Deniz Baykal Kasedi’nin “FETÖ tarafından” servis edildiği ve “Bizim Camia”nın bu işin üzerine balıklama atladığı günlerde kafayı yemek üzereydim!..

Çok yakın “dostlarla”  bu konu üzerinde tartışıyor ve onlara “nasıl bir oyunun kurulduğunu göremediklerini” söylüyordum.

Onlar da…

Olur mu Serdar, sen ne dediğinin farkında mısın?!! Deniz Baykal’ın yaptığının kabul edilebilecek, anlayışla karşılanabilecek tarafı mı var?!!” filan diyerek savunmaya geçiyorlardı.

Çünkü onlar, İngiltere-İsrail-ABD Hattı’nın Türkiye’nin başına ne büyük çorap ördüğünü göremiyorlardı!!!

Biz görüyorduk…

Gördüğümüz için de haykırıyorduk!..

Haykırdığımız için de hedefe yerleştiriliyor, saha kenarına alınıyorduk!..

Bir de…

Sürekli olarak “Kıbrıs Yazıları” kaleme alıyorduk…

Uyarıcı yazılar, “Arz-ı Mev’ud sınırları içindeki Kıbrıs’ta Siyonist İşgal” yazıları!..

O süreçte, yani Deniz Baykal’a kaset işinin arka plânını ortaya koymaya çalıştığımız ve “Kıbrıs Uyarıları”nda bulunduğumuz o süreçte, aleyhimizde nasıl bir kampanya yürütüldü, anlatamam!..

Hemen her hafta yeni bir “bomba” patlatılıyordu; o kadar ki, Kocaeli’nde “AZİZ” adlı bir yurt işlettiğim, burada kalanlardan 4’üne (Niye 4’se!..) çok çok af edersiniz “tecavüz” ettiğim, bununla da yetinmeyerek görüntüleri kayda aldığım ve bu kayıtları şantaj malzemesi olarak kullandığım bile “haber”leştirildi!..

Polis evime baskın yapmış, beni savcılığa çıkartmış, tutuklanmışım, hapse atılmışım!..

Vay benim dertli başım!..

Aziz” diye bir kız yurdu yok, mağdur yok, eve polis gelmemiş, ben hapiste değilim ve hakkımda binlerce “haber” yapılıyor!..

Ben, cevap veriyorum…

“Bizimkiler” görmüyor, “alçaklar” yaygınlaştırdıkça yaygınlaştırıyor!.. 

Şikayetçi oluyorum…

Savcılık “iftiranın kaynağına” ulaşıyor…

Kaynak, “İftira attım ne olmuş!..” diyor.

O “Zaman”ın  yargısı “İftira attım ne olmuş!” diyene bir şey yapmıyor!..

Çünkü mesaj var…

Mesaj “Aziz” üzerinden…

Malûm, “Sultan Aziz” katledilen Padişah…

Diyorlar ki…

“Ayağını denk al! ”

 Almıyorum denk, devam ediyorum...

Ben devam ettikçe, farklı kesimlerin ortaklaşa saldırılarına muhatap oluyorum..

Kemalist Muhafazakârlarla diğer muhafazakârlar arasında bir “işbirliği” var sanki!..

Hep birlikte saldırıyorlar!..

Kemalistler ve diğerleri bana saldırıyor, organize biçimde!

Yazılarımın ve sözlerimin arasından “ustalıklı cımbızlama” hamleleriyle “cümleler” seçiyor, seçtiklerini birleştiriyor ve türettikleri anlam üzerinden bana saldırıyorlar!..

Ben sözde, “Orayı burayı patlatsınlar!” demişim!..

Bir programda elli kez teröre lanet var, iki dakikada bir terörü kınıyoruz ama…

Kirli operasyon devam ediyor!..

Araştırıyorum, “Kemalist Sol” görünümlü siteye servis yapan FETÖ imiş!..

Belgeleriyle ortaya koyuyor, haber yapıyorum.

MİLAT’ta sürmanşet, çokları görmezden geliyor!..

Okuyucu mu;

Gaz verir”…

Sahip çıkmak mı?..

On binde bir, Allah bilir!..

“Hâlâ” habercilik yapmaya çalışan, “hâlâ”  mesleğinin onuruna sahip çıkmak için uğraşan…

Okuyucusundan her daim kullandığı cep numarasını bile gizlemeyen, başı eğik değil ama hafif önde, lüksü, şatafatı olmayan kendi halinde bir gazeteci…

Böyle bir adamla niçin uğraşırlar?..

İşte mevzu burada:

Benim “çok geniş bir çerçevenin” işbirliğiyle saldırılara uğramam, çoğu vakit “dirsek” operasyonlarına maruz bırakılmam vesaire, “erken uyarı sistemi”ni harekete geçirmeye çalışmamdan kaynaklanıyor.

“Mayın” meselesi, “Kıbrıs” meselesi, “Baykal’a Kaset” meselesi…

Sayın Abdullah Gül’ün etrafına birikmiş kifayetsiz muhterisler tarafından yanlışa yönlendirilmek istendiğini de “Yabancı Kulislerde Abdullah Gül Sesleri” diyerek yazan biziz, ilk olarak!..

Ah Sayın Gül, gelmeyiniz oyuna!..

Hâlâ uyarıyoruz, hâlâ “dostça” uyarıyoruz ve bunu yaparken de, eleştiri sınırlarını aşan “goygoycu takımı” ile ayrıca uğraşıyoruz!..

“Deniz Baykal’a Operasyon” diyorduk, çok sakat bir mevzu…

Bugün…

“Deniz Baykal’a Kaset Operasyonu” ile Gezi Olayları arasında bağlantı olduğunu göremeyen kaldı mı?

“Yüzde yüz aptal” değilse biri, işin bu tarafını görüyordur mutlaka.

Gezi Olayları ve sonrasındaki bütün gelişmeleri…

One Minute’den başlayın ve aklınıza gelenleri kaydedin:

Gezi Olayları, teröristlerin alınlarına öpücük kondurmalar, 7 Şubat MİT Vak’ası, 17-25 Aralık Operasyonu, Recep Tayyip Erdoğan’a montajlı ses kayıtları ile saldırılar, Kobani, DEAŞ, PKK, PYD, SDG, Patlamalar, Çukurlar, 15 Temmuz Darbe Girişimi, Rus uçağına FETÖ indirmesi, Diyanet-İmam Hatip tartışmaları, Atilla Davası, Man Adası, yürüyüşler, tahrikler…

Kudüs Kararı malum; Balfour Deklarasyonu’nun 100’ncü yılında, kuşatma, PKK’ya 4000 tır ABD silâhı , içeride saldırılar, İyi/Kötü Siyasal hareketler, Yurtta Sulh, “Silahlı Kamplar Kuruluyor” yaygarası…

OHAL / KHK!..

Acayip tartışmalar…

Şimdi de ABD’nin Terör  Ordusu!..

“Başkomutanı” da PKK Terör Örgütü!..

AKP’lilerin (Ak Partililerin değil), çok itibar ettiği medya organlarında “Cari Açık Artıyor!” haberleri…

Yorumlar;

Ekonomi sakata geliyormuş!..

ABD Operasyonuna Paralel!..

Bu “bir kısım medya” çok uyanık, AK Parti’yi savunma pozisyonunda “hımbıllar” ve karşısına deve dişi gibi “militanlar!”

Karşı karşıya getiriliyor ve “AK Parti Cenahı”na iki de bir “ekran dayağı” attırılıyor!

ABD…

30 bin kişilik terör örgütü…

Başkomutan PKK!..

PKK’ya meşruiyet!..

Arz-ı Mev’ud!..

Kıbrıs’taki “Siyonist Tezgâhı” yazıyoruz ne vakittir, kulak veren pek yok!..

Diyoruz ki,

“Ey idare edenlerimiz, Kıbrıs’ta ajanlar cirit atıyor!..

Kıbrıs’ta kazan kaynatılıyor!”

Tık yok, rahatsız olanlar var!..

Hissediyoruz!..

Yazının başına dönelim;

“Deniz Baykal’a Kaset Operasyonu”na…

Şimdiki hâle bakın:

 “İstanbul Tercihleri” de ne böyle!..

Amaç ne?..

Yani…

CHP’nin İstanbul’u kazanamaması için bundan daha etkili bir “hareket” yapılamazdı!..

Canan Kaftancıoğlu, kocasıyla beraber öyle mesajlar vermiş ki…

Onu oraya taşıyan irade şunu diyor adeta:

“Ey İstanbul halkı, ey Anadolu İnsanı!..

CHP’yi iktidara getirirseniz…

Başınıza neler geleceğini, Yeni İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ve eşinin yaptıklarına bakarak anlayabilirsiniz!..

Siz siz olun…

Yol yakınken aklınızı başınıza alın, CHP’ye oy vermek gibi  vahim bir hataya asla düşmeyin!..”

Sanki böyle…

Seçim kazanmak gibi bir dertleri yok sanki!..

Peki ama niye?..

Bir şey var…

Sanki…

Hedef “seçim kazanmak” değil…

Bir Anamuhalefet Partisi seçimi kazanmayı hedeflemiyorsa…

Neyi hedefliyordur?..

Bilinmez!!!!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sibel KARAMAN 2018-01-17 12:31:38

biz mevzuyu çok net olarak okuyoruz serdar by.mesele yönetenlerimiz ne kadarını görüp okuyup anlayıp strateji geliştirebilecekler.herşeye rağmen Allahın izniyle tüm aleni ve psikolojik harbleri kazanıp tayyip abimi 2019 da inşAllah başkan yapıp,nizamat veren,siyaset belirleyen,oyun kurup,oyun bozan türkiyeyi inşa edecegiz

Avatar
Avni 2018-01-17 08:43:47

Her şeyi özetlemişsin serdar bey doğru söyleyen hakkı söyleyen az kaldı bu memlekette sizleri tebrik ederim.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-17 11:10:04

CHP, İstanbul büyükşehir belediyesini kazanmak için HDP yle gizli bir ittifak olabilirmi? Bir vatandaş olarak yanlış buluyorum. Yazarımızın düşünce ve tavsiyelerine katılıyorum.

Avatar
Akın Elen 2018-01-17 17:03:43

Serdar bey yazılarınız uzun zamandır takip etmeye çalışıyorum.davanizda muaffak olmazı canı gönülde. Dilerim.kafdanciogluna gelince siz cahapenin secim kazanmak gibi derdiyok diyorsunuz ama ele almadığınız bir konu daha var .arz talep meselesi.bir yerde bir dükkan açarsınız müşteri sizi neye yonlendirirdlse o yine yönelirsiniz.chp seçmeni Temsil edecek kişinin polise taşatmasi terörden yana olması milli duygulardan arınmış olması ve islama resmen küfretmesi gerekiyor bu küfür işinide yediyi domuzların kemiklerini paylaşarak yerine getirdimi. Istanbul il başkanlığına biçilmiş kaftan olur kaftancıöglu.

banner624