Kalk oğlum!

Kalk oğlum! (10 dak. sonra)

Kalk oğlum! (30 dak. sonra)

...

Yukarıdaki cümleler bildik mi?

Böyle bir durumla karşılaşmışsınızdır.

Bilgisayarın başından bir türlü kalkmak bilmeyen bin genç...

Ne olacak bu gençliğin hali?

Son zamanlarda çok duyduğumuz bir cümle. Konuyu tanımlayan ve çözüm belirten yok aslında. Sadece sorunu tekrarlayıp duruyoruz.

Konumuz gençlik ve teknoloji, cep telefonu, tablet ve bilgisayar, bunların kullanım amaçları, kullanım şekilleri, kullanım süreleri...

Teknolojinin kullanım yaşında alt sınır kalmadı, dolayısı ile çocuklar bebek iken teknoloji ile karşılaşıp onun olumsuz etkilerine maruz kalıyorlar. Masum bir şekilde başlayan kullanım serüveni, basit oyunlar, videolar, fotoğraflar, sosyal medya ile devam ediyor.

Bu teknolojik araçlar çocuğu gerçek hayattan koparıp zamanla sokağa çıkmayan, yaş grupları ile temas kurmayan, sadece sosyal medya da sosyal olan, asansörde karşılaşınca selam bile vermeyen, iki cümleyi kurmaktan aciz bir gençlik haline getiriyor. Zamanla basit oyunlar yerini yüksek çözünürlükteki strateji oyunlarına bırakıyor. Ve gencimiz bilgisayarın başında olmasa bile oyunu düşünür hale geliyor. Bakıyorsunuz ortada ruh gibi dolaşıyor. Çünkü oyun oynamaya başlayınca zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmıyor, uyku yemek gibi bedensel ihtiyaçları, konuşma, gülme gibi ruhsal ihtiyaçları unutuyor. Bunlar yetmiyormuş gibi saatlerce hareketsiz kalmak metabolizma ve kan dolaşımına zarar veriyor. Vücuttaki enerji dışarı atılamadığı için stres ve gerginlik oluşuyor. Sonra dokunsanız patlayacak hale geliyor. Ve işin ilginci anne babalar bu durumun gerçek sonuçları ile öğrenci lise 1 ve 2 gelince karşılaşıyor.

Durum böyle...

Gelelim çözüme:

* Küçük yaşta sessiz kalsınlar diye çocukların ellerine cep telefonu ve bilgisayar vermeyelim, onlarla oynamayı tercih edelim. Ev içinde oynanabilen bir çok oyun var, hatırlayın, çocukluğumuzda geceleri evde oynadığımız oyunlar vardı. Hem kültürümüzü onlara öğretelim hem de içimizdeki çocuğu ortaya çıkaralım. İnanın bize de çok iyi gelecek. Küçükken teknolojik araçlarımız yoktu ve daha mutluyduk.

* Yaş grupları ile özellikle sokakta, parkta oynamalarını sağlayalım, bırakın kirlensinler ve hasta olsunlar. Ruhları kirlenmektense kıyafetleri kirlensin!

* Çocukların spor, müzik, sanat alanlarında bir hobi edinmelerini sağlayalım ki kendilerini ifade edebilecekleri bir gerçek sosyal ortamları olsun. Aksi halde kendilerini gerçekleştirmek için sosyal medya dışında alternatifleri kalmıyor.

* Onlarla bol bol konuşmaya çalışalım. Eğer telefon, bilgisayar ve TV'den fırsat bulabilirsek. Onlardan çok bir farkımız yok aslında.

* Kullanım süreci ile anlaşma yoluna gidebiliriz. Cezalandırma çözüm değil çünkü.

* Sorun sadece sizin çocuğunuz ile ilgili değil, arkadaşları ile de ilgili olduğu için onların aileleri ve çocukların sınıf öğretmenleri ile konuşup hep beraber karar alınarak çözülebilir.

* Tamamen bilgisayarı ve interneti kaldırmak çözüm değil elbette, kendi kendine kontrol edebilir hale getirmek, oto kontrolü yerleştirmek en doğrusu. Buda önce sizin ona güvenip yetki ve sorumluluğu kendisine bırakarak olur.

* Önemli bir noktada anne ve babanın aynı dili kullanması, aynı tavrı göstermesi, böylelikle çocuğun kullanacağı açık bir kapı kalmasın.

İlmin kapısı olarak bilinen Hz. Ali şöyle diyor: “Çocuklarınızı kendi yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.”

Çocukları kendi zamanlarının tehlikelerinden korumak da eğitimin önemli bir parçası olarak düşünüyorum.

Geleceğin nesillerini yetiştirmede dede ve ninelerimiz kadar hassas ve başarılı olma temennisi ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.