Suriye insan hakları örgütleri raporlarına göre “2011-2017 yılları arasında Suriye’deki 600 bin sivil insan kaybının % 95’i olan 570 bin kişinin ölümünden rejim yani katil Esed sorumludur. 8100 kişiyi muhaliflerin, 5136 kişiyi Daeş’in, 1137 kişiyi Ypg’nin, 1050 kişiyi El Nusra’nın ve 817 kişiyi de Ruslar’ın katletmiş olduğu ifade edilmektedir. Vuracak mı vurmayacak mı?” diye günlerdir beklerken geçtiğimiz hafta sonu, başını ABD’nin çektiği İngiltere ve Fransa’dan oluşan koalisyon güçleri, Suriye’nin güneyindeki kimyasal silah üretim tesislerini uçak ve füzelerle vurdu. “Vurdu” derken “iç kamuoylarının ve uluslararası toplumun gazını alırcasına, yılanın başını değil de kuyruğunu ezercesine, kalbine değil de kol ve bacaklarına saldırırcasına, katile değil de katliam silahlarına dokunurcasına” vurdular. Sadece kimyasal silahla işlenen katliamlarda vururuz diyorlar ya diğer konvansiyonel silahlarla katledilen yüz binlerce masum insanın hakkı ne olacak?

215 KİMYASAL SALDIRI OLMUŞ

Mart 2011 yılında Suriye’de başlayan savaşta bugüne kadar Esed rejim güçlerince toplamda 215 kimyasal silahlı saldırı yapılmış. Hepsi kayıtlı ve hepsi tespitli saldırılar. Sadece 2013 yılında Doğu Guta’ya yapılan kimyasal saldırıda bin 400’den fazla çoğunluğu çocuk olmak üzere sivil insanlar, balıklar gibi çırpına çırpına dünyanın gözleri önünde can verdi. Son bir yıl içinde katil Esed Suriye’de 11 kez kimyasal silahlı saldırı gerçekleştirdi. En son saldırıda Doğu Guta’ya bağlı Duma’da 70’ten fazla sivil insan, çoğunluğu çocuk olmak üzere kimyasal saldırıda hayatını kaybetti. Bugüne kadar nerdeydi koalisyon güçleri? Bugün çıkmışlar “Esed artık kesin hesap verecek diyorlar. Sadece Suriye’deki bazı tesisler vuruldu. Sonuç katil Esed gitti mi? Tabi ki Hayır! Aynı saldırılar Suriye’deki Müslümanlara değil de İsrail’deki Yahudilere yapılsaydı sonuç aynı olur muydu? Değil Esed yedi sülalesi dahi Suriye topraklarına gömülürdü. Çünkü onların kanı ve canı daha değerli.

“KİMYASAL” DEDİLER IRAK’I MAHFETTİLER

Ortadoğu’da Müslüman toprakları adeta kan gölüne döndü. Dağlar, taşlar, sokaklar gırtlağına kadar artık Müslüman evladı kanına doydu. Mezarlıklar 3 kata çıkmaya başladı. Dünyada yaşanan en büyük insani krizler İslam toplumlarında yaşanıyor. 2 milyarlık İslam dünyası ise halen de çözümü dışarıda arıyor, cellâtlarını kendilerine kurtarıcı ve koruyucu belliyor. Oysa Ortadoğu’nun sorunlarının büyük kısmının sebebi zaten dışarıdan kurtarıcı gibi gelenler değil mi? Bugün Suriye rejimini cezalandırmasını beklediğimiz ABD, “sahte ve uydurma delillerle kimyasal silahları yok edeceğiz, demokrasi getireceğiz” diyerek 1 milyon Müslüman insan kanını Irak’ta dökmedi mi? Irak’ı 3’e bölüp, kan deryasına döndürmedi mi? Aslında ABD, “Müslüman kanı dökülüyor, İslam coğrafyası perişan oluyor, İsrail’in gücüne güç katılıyor” diye çok mutlu oluyor. Suriye’deki tarihin en büyük katliamından Rusya ve İran olduğu kadar ABD ve tüm batılı devletler aynı şekilde sorumludur.

 İSLAM DÜNYASI ARTIK AKILLANMALI

ABD nereye “demokrasi getireceğiz” diye müdahale ederse orası yıllar yılı kan gölüne ve terör yuvasına dönmüştür. Kanserli bir hücre gibi bir daha iflah olmamıştır. Şimdi sıra Suriye’de mi? Katil Esed’e bir müdahale kesinlikle şart, ancak ABD yerine İslam dünyası  niye müdahale etmiyor? İki milyarlık İslam dünyası, onca ağır silahları ve uçakları kime karşı ve ne zaman kullanacak? Esed’in zalimliği asla ABD’yi aklamaz. Kurtuluşu batıda arayanlar, daha çok elma kokulu kimyasal silahların saldırısına maruz kalırlar. Ne zaman İslam dünyası akıllanacak, kendi sorunlarını kendi içinde çözmeye çalışacak, kader ve kaynakta ittifak yapacak?

SİLAH TÜCCARLARININ İŞTAHI KABARMIŞ

“Kaynakların laneti teorisine” göre zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan ülkelerde iç savaş tehlikesi diğer ülkelere göre yirmi kat daha fazla. Irak ve Suriye örnekleri ortada. ABD ve Rusya eksenli bu sahte kavganın zihin dünyasında “zengin enerji kaynakları, Akdeniz’in stratejik ve jeopolitik önemi, kaynatılan Ortadoğu kazanında sürekli satın alınacak silaha ihtiyaç duyurma” gibi nedenler yatmaktadır. Putin ve Trump’ın en iyi yaptıkları şey kriz çıkarıp, şahsi karizmalarını kendi ülkelerinde popüler yapmak ve bol bol silah satışını sağlamaktır. Büyük bir savaş söylentisi ve beklentisi silah tüccarlarını heyecanlandırdı, iştahını kabarttı. Mazlum ve mağdur Müslüman evlatlarının feryadı ve dramı, silah tüccarlarının kasalarını iyice doldurdu. Ortadoğu’ya silah satışı yapan 5 şirketin 6 yılda değeri yüzde 120 artmış.  

 KİME SATILACAK SİLAHLAR?

Dünyanın, silahlanmaya ayırdığı bir yıllık bütçenin “1.6 trilyon doları” bulduğu, savaşların dünya ekonomisine bir yıllık bedelinin “14 trilyon doları” geçtiği,  ABD’de F-35 üreten bir silah fabrikasının ekonomik bütçesinin Türkiye bütçesinden daha büyük olduğu bir emperyalist dünyada biter mi savaşlar, ölümler, kan ve gözyaşı? Biterse savaşlar, dökülmezse kanlar bu silahlar kimlere satılacak, başta ABD olmak üzere dünyayı yöneten küresel silah tüccarları kimin kanından para kazanacak? “Silahların konuştuğu bir ortamda en büyük seviciler silah tüccarlarıdır. Değerli olacak olan yegâne şey de satışa hazır silahlardır.” Müslümanlar da emperyalizmin sattığı bu silahlarla büyük bir zevk ve iştahla Müslüman kardeşinin kanını döküyor. Allah Müslümanlara azıcık akıl ve basiret versin inşallah diyorum. Vesselam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şahabettin Açan 2018-04-18 12:47:34

Allah Sizden razı olsun

banner624