Önceki yazılarımda da dediğim gibi insan çok farklı bir varlıktır… İnsan nasıl bir bedene konuk olduğunu bilmezse bu bedeni yanlış kulvarda kullanır ve yarın Allah muhafaza çok ciddi sıkıntılarla karşılaşır…

Evet… Şimdi, insanın hayatına yön vermeye çalışan şeytandan sonra ikinci bir varlığın kim olduğunu öğrenme vakti geldi:

Allah’ın resulü aleyhisselam aynı şeytan gibi kendisini göremediğimiz şeytanın rakibi hakkında bizlere şu bilgiyi verir;

 “Allah dosdoğru yoluna dair şu örneği sundu:

“Yol boyunca iki duvar, duvarlarda açık kapılar ve kapılar üzerinde de gerilmiş örtüler vardır. Yolun başında ve üzerinde bir çağırıcı daima şöyle seslenir:

“Ey insanlar! Hep birlikte şu dümdüz yola girin, eğri gitmeyin.” Bir davetçi de yol üzerinde çağırır. İnsan, bu kapıların birinden girmek istediğinde “yazıklar olsun sana, ona açma! Çünkü açacak olursan, oradan girersin” der.

Sırat (dosdoğru yol) İslam’dır, iki duvar Allah’ın sınırlarıdır, açık kapılar Allah’ın haramlarıdır, yol başındaki davetçi Allah’ın kitabıdır, yol üzerindeki davetçi de her Müslümanın kalbindeki Allah’ın nasihatçisidir.”[1]

Subhanallah..!

Allah’u Teala kullarına karşı ne kadar da merhametli!... Kulunu şeytanın vesveselerine terk etmemiş…! İnsan nereye giderse gitsin, ister dünyanın öbür ucuna gitsin kalbindeki nasihatçiyi da beraberinde götürür… Tıpkı damarlarında kan gibi dolaşan şeytanı beraberinde götürdüğü gibi…

Evet…

Meğersem insan yalnız ve başıboş bırakılmamış...!Sağ ve solunda birer yazı melek, ön ve arkasında koruyucu melekler ve cennete teşvik eden bir nasihatçi ile cehenneme davet eden bir şeytan…

Ey insan! Kıskaç altına alındığını görebiliyor musun?

Değerli okuyucu kardeşim..!

Şeytan, kalbimize vesvese attığında hemen kalpteki nasihatçimiz devreye girer… Sakın şeytanı dinleme der… Ve şeytanla nasihatçimiz başlar mücadeleye… Kim galip gelirse o, bizim tabiri caizse kulağımızdan tutup ya haram bölgeye götürür ya da uzaklaştırır… İnsan şeytanla nasihatçinin arasında bir yerdedir…


[1] İbn Ebi hatim ve Taberi de leys b. Sa’d kanalıyla böyle rivayet etmişlerdir. Bunu Tirmizi ile Nesai de rivayet etmişlerdir. Senedi hasen-sahihtir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.