Kandil birkaç aydan beri sessiz ve derinden adım adım kuşatılıyor. PKK köpekleri kaçacak delik arıyor. Afrin’ girildiği gibi Irak derinlerine girmiş durumdayız. Yaz aylarında öldürücü yumruk indirilecek.

ABD, Menbiç' ten PKK'yı boşaltmayı kabul etmek zorunda kaldı. Ağustosa kadar boşaltma bitecek, Türkiye'de eğitilen Araplardan oluşan bir polis gücüne bırakılacak.

PYD-PKK, sessiz, sessiz kuşatılıyor.

Şimdi...

PKK bu kadar kıstırlmış, kuşatılmışken, CHP ve fundamentalist laikçi çevreler HDP yi meclise taşımak için yırtınıyorlar.

Emin Çölaşan, yalvaran “Ne olur, HDP'yi meclise gönderelim” yazısı yayınladı. Niyetleri sil baştan hendek-barikat başlatacaklar.

Cihangir/TürkSolu/Fanatik Laikçi kesimler Türkiye'ye bela yaratmaya doymuyorlar.

***

Buna Hazır mısınız?

Fert başına milli gelirimiz 1959 senesinde 584,1 dolar idi.

1960 yılında Halkın oyları ile gelen iktidar darbe ile indirildi.

Yerine atanmış/ayarlanmış darbe hükümeti getirildi. Bu içimizdeki "Batıcı Lobiler” in yani "Galata Türkleri” nin operasyonu idi.

1961' de milli gelir 194,3 dolara geriledi.

Artık, uzun yıllar 500 lü rakamları bir daha göremedik. Ancak 1972 senesinde 592 dolara erişebildik.

Menderes’i devirenler ülkenin 12 yılını çaldılar. Kendileri hala ne güzel iş başardık, özgürlük getirdik diye kof kof kasılırlar.

Ama rakamların dili bu...

Çok mu güzel?

Cihangir/TürkSolu/Fanatik Laikçi kesimler, Erdoğan’ı devirerek yine bunu tekrarlayacaklar.

Pek hevesliler!

***

Erdoğan’ı devirirlerse kimlerle kutlayacaklar?

İçeride bir karışıklık olduğunda dış güçlerin parmağı vardı, yoktu, tartışıyoruz. İşte size dış güçleri gösteren somut bir örnek. Hem de Soner Yalçın'dan;

“Abdülhamid'i devirdiklerinde, Sadrazam Mahmut Şevket Paşa ile Harbiye Nazırı Salih Paşa İstanbul Hahambaşı Haim Naum’u ziyaret etti. Her iki Paşa da Selanik Yahudilerinin verdiği destek için teşekkür ettiler.” (Soner Yalçın-Efendi, Beyaz Türklerin Büyük Sırrı 2004 s.135)

Yani, Abdülhamid'i devirenlerden Başbakan Mahmut Şevket Paşa, ve Milli Savunma Bakanı Salih Paşa birlikte İstanbul Hahambaşı'nı ziyaret ediyor, Abdülhamid'i devirmelerinde Selanik Yahudilerinin desteğinden dolayı teşekkür ediyorlar.

Yine Abdülhamid karşıtı cepheden Yalçın Küçük, aynı Paşaların, Padişahın devrildiği gün İstanbul'da Yahudi mahfiline gidip, devrimi, Yahudilerle birlikte kutladıklarını kaydediyor.(Yalçın Küçük, Gizli Tarih I, Salyangoz Yayınları, 2006 s.108)

Abdülhamid'i devirmek Türklere değil, de Yahudilerle lazımmış ki kutlamayı Paşalarımız Türklerle değil Yahudilerle yapmışlar!

Şimdi; Yahudiler ve Hahambaşı iç güç mü oluyorlar?

Bir de....

Erdoğan'ı da devirirlerse hangi mahfilde ve kimlerle kutlayacaklar?

***

Abdülhamid’le beraber neler kaybettik?

Son derece yetenekli bir padişah olan II. Abdülhamid, bütün çırpınmalarına rağmen, kaçınılmaz sonunu ancak geciktirebilmişti. Darbeyle tahtını terk ederken “on yıl bile yönetemeyeceksiniz” demişti

Padişah'ın devrildiği 1908 senesinde istatistiklere göre, devletin nüfusu 30.893.950 kişiydi. Ülkenin Yüzölçümü 5 milyon kilometreden fazlaydı. Padişahı devirenler Cumhuriyete ancak sekiz buçuk Milyon nüfus devredebilmişlerdir. Abdülhamid'i devirenlerin 10 sene zarfındaki nüfus zayiatı yirmi iki buçuk milyondur. Memleket itibari ile kaybını topluca ifade etmeye kalkarsak elden çıkarttırdıkları vilayetlerin isimlerini yazmak kafidir.

Avrupa kıtasında: Kosova, Manastır, İşkodra, Yanya vilayetlerinin tamamı.

Afrika’da: Trablusgarp, Bingazi, Fizan(Libya) vilayeti ve müstakil sancakları.

Arabistan’da: Yemen, Asir, Hicaz, Necid vilayetleri ve onlara bağlı yerler.

Suriye’de: Beyrut, Cebel-i Lübnan, Şam, Halep, Dirzor, Kudüs, Maan vilayet ve müs takil sancakları.

Irak’ta: Basra, Bağdat, Musul, Güney Kürdistan vilayetleri.

Akdeniz’de: Cezayir ve bağlı bütün adalar.

Bütün bu yerleri toprak genişliği olarak düşünürsek, bu gün elde kalan arazinin beş mislinden fazla olduğunu görürüz.

“Hürriyet(Özgürlük) Kahramanı” Enver Paşa, 1 Kasım 1918 Cumartesi gecesi saat 23.00’de bir Alman istimbotu ile kurtarmaya kalktığı ülkeden kaçarken, yaveri Mersinli Cemal Paşa’ya şu acı itirafı yapar.

“Turan yapacaktık, viran olduk. Bizim en büyük günahımız, Sultan Hamid’i anlayamamaktır. Yazık Paşam, çok yazık! Siyonistlere alet olduk ve onların hıyanetine uğradık!”

“Hürriyet Kahramanları” yine viran etmeye hazırlanıyorlar...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.