Kazdağları Balıkesir’in Edremit ilçesinde yağmuru bol, sisler arkasında muhteşem güzellikler barındıran sanki cennetten bir köşe… Gidip görenlerin anlattıklarından ya da benim gibi gitmeden araştırarak öğrenilen ama gidilmesi ihmal edilmeyecek Anadolu incisi bir yer. Çoklarının bilgisinden saklı kalmış bu yerin hem korunması ve daha fazla turist çekmesi gerekir. Anadolu’nun her dağında ayrı bir güzellik ve kendine has bir sürü hikâyeleri vardır. Sadece bizim daha çok ilgi duymamız, dünyanın gürültülerinden başımızı çevirmemiz gerekir. İşte o zaman, tüm güzellikler gözden kaçmadan fark ediliyor. Gerçektende gitmesek de görmesek de yurdumuzda böyle güzelliklerin varlığı büyük bir nimet ve zenginlik.

Kazdağları’nın etkisinde kalan birinden dinlemiştim; Kazdağları ya da Sarıkız efsanesi… Hikâye buya: Allah’a yakınlığı olan bir adamın sevdiği eşini kaybetmesi ve bu kederden sonra hanımının hatıralarından dolayı artık o köyde kalmak istemez. Küçük kızını alıp, başka bir köye yerleşir. Kızı da Allah sevgisi ile büyür ve dillere destan bir güzelliğe sahip olur. Köyün gençleri talip olmak isterler ama Sarıkızın hiç kimseyle evlenmeye niyeti yoktur; gözü ilahi aşktadır. Adam fazla yaşlanmadan, birde kızının ısrarı üzerine köylüye emanet bırakıp, hacca gider. Baba hacda iken Sarıkız iftiraya uğrar ve baba döndükten sonra köydeki söylentileri duyar. Dedikoducuların gazına gelip, güya namusunu temizlemek için kızını ve kazları alır dağa çıkar. Eli gitmez kızını öldürmeye. Eşinden sonra elinde sadece bir evladı kalmıştır… Bir kazı keser ve onun kanını kızının kıyafetine sürer ve kızını kazlarla birlikte dağ başında bırakıp, köyüne döner… Belki de en parlak yıldız gibi dikkat çeken Sarıkız’a atılan bu çirkin iftira Kazdağları’nı unutulmaz dağ etmiştir tüm güzellikleri yanında…

Hikâyeden aldığımız ders: Şeytanla alışverişi olmayan bir baba ve kızı. İkisi de kendini Allah’a adamış. Ama baba dedikoduya yenik düşer, kız ise itaat eder kaderine boyun eğer. Bunun yanında, şeytanla alışverişi kesik olmayanların Allah’tan korkmadan attıkları bir iftira. Gel gör ki; bir iftira yüzünden baba köyünde, kızı ise dağ başında uzun süre ayrı yaşamak zorunda kalmışlar… Zaten babaların aklıselim düşünmemesinden değil midir kızların canının yanması.

İnsan sevebilir, isteyebilir ama ulaşamayınca düşman kesilmez ve sevdiğinin hayatını zindana çeviremez, hele iftira gibi bir çirkinliğe asla tenezzül etmez. Sevgi zaten içinde insanlık ve merhamet barındırılması gereken bir duygudur. Bunlar yok ise sevgi değil sadece hayvani bir istektir! Ulaşamayınca Kedi ve ciğer misali sevgiyi murdar etmek, iftira çamuru atmak, isteğine kavuşamamanın intikamı değil de nedir? Sarıkız’a ulaşılamayınca atılan iftira ve bu iftirada dağlar varı masumiyet… Anadolu’nun semalarında iftira yüzünden canı yanan kaç kızın feryadı vardır ve kaç insan bu zalimliğe kurban olmuştur. Bir de iftira gibi olmayan bir şeyi savunmak, sadece insanın değil, Allah’ın bile hukukuna tecavüzdür.

İftiralar, hırsın ve kanaatsizliğin doğurduğu bir çirkinliktir. Siyasette iftira, iş dünyasında iftira, ailede, sokakta vs. hepsi kara ruhlu ve katran yüreklilerin insanlar üzerine akıttığı zifttir. Ve iftira aciz, korkak insanların kullandığı silahtır. İnsan denen rütbesi kalabalık bir varlık, böyle bir çirkinliğe başvurulması çok tiksindirici. Belki de Ozon tabakasındaki deliği büyüten başka şeylerdir…

Bu dünyada kırılan gönüller, incitilen yürekler iklim değişikliği yaptı. Asıl sorun bu!

Kaz dağları masumiyeti insanları efsane eder…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Süreyya zambak 2017-11-25 14:29:17

Teşekkürler bu yazıdan sonra kazdaglarına ilgim daha fazla arttık en kısa zamanda gidicem inşaAllah