Şeflik ve izmler öldü, tarihin çöplüğüne defnedildi. Artık, onlardan ne ses, ne koku, ne de bir işaret kalacak.

Yepyeni bir dünyanın kapısı ardına kadar açık. Fırtınalı bir geceden güneşli bir sabaha uyandı, Türkiye.

24 Haziran seçimleri derslerle dolu.

Millet iradesinin dışındaki arayışlar yerle yeksan oldu. ABD'den arayanlara ram olanlar, üst akıl ve müntesipleri kaybettiler.

Terör yandaşlarını " Her evden bir oy" diyerek baraj aşırtanlar, terör örgütünün  'Her evden bir ölü" taktiğini de desteklemiş oldular. Atatürk'ün mirasını terör yandaşlarına basamak yapanlar tasfiye edildiler.

Halkın temayülünü dikkate almayan "Ben yaptım oldu" anlayışı da bundan ders çıkarmalı.

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçmeseydi şimdi, bakanlık pazarlıklarını, koalisyonları konuşuyor olacaktı.

Türkiye ayak bağlarından kurtuldu.

Paranoyak, sadist bir süreç kapandı. Niyet okuyucuların şerrinden  kurtulup  selamete erdik.

Hükümet hazır.

Engelleri aşa aşa, tuzakları boza boza 25 Haziran'a ulaştık. Bu zaferde hanımların payı büyük. Onlar bir millete mücadele azmi ve yöntemleri öğrettiler. Onların cehdi milleti yeniden şahlandırdı, ümmeti ümitvar kıldı.

Büyük dava, büyük  mücadele...

Anadan, yardan, serden geçtiler. Üniversitelerde, kamu kurumlarında direndiler, sarsılmadılar. Okullarından, mesleklerinden atıldılar, pes etmediler. İkna odalarına  meydan okudular.

Anne güçlüdür. Şehit annelerinin bilinci,söylemi vakarı her şeyi açıklamaya yetiyor. " Vatan için ölmek kaderde varsa biz o kaderin elini öperiz." diyen bir şehit annesinin bu düşüncesini, azmini, dava ahlakını bundan daha güzel kim, nasıl anlatabilir ki...

Anne, akılla eş değerde görüldüğü için eski Türkçede temyiz aklı anlamındaki 'ök' kelimesine 'süz' olumsuz sıfat eki getirilerek annesi olmayana 'öksüz' denilmektedir.

Kadın güçlüdür, anne güçlüdür.

1989 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde şahit olduğum bir olayı paylaşmak isterim.

1987'de Bulgaristan'da Jivkov rejmi, Türkleri asimile etmek için onların isimlerini değiştirmiş, ibadet etmelerini, sünnet olmalarını yasaklamıştı.

Özal, Bulgar zulmünden kurtulan gençlere üniversitelerde kontenjan ayırmıştı. Türk Dili Öğretim Görevlisi olarak vazife  yaptığım  DTCF'de de bu kapsamda öğrenciler vardı. İşgüzar bir arkadaş, gençlere, Jivkov rejminin kendilerine ne isim verdiğni sordu. Bir erkek öğrenciyi işaret etti. Cevap vermedi. Aynı soruya muhatap olan kız öğrencinin cevabı :" Bana verilen ismi telafuz etseydim, buraya gelmezdim."

Millî duruş,direniş...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Şubat zulmünün en şedit olduğu günlerde Kırklareli - Pınarhisar Cezaevinden kızı Esra Albayrak'a yazdığı 8 Haziran 1999 tarihli mektupta da ifade ettiği gibi 'Anadolu kıtası çapındaki dava' hanımefendilerin omuzlarında  yükseliyor.

Mektuptan bir bölüm: "...Aydınlığın önünde, karanlığın olduğunu unutma. Sabrın sonu selamettir. Her olanda bir hayır vardır, ibret alın yeter. Bu olaylar sizleri de bizleri de eğitiyor, yetişiyorum. Var ya 'yandım, piştim, oldum' Hayrın da şerrin de olgunluk noktası vardır. Hayrın olgunluk noktası olduktan sonra şer, şerrin olgunluk noktasına ulaştıktan sonra hayır başlar. İnşallah yakındır, seviyorum sizleri."

Belki de 2007'de 367 dayatması olmasaydı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de olmayacaktı!... Olanda hayır vardır.

24 Haziran seçimleriyle şeflik zihniyeti ebediyen bu topraklarda hakimiyetini kaybetti.

24 Haziran 2018 seçimleri, 14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonraki en önemli seçimdir; 15 Temmuz direniş ve dirilişinin de mihenk taşalarından biridir. Selam olsun, mücahitlere, mücahidelere; onların ahvadına, ervahına!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.