “erkektir aldatır da döver de, elinin kiri vs” mantalitesinin kadının tarihsel beyni/kalbi üzerindeki hissizleşmiş bir rövanş kaygısı mı?

Evdeki erkeğin; baba/abi/koca serüveninde acımasız, her hakka sahip ve hiçbir hak vermeyen tipolojisine karşın ekranlar, sosyal medya yoluyla kibar, anlayışlı, sevgi dolu, değer veren yeni bir erkek modelini keşfi mi!

Evdekine olanca sertliğine karşın dışarıdaki kadına tüm sevgi ve merhametini giyinmiş erkeğe duyulan öfke mi…

Yok, hayır!

Bu soruları sorarak aldatan kadını meşrulaştıracak yahut vakayı küçümsetme çabası içerisine girecek değilim!

Başta da bahsettiğim gibi çapraz sorularla, ortaya çıkmış mühim bir sorunun merkezine ulaşma çabamız bulunur!

İnanınız olguyu konuşmaya kapatma, yok sayma gündeme getirerek yıkıma uğratacağımız değer yıkımdan fazlasını getirecektir!

Sahi, “Teşhiş, tedavinin yarısıdır” diyordu değil mi hekimler.

Kim bilir, belki bu konudaki sesli sorularla cevaba bir adım yaklaşabiliriz…

Twitter.com/sabihadogann


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selim 2017-11-19 07:53:35

Iletişimin ucuzlaması iletişimin kolay olması subliminal mesajlarla hem erkeğin hem kadının yetiştirilmesi maddi ve manevi boşluk sonuçlarıyla aldatmanın verdiği adrenalin ve heyacan ile mutlu olunacagina inanılması ..... Sonuç ne erkeği ne kadını egitemiyoruz.Ne evde ne okulda .....Ne evde örnek olacak var ne okulda......

Avatar
Kerem 2017-11-21 09:09:47

Aldatma isteği aldatma eğiliminden kaynaklanır ve bu eğilim insan doğası kadar eskidir. Genelevlerinin ve fahişeliğin tarihine baktığınızda bile bu yeterince belli olur. Sadece bu eğilimi hayata geçirebilme ve bizlerin bu olaylara vakıf olma yolları çeşitlendi. Eskiden komşu duyarsa duyuyordu şimdi kameralar görüyor vs. İnsanlar bu konuda eskiden daha masum değildi yani. Zina arttı algımız dindarlık ve muhafazakarlık artınca aldatma azalır inancımız kadar gerçek dışıdır. 20 senelik bir klinisyen psikolog olarak ilgili vaka gözlemlerim beni bu tespitim konusunda ziyadesiyle ikna etti.