28 Şubat darbesinin darbe olduğunu kabul etmeyen kimse kaldı mı diye soruyorduk ki, bir kaç gün önce Aydınlık gazetesinin haber sitesinde 28 Şubat mazlumlarının özgürlüğü  için yürütülen kampanyayı  “Katilleri kurtarma  çabası” başlığıyla ve  o bildiğimiz tipik darbeci ağzıyla yalan yanlış bir çok şey yazarak haberleştirildiğini okuduk.

Üstelik Cumhurbaşkanımızın 28 Şubat mazlumları için  “Bu konu ile ilgili Adalet Bakanlığı’nın yaptığı bir çalışma var. Ama bu ne zaman neticelenir, bu tabii ki yargı meselesi.  ‘Bu konuda adaletin tecellisi için bir yasal çalışma yapın’ dedik. Şu anda arkadaşlarımız Adalet Bakanlığı’nda böyle bir çalışmayı yürütüyorlar” açıklamasının hemen üzerine yapıldı bu haber.

Aydınlık ekibinin yaptığı bu haberin maksadını yargılanan 28 Şubat paşaları için alttan alta yaptığı kulisleri, savaş halindeyken darbecileri aklama gayretiyle yaptığı pazarlıkları ve meselenin daha ileri boyutta bir yerlere ulaşmasını engellemek için ön alma hamlesi olarak yorumluyor olsak da, meselenin hukuk katliamıyla hayatları çalınan insanlara yansıtılma çabasını da es geçmemeliyiz.

Bu bir zihniyet mücadelesi ve karşımızdaki güruh, geçmişte tecrübe ettiğimiz gibi fırsatını bulsa milleti ezmek için her şeyi yapabilecek tıynettedir.

Her şey zihniyetle alakalı.

Hani İstiklal Mahkemelerini ve o mahkemelerin “sanığın idamına, tanıkların dinlenmesine” klişesiyle yaptığı yargılamaları övgüyle hatırlayan, Devrim kanunları adı altında ezanın yasaklanmasından  camilerin ahıra çevrilmesine,  millete başında boza pişirdikleri zamanları  “ah ne güzel günlerdi o günler” nidasıyla hasretle anımsayan,  Menderes ve arkadaşlarının idam edildiği 60 İhtilalini savunup  gurur ve alkışla yad eden  ve süreç içinde hayatlarını laiklik adı altında Batıcı yaşam tarzını dayatmaya, milletin inancına darbe vurmaya ve bütün bunları yaparken de millete “efendilik” etme hakkını kendilerinde  görmeye devam eden zihniyet var ya, işte o zihniyetten bahsediyoruz….

28 Şubat, 15 Temmuz,  60 ihtilali ve öncesi ve sonrasıyla darbeci zihniyetin, değişen zaman ve başrol oyuncuları dışında,  milletin inancına değerlerine mukaddesatına  geçmişine ve  geleceğine karşı olma müşterekliğinde olduklarını  idrak etmenin geleceğimiz için hayati öneme sahip olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Bunun aslında bir zihniyetle mücadele olduğunu ve 28 Şubat darbesine dik duran insanların işte asıl bu yüzden özgür olmaları gerektiğini hala idrak edemeyenler var.

FETÖ’cülerin ihaneti sonrasında boşalan kadrolara yerleştirilen ve geçmişte olduğu gibi gelecekte de İslam’la hesaplaşmak ve  Anadolu insanına efendilik etmek hevesini taşıyan, darbeyi destekleyen, darbecileri savunan, milletin inancıyla problem olan, ve açıkça bunu dile getiren kesimlerin alttan alta fırsat kolladığını bilmeyen kimse var mı? 

Yıllar boyunca milletin bedeniyle beraber ruhunu da katleden zihniyetin, darbecilerin zindana attığı Müslümanlar için “katil” demesi ise,  milyonlarca insanı çoluk çocuk demeden katleden emperyalistlerin Müslümanlara “terörist” demesinden farkı yok.   Zalimlikte, yalancılıkta ve İslam’a ve Müslümanlara düşmanlıkta  aynı çizgideler…

Bu toprakların harcı şehit kanıyla sulanmış ruhu da İslam ile yoğrulmuştur.

İslam’a düşmanlık eden vatana da düşmanlık eder. Tarih bunu ispat etmiştir.

Yedi düvel emperyalistlerle savaş içindeyken, milletin inancına düşman zihniyetin güçlenip palazlanmasına izin vermek, savaşı kaybetmemize yol açar. Birliğimizi bozacak, maneviyatımızı kıracak ve devlet ile milletin arasına tekrar uçurum açacak zihniyetlere aman verilmemesi gerek.

Bu zihniyetle hesaplaşmadan sırtımızdaki kamburdan kurtulamaz ve geleceğimizi bağımsız bir şekilde inşa edemeyiz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.