Bereketli, kuşatan kalemi, dost ve ağabey duruşlu muhabbetli hali, her daim tevazu ile eğilen gülen çehresiyle bu toprakların yetiştirdiği ender bir aydındır .

Kelimelerle, satırlarla böyle mümtaz şahsiyetleri anlatmak aslında onları bir nevi sınırlamak oluyor. Yazarlara, yazarlığa, bu toprakların insanına, göstermiş olduğu duyarlılık, göstermiş olduğu eşsiz gayret için Üstada müteşekkiriz.

Yazmak, sancılıdır, zordur, imkânsıza doğru yolculuğa çıkmak ve her anlamda sadrınızdan kâğıtlara dökülen her bir satırın hesabını vermektir. Yazarların hatıratlarını, günlüklerini okuduğumuz da bu her dönemde böyle olmuş yazı yürüyüşü sancılı ve zorlu dönemlerde gerçekleşmiştir.  Ve yazarlığa talip olanlar istidatları doğrultusunda emek ve tarifi imkânsız nice çalışmalar sonu eserler vermeye çalışırlar.

 Kurumsal olma noktasında, örgütlenmeye, haklarının korunmasına ihtiyaç duyulan meslek olarak ne yazık hala algılanmaz. Meslek hanenize yazar ibaresini yazmanız zordur. Çünkü geçimini yazarlıktan sağlayan çok az muharrir vardır. Yazarlığın en zor dönemlerinde Türkiye Yazarlar Birliği’nin kuruluşunda yer alan bir güzel insandır Mehmet Doğan Hocamız. İnanmış Müslüman yazarların kendi kulvarlarında yürümeleri, evrensel seslenişlerle eserlerini inşa etmeleri noktasında onun çabaları muhteşem bir açılım ve ivme kazandırmıştır.

Kültür dünyamızın, mütevazı direniş yüklü serdengeçtisi: D. MEHMET DOĞAN

 Tüm kültürel kodları silinmeye çalışılan bir toplumda, irfanı kuşanan, hikmetli yürüyüşlerle ve mutlak hakikate doğru istikamet üzere olan, bu toprakların bağrından çıkmış inanmış yazarlar Üstad Mehmet Doğan’ın her zaman büyük desteğini görmüşlerdir. Bu her zaman direk dokunuşlarla olmayabilir ama kurumsal anlamda ilk olarak Türkiye Yazarlar Birliği çatısının kurulma aşaması, bu kuruluşa yapılan her anlamlı katkı onun öncülüğü ve yol göstericiliği ve bu alanda kendini adanmışlığı ile kendini göstermiştir.

Kurumsal yapılara karşı, siyasaya karşı herkes bir taş atar, herkesin eleştirel anlamda mutlaka bir kelam eder. Ama o denli ağır ve o denli de kirlenmiş taşların altına kimse elini koymaz. Kimse yükü omuzlamaz, sorumluluk almaz. Ülkemizin derin imtihanlardan geçtiği, siyasal ve sosyal anlamda bölünmelerin, travmaların, darbelerin yaşandığı nice çalkantılı dönemlerde elini taşın o ağır ve kirli taşın altına koyan ve yükü omuzlayan bir güzel ağabeydir Üstad Mehmet Doğan.

Ankara’da yaşıyor olmak her zaman soğuk ve resmi bir yaşam şeklini öngörür gibidir. Şehrin soğuk, ayazlı, kurak ve yazları kavuran iklimi insanına sirayet eder gibidir. Bu soğuk ve resmi hava sarıp kuşatsa da şehrin insanını, bürokratını, yazarını, memurunu; Üstad Mehmet Doğan pergel ayağı gibi yüreğiyle sabitlenmiş kımıldamaz bu ciddi şehirden bir yere ama diğer ayağıyla yüreğinin tüm sıcaklığını dağıtır tüm Anadolu toprağına.

Türkiye Yazarlar Birliği adeta onunla bütünleşti, yıllar geçmiş de olsa emeğini, alın terini, yazmak gibi zorlu bir eylemi gerçekleştirmenin yanında kurumsal bir yapının, bir derneğin yükünü de omuzlamanın semeresini her zaman gördü. Şeref başkanı olarak her yerde kabul gördü, gönüllerde bu şeref başkanlığı bambaşka yer buldu.

Kızlarağası Medresesi’nin küf ve rutubet kokan odalarından şimdi kitap kokusu, hücrelerinden muhabbetin tılsımlı güzelliği yansıyor ve çayın, muhabbetin kokusuna nice genç uğruyorsa şimdi… Yıllar önce nice zorlukları omuzlayarak Yazarlar Birliği olarak kurulmasında görev almış öncülük etmiş, başkanlık yapmış nadide güzel bir insan; Mehmet Doğan’ nın kuşkusuz katkısı büyüktür. 

Ankara’nın donduran soğuklarından, kurak yazlarından, tenha baharlarından derin ırmaklar gibi İstanbul’un, Erzurum’un, Malatya’nın ve dahi tüm Anadolu’nun üzerine doğru yürüyen bir kutlu soluk olmuştur Mehmet Doğan.  Tevazu ile eğilen başı, dik duruşunu zedelemeden, mütevazı duruşuyla öylesine yaşayıp gider. Yaşayıp gider ama derdi olan bir dava adamıdır. Kitaplarıyla, yazdıklarıyla, aktivist kimliğiyle her daim vatansever duruşuyla hizmet ehli olmuş kalemini ve kelamını da kutlu davasına her daim vakfetmiştir.

Devrimler sonu milletin bir anda dilsiz kalması. Kelimelerinin, dilinin, dininin, tefekkürünün, irfanının çalınması birçok mütefekkir gibi yüreğini derinden sızlatmıştır, her daim, bir kurtuluş sakası gibi kaybolan, yok sayılan kutsal bildiği tüm değerlerine sahip çıkmaya çalışmıştır.

Yıkılan bir imparatorluk, kültürü, dili, dini, adeta iğdiş edilmiş bir milletin küllerinden yeniden dirilen anka kuşu gibi, toprağına, insanına yürüyen, kültür damarlarına, milli ve manevi değerlerine yeniden maya çalan bir güzel insandır Üstad D Mehmet Doğan. 

Çalınan, yok sayılan, dilsizleştirilmeyle milletinden çalınan kelimeleri bize yeniden kavuşturmak için, köklere doğru ulaşan diriliş suyu dokunuşunda, Büyük Türkçe Sözlüğü yazdı. O’nun yaşamı içinde bulunduğu cemiyette her zaman adanmış bir şahsiyet olarak anılırken; sesi gür bir nida olarak yankılandı eserlerinde.

Komplekslerden uzak, her daim Anadolu’nun has evladı olarak, yaklaşık üç asırdır yönünü Batıya dönmüş tüm aydınlara inat yazdığı; Batılılaşma İhaneti kitabı gür bir nida gibi haykırmanın, başkaldırının adıydı adeta çağın insanına seslenen. Mağlubiyet İdeolojisinin Sonu, içinde yaşadığı topluma adeta yol haritası çizerken; tarihi elinden alınmış, aidiyetlik duygusundan uzaklaştırılmış, acılı bir millete adeta iade-i itibar yapar gibi sahip olduğu milli ve manevi değerleri hatırlatan ve derin uykusundan uyandıran şok etkisiyle kelamını dua eyleyen bir kitaptır.

Kitapları bu coğrafyanın kader haritası gibi okuyucu tam yüreğinden yakalar. Nokta atışı yapar gibi toplumun gediklerine, çıkmazlarına, en onulmaz yaralarına merhem olabilecek tarzda eserler kaleme alır. Aydın olmanın sorumluluğunu omuzlamış, yürek yaralarına derdini merhem eylemiş bu zamanın akıncısı, serdengeçtisidir. Heyecanı her daim taze, umutları her daim diridir. Yazı yolculuğunu derin tefekkür yüklü ışımalarla, yol haritası gibi adeta yol açan yol olan akademik titizlikteki kitaplık çalışmaları ile sürdürürken, O’nun hizmet yürüyüşü de hiçbir zaman kesintiye uğramaz. Hükümetler kurulur, hükümetler gelip geçer. Ama o dimdik, her daim hazır ve nazır o kurulan her yeni hükümete kültür politikalarında ilham olan yegâne kültür işçisidir. Kitaplarını bunca sosyal çalışma içinde nasıl yazar, bunca çaplı, hacimli eserler nasıl ortaya çıkar, bu durum bizim gibi acizler için her zaman şaşırtıcı olmuştur.  Şairler için yapılan Şiir Şölen’leri, nice kültürel programlar, “Kültür Sanat Yıllıkları” gibi tüm çaba gerektiren kültür etkinliklerinde yaklaşık 40 yıldır gönüllü işçilik yaparak her daim katkı sunmuştur.

70 yaş armağanı Mehmet Doğan Kitabı

Sakarya’da ikamet eden fakat engin yüreği ve kuşatıcı sorumluluk bilinciyle kültür dünyamızın güzide insanı Fahri Tuna yine güzel ve anlamlı bir çalışmaya imza attı. Mehmet Doğan Kitabı’nın editörlüğünü üstlenerek ustaya 70 yıl armağanı olarak berceste bir yapıtın oluşmasına katkı sundu.

“İsyan Ahlâkını Kuşanmış Bir Akıncıya Minik Bir Armağandır Bu Kitap

Bir dava, bir ahlak, bir gönül adamı o.”

Kendi deyişiyle Yüzyılın Soykırımına uğrayan Türkçeyi, yeniden ihya sevdasıyla Ferhat olup dağı delen adam o.Kutlu bir savaşın, kutlu bir varoluş savaşının, kutlu bir var olma, var kalma, yeniden dirilme mücadelesinin adamı o“ diyerek pek çok yazarın bir araya gelmesini sağlayıp önemli bir eserin ortaya çıkmasına vesile olan Fahri Tuna kuşkusuz çok manidar bir çabayı ortaya koymuştur…

D.Mehmet Doğan kitabına katkı sunan yazarlar

Fahri Tuna böyle bir çalışmaya ceht ettiğinde pek çok yazarın kapısını mutlaka çalacaktır. Ama onun niyeti bu toprağın sesi olmuş, Mehmet Doğan Hoca ile temas kurmuş ve dünyalarında Hoca’ya yer vermiş müstesna isimler listesini oluşturmaktır. Kuşkusuz yazın dünyasındaki pek çok yazarın dünyasında Mehmet Doğan Hoca’nın çok önemli yeri vardır ve hepsinin de söyleşeceği sözleri mevcuttur.

D Mehmet Doğan Kitabına Katkı Sunan Yazarlar: A. Ali Ural, Adem Karafilik, Bahtiyar Aslan, Bekir Sıddık Soysal, Fahri Tuna, Hicabi Kırlangıç, İbrahim Ulvi Yavuz, Lütfü Şahsuvaroğlu, Mehmet Aycı, Mehmed Şeker, Mehtap Altan, Muhsin Mete, Mustafa Everdi, Mustafa İsen, Mustafa Özçelik, Mustafa Çiftçi, Muzaffer Doğan, Nurullah Genç, Özcan Ünlü, Recep Garip, Recep Tayyip Erdoğan, Sadık Yalsızuçanlar, Sait Melih Doğan, Selçuk Küpçük, Selvigül K.Şahin, Şeref Akbaba, Zeynel Beksaç, Asaf Meriç.

D. MEHMET DOĞAN İÇİN NELER SÖYLEDİLER:

D. Mehmet Doğan kitabına katkı sunan yazarların tümü çok anlamlı ve önemli yazılar kaleme aldılar. Hepsinin yüreğine emeğine sağlık. Gönül ister ki hepsinden alıntılar yapalım. Ama kitap okurları ve tüm yazarlarımızın ürünlerini geniş bir şekilde müşahedeyi bekliyor. Has okurlar mutlaka bu değerli kitaba ulaşacaklardır. Örneklik teşkil etmesi hasebiyle bazı yazarlarımızdan D. Mehmet Doğan için yazdıklarından kısa alıntılar yaptık…

Recep Tayyip Erdoğan: “Mehmet Doğan sadece kendisi eserler vermekle, sadece ülkemizin önde gelen yazarlarını bir araya getirmekle kalmamış, aynı zamanda gençlerimizi edebiyata sanata kültüre yönlendirmek için her yolu kullanmıştır. Öyle ki yazarlığın okulunu dahi kurmuştur.

Kırk yıldır coşkun bir pınar gibi eserleriyle fikir edebiyatımızın çoraklığını gideren Mehmet Doğan kardeşime yeni çalışmalarında başarılar diliyorum. Sağ olsun var olsun.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın, 9 Şubat 2017 tarihinde ödül töreninde yaptığı konuşmadan alıntılanmıştır.)

A.Ali Ural: “D. Mehmet Doğan ismini telaffuz ettiğimizde hafızamıza bir “savaşçı” resmi düşer ilk anda. İsminin başındaki “D” harfi hangi kelimenin ilk basamağı olursa olsun bana “Doğan” kelimesini işaret ediyor gibi gelir. Doğan’dır o Türk kültürünün semasında süzülen. Ziran yalnız avlanmak için değil, düşmanlarını fark etmek için de keskin bir göze ihtiyaç vardır; bir doğan gözüne.”

Bahtiyar Aslan: “Muğla’da bir Mehmet Akif Sempozyumu vesilesiyle bir araya gelmiştik. Ben Ardahan’dan… Muğla’nın eski zahire pazarının harika bir dinlence mekânına çevirmişler. Soğuk bir akşamdı. Orada, pembe alevli gaz ocaklarının sıcaklığında çay içip sohbet ediyoruz. Sohbeti Prof. Dr. Nâmık Açıkgöz idare ediyor. Fotoğraf makinemin objektifini ikisine çevirip; “Bir daha ikinizi bir arada ya buluruz, ya bulamayız” dedim ve deklanşöre bastım.”

Hicabi Kırlangıç: “Mehmet Doğan (sonradan hep Mehmet Abi diye anacağım isim), Batılılaşma İhaneti ile tecelli ediverdi. Çocukça arayışlarım sırasında gene uzaklarda kâğıtlar aracılığıyla ünsiyet kurduğum bir isim olan Yaşar Kaplan göndermişti eminim. O denemde okuduğum kitapların çoğunda onun parmak izi vardı zaten, Batılılaşma İhanetini içselleştirdim adeta. Şöyle ki; o günkü gençlik çokbilmişliğinin bir yansıması olarak düşünüyordum ki bu kitap benim fikirlerimi tasdik, bu kitabın yazarı benim gibi düşünüyor! Oysa fikir etmeyi öğreniyordum bu kitapla ve diğer okumakta olduğum kitaplarla.”

Mustafa Özçelik: “Bu fotoğrafta öncelikle onun yazar kimliğine değinmek istiyorum. Zira yüzlerce yazarın bulunduğu bir ülkede bu kelimenin kapsadığı anlamları şahsında gereğince tecessüm ettirmiş isim sayısı oldukça azdır. İşte Mehmet Doğan, bu yönüyle her şeyden önce birikimli bir yazar olarak karşımıza çıkar. Bu da yazdıklarının muhtevalarının oldukça dolu ve faydalı olması gibi bir sonuç çıkarır ortaya” diyor İstikamet Sahibi Bir Münevver başlıklı yazısında.

Nurullah Genç: “Bugün medeniyetimizin Dönenbayları olarak yaşayan çok kıymetli değerlerimiz vardır. Seksen kuşağı olarak bizlerin tanımaktan büyük mutluluk duyduğumuz ve yaşayan en kayda değer Dönenbaylardan birisi de hiç şüphesiz D. Mehmet Doğan’dır” diye bahseder “Söz ve Medeniyet Mimarisinden Yükselen Nida: Dönenbay” başlıklı yazısında Nurullah Genç.

Sadık Yalsızuçanlar: “Bizim kuşağın “Memet Abi’si O. Cümlenin ya başına ya da sonuna mutlaka ağız dolusu “Memet Abi” hitabını yerleştirdiğimiz, öncü, üretken, bir kuşağa abilik etmiş bir aydın” diye bahsediyor Sadık Yalsızuçanlar “Memet Abi” yazısında.

Şeref Akbaba: “Ve bir gün Mehmet Doğan Ağabeyimizin titiz çalışmasıyla Büyük Türkçe Sözlük piyasaya çıkınca ilk temin edenlerden olmakla beraber, büyük bir boşluğunda dolduğunu hepimiz müşahede etmişizdir” diyecektir Şeref Akbaba, “D. Mehmet Doğan Ben Değil Biz Demektir” başlıklı yazısında.

Recep Garip: “Demem odur ki Mehmet Doğan’ı, kendimizi idrak etme çabaları çerçevesinde eserinden tanımış ve Batı ihanetinin hiçbir zaman bitmediğini, bitmeyeceğini Batılılaşma İhaneti’ nden öğrenmiştik.

Yazarlara, yazarlığa, bu toprakların insanına, göstermiş olduğu duyarlılık, göstermiş olduğu eşsiz gayret için Üstada müteşekkiriz. Rabbim onun gibi değerli büyüklerimize hayırlı uzun ömürler versin. Kalemine, kelamına kuvvet ve bereket derken Üstad Mehmet Doğan Hocama en kalbi dualarımı gönderiyorum…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.