Hepimiz onların masal ve hikâye kitapları, romanlarıyla büyüdük. Acıları kederimiz, sevinçleri neşemiz oldu. Önce yaşadılar o duyguları, sonra da bize yaşattılar. Çocukları sevmeselerdi bu kadar eser verebilirler miydi? Meselâ Kemalettin Tuğcu 500 civarında kitap kaleme almıştı. Ömrü boyunca eve kapanmış, Türkiye’nin çocuklarına ulaşmak için gayret sarfediyordu. İlk okuduğumuz yazar belki de Ömer Seyfeddin’dir, ama hemen ardından Kemalettin Tuğcu gelir.

         Çocuk edebiyatı ayrı, geniş ve uzun bir mevzu. Bu edebiyatın varlığını tartışan edebiyat tarihçileri de çıktı, ama sonuçta çocuklar bazı kitapları özellikle seçiyorlar ve okuyorlar. Kitap fuarlarının büyük bir bölümünü niçin çocuklarımız ve gençlerimiz dolduruyor? Çünkü onların ilgilerini çekecek kitapları sergiliyor yayıncılar da ondan. Fuarların belki de en sevimli grubu, ilkokul çağındaki çocuklarımız. Onların standlara akın akın gelişleri yayıncıları mutlu ettiği gibi alanda gezip dolaşan yetişkinleri de sevindiriyor. Çünkü fuara gelen her çocuk, kitabı seviyor, okuyor demektir.

         Çizgi romanlardan kurtulup da ciddi kitaplara yöneldiğimizde karşımıza ilk çıkan yazarlardan biri Muallim Naci idi. Onun Ömer’in Çocukluğu ne kadar güzel bir hatıra kitabıdır. Sonra Ahmet Midhat Efendi’nin, Ahmet Rasim’in, Refik Halit’in ve diğer yazarların çocukluk hatıraları unutulamaz. Aslında bu duygu hemen hemen bir çok yazarımızda köklü biçimde var. Yetişkinlere hitap eden edebiyatçılar zaman zaman çocukluk dönemlerine gidiyor ve âdeta denize dalıp mücevher çıkaran defineciler gibi o masal çağlarından bize, bugünümüze sevimli anılar taşıyorlar. İlk kitabım Edebiyatçılarımızın Çocukluk Hatıraları’nda 72 yazarımızın bu serüvenlerini bizzat yaşamıştım. Necip Fazıl’dan Peyami Safa’ya Halide Edib’ten Hüseyin Rahmi’ye kadar pek çok şair ve yazarımız, çocukluk yıllarını mesut bir şekilde hatırlamış ve  kaleme almıştı.

                   ÇOCUKLARA ADANMIŞ KALEMLER

         Elbette çocuk edebiyatı alanında kalem oynatmak kolay değil. Hatta ittifakla varılan kanaat şudur ki, çocuklar için yazmak büyükler için yazmaktan çok daha zordur. Zira 50-60 yaşlarında bile olsanız o hâli yaşamak mecburiyetindesiniz. Bir bakıma çocuk olmak, o duygu ve düşünceleri tanımak ve edebî metinlere aktarmek durumundasınız. Bundan dolayı hemen hemen bütün edebiyatçılar çocukluk hatıralarını kaleme almışlar ama oturup çocuklar için yazanların, ömrünü çocuklara hasreden sayısı pek fazla değil. Son zamanlarda bu sayıda  bir artış olduğunu görebiliyoruz. Şüphesiz dönüp maziye baktığımızda ilk hatırladığımız isim Ömer Seyfeddin’dir. “And”, “Pembe İncili Kaftan”, “Topuz”, “Kaşağı” ve diğer bir çok hikâyesini büyük bir heyecanla okuduğumuz Ömer Seyfeddin, 36 yıllık ömrüne 150 civarında hikâye, bir iki roman ve pek çok günlük sığdırmıştı. Ömer Seyfeddin’den sonra  da bu alanda yazanlar oldu ama Kemalettin Tuğcu’ya gelinceye kadar bu sahada sebat edenlerin sayısı fazla değil. Arada Peyami Safa, Server Bedi imzasıyla kaleme aldığı macera romanları ve bilhassa polisiye kitapları Cingöz Recai ile haklı bir şöhrete ulaştı. “Cingöz Recai” dizisinin filmi geçmişte yapılmıştı. Ama bugünlerde yeniden çekildi ve çocukların ilgisi yeniden bu kitaplara yöneldi.

Çocuk edebiyatımızın tükenmez kalemi Kemalettin Tuğcu, kitaplarıyla nesilleri besledi ve yetiştirdi. Genelde acıklı, kederli, hüzünlü hikâyelerdi yazdıkları. Hatta bazı eğitimciler bu kitapların çocuklara zararlı olduğunu bile iddia ettiler. Hâlbuki Tuğcu, bize sevgiyi, merhameti, yoksullara acımayı, onlara yardım etmeyi öğretmişti. Aslında bunlar temel insanî değerlerdi. Fazıl Hüsnü Dağlarca daha çok çocuk şiiri yazdı. Çocuklar için yazan pek çok isim oldu. Meselâ İbrahim Alaeddin Gövsa, Ali Osman Atak, Niyazi Birinci, Sadettin Kaplan, Cahit Zarifoğlu, Ahmet Efe ve diğerleri... 1980’li yıllarda Niyazi Birinci, 1990’lı yıllarda Sadettin Kaplan pek çok çocuk kitabı kaleme aldılar. Eserleri bugün Türkiye’nin hemen hemen bütün kütüphanelerinde bulunuyor. Mustafa Yazgan, Yaşar Kandemir ve Talip Arışahin ise daha ziyade dinî temalı kitaplara imza attılar. Geçmişte Ahmet Kabaklı, Muazzam Gürşen Sepetçioğlu ve Olcay Yazıcı gibi bu alanı deneyen yazarlarımız da çıkmadı değil. Ancak devamlılıktan söz edilemez. Mustafa Ruhi Şirin’in, Yalvaç Ural’un, Nur İçözü’nün adını da anmak gerekir. Mevlana İdris ve Salih Zengin’in kitaplarını da hatırlamalı elbette. Bugün bir çok yayınevi, artık çocuk yayıncılığı yapıyor. Dolayısıyla çocuk edebiyatı da son yıllarda çok büyük bir gelişme gösterdi.

                   300 KİTABIN YAZARI SARA GÜRBÜZ ÖZEREN

          Bugün çocuklar için yazan pek çok hanım yazar var. Bunlar arasında kıymetli yazar Sara Gürbüz Özeren’i mutlaka anmak gerekir. Erzurum’da yaşayan yazarımız, yaklaşık 300 eserle büyük bir rekora imza attı. Nehir Aydın Gökduman, Nur Dombaycı, Esra Avgören, Yasemin Mimir Altunok, Sevda Dıraga Canbaz ve Zekiye Çoban da aynı yolda ilerleyen değerli yazarlar. Çocuk yazarlarının sayısı çok. Dördü unutulmamalı: Necati Akbaba, Mehmet Emin Ulu, Ahmet Mahir Pekşen ve Ayşe Sevim. Dün olduğu gibi bugün de ömrünü çocuklarımıza adayan bütün yazarlarımıza teşekkürler. Sağolsunlar, var olsunlar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.