Ömrünün büyük kısmı ibadet yerlerinin dışında geçmişti. Geriye kalan kısmını nasıl geçirmek istediğinde müteredditti. Çarnaçar geleceği yerleri biliyordu. Ve bir düş kurdu.

Namazdaydı. Orada dahi hayalleri vardı. Onlar için çok şeye sahipti.

‘Hala yakışıklıyım. Kendimi genç hissediyorum.

Şöhretim var. Herkes tarafından tanınıyorum.

Güzel bir kadınım var ve mutluyum.

Çocuklarım var ,iyi okullarda okuyor.

Evim var. Gönlüme göre dizayn ediyorum.

Param var. İstediğim arabaya biniyorum.

Eh! Arada bir aksatsam da ibadetimi de yapıyorum.

Önümüzdeki bir kaç senenin planlarını gerçekleştirecek imkanlara da sahibim.

Sadaka ve zekatımı da veriyorum. Yani vergimi kaçırmıyorum. Herhalde onların yerine geçer. Şerefli bir vatandaşım.

Ha! Şunu da söyleyeyim: Dünyadan kam almaktan da geri kalmıyorum. Sanki bir daha mı geleceğim buraya. Dünya herkese güzel de niye bize çirkin olsun. Bak ne güzel yaşayıp gidiyorum işte.

Biriktirdiklerime de ihtiyaç fazlası demeyin. Ne olmaz ne olmaz. Düşüp kalkmayan bir O var. Bunlar bir ihtiyat akçesidir.

Sürekli doktorlara gidiyorum ve çekabımı da yapıyorum. Alimallah turp gibiyim. Sağlığım yerinde ve kalbim saat gibi çalışıyor. Beynim de zehir gibi. Midemde ise şükürler olsun şimdiye kadar bir arıza çıkmadı.

Ohoooo... bu gidişle daha bir kaç yılı deviririz inşallah.

Biz bu dehrin hep çilesini çektik. Safasını görmeye daha yeni geldik.

Öyle bakmayın bana. Buralardan erken ayrılma gibi bir niyetim yok. Hakikaten dediğim gibi. Kalbim saat gibi çalışıyor’ derken saffa yığılıp kaldı.

Namazın bitmesine daha vardı. Onu tanıyanlar ne oldu da secdeden kalkmadı diye telaşlanmadılar. Çünkü uzun kalırdı secdede. Ama bu defaki her zamankinden daha uzun sürdü. Hoca tam selam verecekti ki o, sağına doğru düşüp kaldı.

Dili şişmiş ve beynine oksijen gitmeyecek kadar kalbi birden duruvermişti. Camide alaresulina salavat yerine:

— Aman yok mu doktor içimizde? Allah aşkına adam ölüyor. Çabuk ambulansı çağırın diye velvele koptu.

— Doktorum. Yol açın. Dikkatlice uzatın. Ambulansı da hemen çağırın.

Allah! Allah! Allah! Allah! Hayır olmuyor.

— Dene doktor. Adam ölüyor.

Allah! Allah! Allah! Allah!

Hayır olmuyor. Gerçekten adam ölüyor. Durmuş kalbi. Beyniyse oksijen alamıyor belli ki.

Geldi ambulans. Yol verin.

— Bir iki üç! Bir iki üç! Bir iki üç! Bir daha. Bir iki üç! Bir iki üç! Bir iki üç! Tamam! Kalbi çalışıyor sanki. Dikkatle sedyeye alıverelim.  Hep beraber. Bir iki üç! Tamamdır. Durumu fenadır. Gidiyoruz hastaneye. Haber verilsin ailesine.

Namazın neşesine ölümün hüznü karışmıştı. Ölümün yakıştırılmadığı adam şimdi onun pençesinde kıvranmaktaydı.

— Nasıl olur! Sapasağlamdı. Hiçbir şeyi yoktu be adamın!

— Dağ gibi adam bak nasıl devrildi!

— Ölümü hiç aklına getirmezdi!

— Yaşamaya aşıktı ve kendine de çok bakardı!

— Ailesine kim haber verecek?

— Bu işi en iyi hine hoca yapacak.

— Yahu hastalığınızın habercisi de mi ben olayım?

— Aman hocam. Canım hocam. Şimdi naz zamanı değil.

— Adam ölüyor. Ailesine haber verelim. İsterseniz biz de sizinle gelelim?

— Haydi buyurun gidelim.

Yaklaştılar onun evine. Bir kahkaha yükseliyordu ki değmeyin keyfine. Hatta öyle dalmışlardı ki eğlenceye ev halkı. Dikkatlerini bile çekmemişti babalarının neden bu kadar geç kaldığı.

Zile basıldı ve kapı açıldı.

— Buyurun hocam hayırdır? Acaba babamız neden sizinle değil?

— Biz de onu haber vermeye geldik. Rahatsızlandı hastaneye gönderdik.

— O sapasağlamdı ve hastalanmazdı! Ne oldu? Yoksa...

— Öyle sandığınız gibi değil. Biraz kalbi teklemiş. Doktor öyle demiş. İsterseniz acele edelim. Hastaneye beraber gidelim.

— Beyim hastalanmış! Babamızın kalbi rahatsızlanmış! Nerede acaba?

— Koridorun sonuna doğru gidiniz. Yoğun bakımı göreceksiniz. Durumunu orada öğreneceksiniz.

Hep birlikte ve tek nefeste oraya vardılar. Sevenlerinin toplandığını gördüler.

Artık iyi haberi beklemek gerekti. Birazdan doktoru gelecekti.

Ailesine görünce herkesin başları önlerine düştü. Çoğunun yüzündeki ifadede ümit yoktu. Ama çıkmayan candan da ümit kesilmezdi.

Yoğun bakımın kapısı açıldı. Doktor geldi.

— Elimizden geleni yaptık. Ne yazık ki hastayı kurtaramadık. Kalbi buraya gelmeden durmuş zaten. Kriz ilk vurduğunda götürmüş birden. Allah sabırlar versin. Alabilirsiniz cenazenizi birazdan.

Bir bağırtıydı koptu. Herkes göz yaşlarına boğuldu. O ise gayet sakindi.

Hanımının göz yaşlarını silmek istedi. Yavrularının başını okşayıp onlara sekinet vermeyi diledi.

Her zamanki gibi güçlü ve kuvvetliydi. Bunca kalabalığın içinde dirayetli olan sadece kendisiydi.

Toparlandı ve doğruldu yerinden. Bunları yapmak için. Kıpırdayamadı. Ölenin kendisi olduğunu o zaman anladı.

Eyvah dedi başladı dövünmeye.

— Benim daha yapacak çok işim vardı. Artık nafile.

Bu arada hemen hesap vermeye başladı.

Böyle giderse helal dediklerinin hesabı çok zaman alacaktı. Ya haramın azabı nasıl olacaktı.

Öyle korkmuştu ki! Sandalyeden düşecek gibi oldu. Hemen kendine geldi.

Bir oh çekti derinden.

— Şükürler olsun bu bir düşmüş.

Sular içinde kalmışım.

Bak yaşıyorum ve daha ölmemişim.

Bir düş bu hale düşürürse.

Gerçeği neler etmez ki...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-07 00:35:51

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık.
YALNIZ iki kişiye gıpta edilir. Biri, Allah'ın, mal verip hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimse; diğeri de, Allah'ın, kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları başkasına öğreten (yâni ilmini infâk eden) kimsedir." (Buhârî, İlim, 15)

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-07 01:07:45

ALLAH im dinden imandan ayırmasın bizleri, ALLAH im ölümünde hayırlısını versin. Dünyada hayatın değişmeyen tek gerçeği olan ölüm önümüzde dururken birbirimizi üzmeye, kırmaya değer mi?

Avatar
Salih gardaş 2018-07-07 08:48:14

Enfes olmuş. Çok malın çok hesabı olduğu gerçeği değiştirmiyor

Avatar
Şeyma Öztürk 2018-07-07 12:45:30

Silkeleyip kendimize getirdiniz var olunuz hocam.

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-07 14:45:00

yalan dünyada hayatın değişmeyen tek gerçeği olan ölüm önümüzde dururken birbirimizi üzmeye, kırmaya değer mi?

Avatar
Aydın saygılı 2018-07-07 16:14:44

Yazarımızın gönlüne kalemine saglık Allah razı olsun selamlar saygılar