Sizler bu yazıyı okuduğunuz sırada hem Ortadoğu’da hem de iç siyasette önemli gelişmeler yaşanıyor olacaktır. Öncelikle Balıkesir, Bursa, Ankara ve birkaç sürpriz Büyükşehir Belediye Başkanlarının istifa haberlerini duyuyor olacaksınız. Belki önümüzdeki günlerde benzer haberleri CHP’den de duymuş olursunuz. Veya direnç devam ederse diğer formülün devreye girdiği haberlerini.

Melih Gökçek için 20 Ekim tarihleri önemliymiş. Bu önemin nereden kaynaklandığını bugün Cyma sonrası istifa ederse açıklamasından öğrenmiş olacağız. Gerçekliği bugün ortaya çıkar.

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifalarını beklediğine yönelik sözü söyletmek zorunda bırakmaları, hatta diğer formüllerin devreye sokulmasına mecbur edilme söylemlerinin perde arkasında ki gerçekleri bilemiyoruz. Ama işi bu noktaya getirdiklerine göre doğru durmadıkları açık. Bu arada istifası istenen bazı belediye başkanlarının beraberlerinde destek için alt kademe belediye başkanı ve meclis üyelerini de istifa etme çabaları boşa çıkmış.

Bizler bu iç siyasetin debdebesiyle uğraşırken dünyada ve çevremizde o kadar fazla gelişme oluyor ki, tam bir baş döndürücü hız, yetişmek imkânsız. ABD’nin Türkiye’yi hizaya getirme gayretleri ve bu konuda görünür görünmez ellerle yürüttüğü çabalar açık düşman olsa bu kadar da olmaz boyuta ulaştı. Türkiye’yi adeta abluka altına alan yaklaşımları bizi gerçekten çok dikkatli olmaya itiyor. Artık stratejik ortaklık, dostluk laflarının hiçbir değeri kalmadı. Kuzey Irak’ta Mesut Barzani’nin bütün uyarılara rağmen gerçekleştirdiği sözde bağımsızlık referandumu öncesi ve sonrası ABD bir taraftan Türkiye ve İran’ın tavrını gözlemleyerek sessiz kalırken, diğer taraftan referandumun güvenliği için bir anda 1700 özel kuvveti Erbil’e indirebiliyor. Referandum sonrası bir taraftan Erbil’i kollamaya devam ederken diğer taraftan oluşacak konjektüre göre tavır alma meyline girdi.

Tüm bu tavırları sergilerken Kerkük’te petrol kuyularının çevresinden hiç ayrılmıyor. Onun için Türkiye, Kürtler, Barzani bir tarafa petrol kuyuları bir tarafa. Gelen haberlere göre Kerkük’te Kürtlere yönelik harekât sonrası Irak yönetimi ile kuyular konusunda anlaşıyor. Kürtler arkasına bakmadan kaçarken sadece gözcülük yapıyor. Bu arada ABD 1700 özel kuvveti boşuna indirmez. Referandumunun karşılığında Mesut Barzani ve Kürt yönetiminin donuna kadar alır. Onu aldıktan sonra isterlerse bağımsız kalsınlar, isterlerse federatif bir yapı olsun fark etmez. 100 yıllığına anlaşma olduktan sonra.

Son üç gündür Irak Ordusu’nun Kerkük-Musul hattındaki hareketini yakından izliyorum. Birkaç göstermelik çatışma dışında Peşmerge sessiz sedasız Erbil’e çekildi. Bölgeyi Irak Ordusuna bıraktı. Kerkük bölgesinde nereye gidecekleri belli olmayan önemli derece PKK militanı kaldı. Onlarda son 4 ay içinde Kürt mahallelerinde hazırlığı yapıldığı bildirilen hendek direnişi için tutuluyor. Gelen istihbaratlar onu gösteriyor. Çünkü göç edenlerin evlerine bu militanlar yerleşiyor.

Şu kesinleşti. Kerkük’ten ağırlığı çekilen Peşmerge ve PKK’lıların bundan böyle hedefi Irak olmayacak. ABD kesinlikle 15 Temmuz öncesinde yarım kalan hayata geçirmeye çalıştığı ve ağır bir yenilgiye uğratılan hendek olaylarını Peşmerge destekli PKK ile daha değişik bir strateji ile devreye koyacaktır. Son günlerde ABD’nin Sur’da Nusaybin ve Şırnak’ta hendek olaylarında öldürülen PKK militanlarını bahane ederek Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı savaş suçluları mahkemesine şikâyete hazırlandığı bilgisi dolaşıyor. Bu tür oyunlar ile de Türkiye’yi sıkıştırma peşinde. Bunun için Avrupa ülkelerini yanına çekmeye çalışıyor. ABD Barzani’ye karşı Türkiye’nin takındığı tutumu fırsat bilerek Güneydoğu’da ciddi bir propagandaya girişebilir. PKK’ya yönelik bölge halkının tepkisini kırmak için çaba sarf etmekten çekinmeyecektir. Bu konuda duygusallaşan bazı Kürt aşiretleri üzerinden Barzani’nin etkisini artırmanın peşine düşecektir.

Diğer taraftan Kerkük’ten aldığım izlenimlere göre bir dönem mahzun kalan Türkmenler son durum da önem kazandı. Şu an Kerkük’te ön planda Türkmenler var. Kürtlerden boşalan otoriteyi Türkmenler üstlenmeye çalışıyor. Bu nedenle Bağdat’tan Süleymaniye’den Erbil’den ve Irak’ın diğer şehirlerinden çok sayıda Türkmen Kerkük’e geldi. Şimdi Türkmen bir vali ve bazı Türkmen ilçelerine Türkmen Kaymakam atanması için ve yerli Kürtlerden oluşan sağlam bir Kerkük Meclisi kurulması için harekete geçiliyor.

Dünya’da ve bölgemizde Türkiye bu kadar cendereye alındığı sırada geçmişleri yeniden milli mücadeleci olanların ülkeyi meşgul etmeleri ne kadar manidardır.

Cuma’nın hayrı üzerine olsun…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.