Türkiye, 16 Nisan 2017 tarihinde önemli eşiği atladı. Ve referandumda evet diyerek Cumhurbaşkanlığı Sistemine evet dedi. Ancak referandumun kaybedenleri; CHP, HDP, Hayırcı MHP'liler ve Vatan Partisi sonuçtan pek memnun değil. Gerçi memnun olmaları da pek beklenemez. Aslında sorun bu değil. Kaybettiği her seçimden sonra Anayasa Mahkemesi'nin yolunu tutan CHP'nin teamüllerini bozmaması ve sonuçlara itiraz etmesi… İşte zurnanın zırt dediği yer burası; zaman değişse de CHP'nin değişmemesi, millete karşı kürek çekmeye devam etmesi… 

Referandum sonucuna itiraz edenlerden birisi de Vatan Partisi… İtiraz sürecini başlattıklarını belirten Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek, “tanımıyoruz” gibi ifadelerin ise “Batı merkezli bir girişim” olduğunu ve Kılıçdaroğlu'nun da istifa etmesi gerektiğini söyledi. Perinçek; “CHP'nin ‘tanımayacağız' çıkışı 10-15 gün sonra sönecektir. Atatürk'ün partisi böyle fitnelere gelemez. PKK ‘tanımıyoruz' dediği zaman, ABD aynı şeyi söylediği zaman, Kemal Kılıçdaroğlu görevini bıraksın. Türkiye'nin büyük birikimi var, çözümleri var” diyerek Kılıçdaroğlu'nun durduğu gayri-milli yeri ifşa etti. Aslında Perinçek doğru söylüyor; istifa etmeli. Çünkü O, kendisini CHP koltuğuna oturtan güçlerin veya çıkar odaklarının kılıcını sallamaya devam ediyor. Dahası, Batı merkezli yeni saldırının piyonu… Her şey rağmen Kılıçdaroğlu'nun günleri sayılı… Saat işlemeye devam ediyor; tik tak tik tak… 

Oy Hırsızlarına Yakından Bakalım

Gelelim, oy hırsızlığı veya mühürsüz zarf mevzusuna… Öncelikle, oy hırsızlığının nasıl yapıldığını CHP'li siyasetçiler iyi bilir. Unutanlar veya hatırlamak isteyenler yakın tarihi yeniden gözden geçirsin. CHP Genel Sekreteri ve “çarıklı politikacı” Kasım Gülek'in 1946 seçimlerine dair anılarını şöyle bir okusunlar. Hiç olmadı, Mehmet Ali Birant ve Can Dündar tarafından hazırlanan Demirkırat belgeselini izlesinler. Seçimde kimlerin nasıl hile yaptığını görsünler. Gülek şöyle bir itirafta bulunuyor; “O seçimler dürüst olmadı. Kanım o... Ve o vakit biz birtakım seçim sandıklarını ırmakta da bulduk. Akılsızca değiştirilmiş ve atılmış.” Hatta İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker; “Demokrat Parti Merkezi'nde müthiş bir hiddet ve müthiş protestolar vardı. Türkiye'nin her tarafından adamlar geliyordu. Her tarafta hile yapıldığını söylüyorlardı” der. Unutulmasın; bu ülkede çok partili hayata ve seçimlere hilenin lekesi CHP ile düşmüştür.

 

Kılıçdaroğlu Batı'nın Borazanlığını Yapıyor

Peki, Kılıçdaroğlu'nun derdi ne? Kılıçdaroğlu, referandum sonucunu itibarsızlaştırmak, sonucun meşruiyetine gölge düşürmek istiyor. Yüksek Seçim Kurulu'nu veya mühürsüz zarfları gündeme taşıyarak kendi başarısızlığını örtmek istiyor. Yavuz hırsız misali; ev sahibini bastıracak…

Aslında daha da kötüsü, Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin Gençlik Kollarını sokağa çağırmasıdır. Son dönemde asimetrik savaşın bir parçası olarak kullanılan bu yöntemlere de pek yabancı değiliz. Gezi sürecinde, hendek savaşlarında ve 15 Temmuz'da benzeri operasyonlara maruz kaldık. Kılıçdaroğlu'nun gençleri sokağa çağırması, 15 Temmuz gecesinde FETÖ'nün yapamadığını yeniden yapma teşebbüsüdür. Dahası, Gezi sürecinde tırmandırılan vandallığı güncelleme girişimi. Kaostan nemalanma kurnazlığı… Ve her iki teşebbüsün altında da Batı bulunuyor. Bundan dolayı, Batı'nın borazanlığını yapan Kılıçdaroğlu derhal istifa etmeli…  


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.