Kapalıçarşı Yönetim Kurulu tarafından Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi'nin desteğiyle düzenlenen "Şairlerin İzinde Kapalıçarşı Şiirleri Yarışması"nın kazananları belli oldu ve dereceye girenler ödüllerini aldı.

TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı, ödül töreninde yaptığı konuşmada, yarışmaya çok iyi şiirlerin geldiğini ve tercih yapmakta güçlük çektiklerini söyledi. Kapalıçarşı'nın bir önceki yönetim kurulu başkanı Ahmet Kökler de yarışmaya kendi döneminde başladıklarını vurgulayarak, edebi anlamda tarihe not düşecek bir etkinliğe imza attıklarını dile getirdi.

3 KATEGORİDE 9 ÖDÜL

Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Cem Özboyacı ise dereceye giren ve girmeyen tüm katılımcıların, adını Kapalıçarşı tarihine yazdığını aktardı.

Yarışmanın “Şairler” kategorisinde "Zamanın Ruhu Kubbelerinde" şiiriyle Mahmut Topbaşlı birinci, "Güvercin Duası" şiiriyle İbrahim Şaşma ikinci, "Kapalıçarşı Terennümleri" şiiriyle Nihat Malkoç da üçüncü oldu.

"Kapalıçarşı İçinde" şiiriyle Ahmet Çınar “Ben de Şiir Yazarım” kategorisinde birincilik ödülüne layık görülürken, "Kapalıçarşı'ya Muhabbet" şiiriyle Zeynep Güler ikincilik, "Kapalıçarşı" şiiriyle Güven Altın da üçüncülük ödülünü aldı.

Edebiyat fakültesi öğrencilerinin yer aldığı "Üçüncü Kategori"de ise "Kapalıçarşı Seyyahı" şiiriyle Hasret Topçu'ya birincilik ödülü takdim edilirken, "Payitaht" şiiriyle Yusuf Makine'ye ikincilik, "Kapalıçarşı'nın Sözcükleri" şiiriyle Adem Göktaş'a da üçüncülük ödülü verildi.

Oyuncu Ferdi Atuner'in Orhan Veli Kanık'ın "Kapalıçarşı" şiirini okuduğu törende jüri üyelerine ve yarışmada emeği geçenlere plaket takdim edildi.

----------

Üsküdar Kitap Fuarı’nda son gün

İSTANBUL Bağlarbaşı Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam eden 4. Üsküdar Kitap Fuarı bugün sona eriyor. Mihrabad yazarlarından Üstün İnanç, Gürbüz Azak ve Mehmet Nuri Yardım fuarın son günündeokuyucularıyla buluşacaklar. İnanç, Gürbüz ve Yardım saat 14.00-17.00 saatleri arasında kitaplarını imzalayacak.

----------------

Milli İttifak, her zaman sağlandı

Selçuklu’da, Osmanlı’da ve cumhuriyet devrinde, fikir adamlarımız, bilginlerimiz ihtiyaç olduğunda milli ittifak etrafında buluşmuştur. Bugünlerde de yeni bir milli ittifakın temelleri atılmaktadır. Memleketimize hayırlı uğurlu olsun.

AK Parti ile MHP arasında, 2019’daki seçimlere yönelik ittifak çalışmaları, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli liderliğinde devam ediyor.

Ezanı, Türkçe’ye çeviren zihniyete inad, yeniden Arapça’ya dönmesine vesile olan Rahmetli Başbakan Adnan Menderes döneminde de milli bir ittifak sağlanmıştı.

SİYASET dünyasında bugünlerde “ittifak”, “millî ittifak”, “mutabakat” görüşmeleri başarıyla ilerliyor. Kendisini muhafazakâr, milliyetçi, maneviyatçı, mukaddesatçı, millî kabul eden siyasi partiler,haklı olarak ve akıllıca ‘Türkiye’nin bekâsı’ için bir araya geliyor, ortak bir dil geliştirip birlikte hareket ediyor. Bu gerekli, hatta hele zor günlerden geçtiğimiz, yedi düvelle mücadele ettiğimiz bugünlerde lazımdan da öte elzemdir. Bu konuda geri kalan partilerin ileride seçmenlerine karşı zor durumda kalacaklarını hatırlatalım. Zira bir kaç yıldan beri yeni bir İstiklâl Mücadelesi verdiğimizi herkes görüyor, biliyor. İstikbalimizin teminatı için bugünlerdeki İstiklâl kavgasında millet olarak sıkı durmak mecburiyetindeyiz. Bazıları bu birliği, yapay veya zorlama zannedebilir. Hâlbuki bu anlamlı ittifak’ın, bu kutlu birliğin tarihine uzandığımızda çok sağlam ve köklü bir zemin buluyoruz. Yeni bir dayanışmadan söz etmiyoruz. Selçuklu’da da, Osmanlı’da da, Cumhuriyet devrinde de fikir adamlarımız, bilginlerimiz ihtiyaç olduğunda bir araya gelmiş ve ortak kanaatlerin, vicdanî anlayışın, akl-ı selimin ve kalb-i selimin etrafında güçlerini birleştirmişlerdir.

İslâmî hassasiyet

Tanzimat’tan sonraki fikir hayatımıza genel olarak baktığımızda, yeni yeşermeye başlayan milliyetçilik anlayışı temsilcilerinin, aynı zamanda İslamî hassasiyet taşıdıklarını görürüz. Meselâ Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Namık Kemal, Ahmet Midhat Efendi ve diğer öncü aydınların hemen hemen hepsi, milliyetçi olduğu hâlde ‘Osmanlı’yı reddetmez, hele İslâm sözkonusu olduğunda hararetli bir şekilde dinî akideleri savunurlar. Öyle ki Avrupa’da İslâm aleyhtarı bir kitap yazıldığında Tanzimat aydınları derhal karşı bir eser yazarak İslâm’ı savunur ve ‘ecnebi’lerin din düşmanlığına cevap verirler.

Bu hassasiyet vardı

Servet-i Fünûn anlayışına mensup olan yazar ve şairlerde de bu hassasiyeti rahatlıkla buluyoruz. Meselâ Süleyman Nazif. Bir yönüyle Türkçü, bir cephesiyle İslâmcı görünse deesasen tam bir Osmanlıcıdır.  Şahsında bu üç anlayışı da mezcetmiştir. Mehmed Âkif’in yakın dostudur; vatan sözkonusu olduğunda hamasî edebiyatın en güzel örneklerini veren şairlerimizdendir. Mehmet Emin Yurdakul da keza öyle. “Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur”derken yine bu din-milliyet hassasiyetini gözetmiştir. Daha sonraki nesilden diyebileceğimiz Ziya Gökalp-Ali Canip ve Ömer Seyfeddin üçlüsünde bu müşterek bakış, bariz bir şekilde kendisini gösteriyor. “Milli Lisan”ın öncülerinden olan Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin’in şiir ve hikâyelerinde bir yandan millî unsurlar öne çıkarken öte yandan şehadet, namaz, cihad gibi kavramlar da esaslı biçimde işlenmiştir. Ziya Gökalp’in “îlahiler”i, Ömer seyfeddin’in “İlk Namaz” gibi hikâyeleri vardır. Mehmed Âkif’ın Safahat’ı baştan sona âdeta bir millî neşide, bir nasihat ve dua manzumesi gibidir. “Asım’ın Nesli”ni yetiştirmek isteyen Âkif, başta “İstiklal Marşı”ve “Çanakkale” olmak üzere bütün şiirlerinde millî bir şuur uyandırmaya çalışırken aynı zamanda hakiki bir Müslüman’ın nasıl düşünmesi ve hareket etmesi gerektiğinin yol haritasını da mısra mısra işler. 

Millete yüklenen misyon

Yahya Kemal mümtaz bir sanatkâr, mükemmel bir şair olmanın yanısıra fikirleri hâlâ gündemde olan bir mütefekkirdir aynı zamanda. Beyatlı’nın “26 Ağustos 1922” başlıklı dörtlüğünde aziz milletimize ve ordumuza yüklediği misyon çok ağır ve önemlidir. Şöyle der:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbî,

Senin uğrunda ölen ordu budur yâ Rabbî,

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et çünkü bu son ordusudur  İslâm’ın.”

Vicdanın sesiydi onlar

Şairler Sultan Necip Fazıl da düşünce hayatımızın bayraklaşmış şahsiyetidir. Sağın ve muhafazakârların hemen hemen tamamı onu sevmekte ve duruşuna saygı göstermektedir. Nurettin Topçu da keza öyledir. Yedi Güzel Adam diye bildiğimiz şair ve yazarlar başta olmak üzere İslamî hassasiyeti olan edebiyatçıların teşvikçisi ve ağabeyi Fethi Gemuhluoğlu’nun, Nihal Atsız’ın cenazesine katıldığını unutmamak gerek. Arif Nihat Asya ma’şeri vicdanın sesi olmuş bir başka yiğittir. “Bayrak” şiiriyle millî anlayışı, “Dua” şiiriyle de dinî hassasiyeti ayakta ve diri tutar.

Ege Zeybeği Menderes

Yine Türkçü-Milliyetçi bir ilim adamı olarak bilinen Fuad Köprülü’nün “Ezan-ı Muhammedi”yi aslına dönüştüren ve büyük bir Anadolu zaferini gerçekleştiren ‘Ege Zeybeği’ Başvekil Adnan Menderes’in yanında durduğunu                                                                 unutmamak gerek. Demokrat Parti ile ‘tek parti baskısı’nın sona ermesi, bilhassa inançlı kesimde rahat bir nefes almayı sağlamıştır. Daha önce faaliyetlerine gizli-kapaklı devam eden bir çok tarikat ve cemaat, alenî olarak hizmetlerini rahat bir şekilde sürdürdürmüştür. 1960’lı ve 70’li yıllarda yüzlerce yerli, millî, İslamî mecmua yayımlanmıştır. Kitap neşriyatı artmıştır. Aydınlar Ocağı birbakıma ‘sağ fikriyatın akademik kürsüsü’ydü ve 70’li yılların hemen hemen bütün sağ liderleri (Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Ferruh Bozbeyli ve Turhan Feyzioğlu) bu ocakta konferans vermişlerdir. Aydınlar Ocağı’nın efsanevî Başkanı Prof. Dr. Süleyman Yalçın, sağ liderleri aynı otağın içinde buluşturmak için uğraşmış ve neticesinde “Milliyetçi Cephe Hükümetleri” kurulmuştur. Ali Fuad Başgil, Osman Turan, Mümtaz Turhan, Cemil Meriç, Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Mehmet Emin Alpkan, İrfan Atagün, Ömer Öztürkmen, Galip Erdem, Dündar Taşer, Ziya Nur Aksun, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil ve diğer edebiyat adamları, ilim, fikir, basın ve yayın dünyasının temsilcileri, millî manevi değerlere bağlı olan insanlarımızın tanıdığı, sevdiği, saydığı, takip ettiği, eserlerini okuduğu ve kendilerini üstat olarak kabul ettiği âbide şahsiyetlerden bir kaçıdır.

Türkiye’nin bekâ meselesi

Türkiye şimdi bir ‘beka meselesi’ ile karşı karşıyadır. Ülke olarak varlık yokluk mücadelesi veriyoruz. Bugün gördüğümüz kadarıyla Türkiye sevdalıları bu millî anlayış etrafında buluşur ve kenetlenirken ülke konusunda hassasiyet göstermeyen gayr-ı milli bir iki parti ve kuruluş, dış güçlerin borazanı olmaya, ihanet örgütleriyle kolkola yürümeye devam ediyor. Şükürler olsun ki sayıları giderek azalıyor bu ‘yaban’ların. Dolayısıyla bu ‘kutsal ittifak’ın dışında kalanlar, zaman içerisinde eriyip zayıflamaya, silinip tükenmeye mahkum olacaklardır. Allah devletimize, milletimize ve ümmetimize zeval vermesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.