Sözlerine Sevgili Ali, sevgili Ayşe” diye başlayan bir hatibin sevinçli ve mutlu olduğunu, varsa gelişmelerden, yoksa “gelişememeden” dolayı kendisinin hayatından memnun olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Bu sözleri duyduğunuzda zannedersiniz ki hatip bu haliyle yıllardır herkesin arayıp da bulamadığı hazineyi bulmuş ve bu başarısını dostlarla paylaşmak istiyordur.

Düşünebiliyor musunuz?

Alman istihbaratının kucağına atlayan Kılıçdaroğlu ellerini ovuşturup, bıyık altından sırıtarak, “Sevgili Erdoğannn” diye konuya giriyor.

Ve yine düşünebiliyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu Kanal İstanbul’a, 3. Havalimanına, 3. Köprüye, nükleer santrallere, dahası milletimizin yararına yapılan her şeye karşı olan, mesela Almanya ile aynı duygu ve düşüncelerle hareket edip, “Sevgili Erdoğannn” diyerek Alman istihbaratının repliklerini tekrarlıyor.

FETÖ-BND yapımı oyunun suflörlüğüne ve sözcülüğüne soyunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüde adeta zevkten kırkdört köşe olmuş, “Sevgili Erdoğannn” dedikten sonra saçmalama haklarını tek seferde kullanırcasına, teyzenizin kızının görümcesinin oğlunun yurtdışındaki bankalarda parası var mı uzmanlık! sorusunu soruyor.

Yahu hangi insan dünürünün parasından ya da parasızlığından sorumlu olabilir ki? Bu neyin mantığı? Kemal Bey ne içiyor?

Ne içiyor bilmiyorum, lakin bu kafayla iftira şampiyonu olacağı kesin. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sıkıştırayım derken insani değerlerden uzaklaştığını fark etmiyor Kılıçdaroğlu.

Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nun altın tepsi içinde sunduğu bu pasa voleyi çaktı, “Tayyip Erdoğan’ın yurtdışında bir kuruş parası varsa herhangi bir bankada, çıksın bunu ispat etsin. İspat ettiği anda Cumhurbaşkanlığı makamında bir dakika durmayacağımın taahhüdünü veriyorum.” diyerek Kemal Beyin teknik direktörü ‘Müller’e gereken cevabı verdi.

Anlaşılan Kemal Kılıçdaroğlu kendisini 2019 seçimlerine hazır hissediyor. FETÖ-BND ve Amerika’daki bileşenleri ile birlikte CHP üç sandıklı 2019 seçimlerinin startını vermiş oldu.

CHP liderine bakılırsa Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili kampanya Kılıçdaroğlu ve diğer aktörlerin atacakları iftiralar üzerinden yürüyecek. Bu bağlamda Zerrab olayı bundan sonra çok konuşulacak. Muhalefet olayın aslında ne olduğunun, ne olmadığının değil; Recep Tayyip Erdoğan’ı nasıl ve hangi algı ile ne kadar karalayabilirimin hesabını yapacak.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ABD'de Rıza Sarraf'ın İran'a yönelik ambargoyu delme suçlamasıyla “tanık” olarak katılacağı dava için, "Türkiye'ye kumpas davası" derken meselenin varacağı yeri görmesi açısından önemlidir.

Peki, bu davanın sonucu bizi nasıl etkileyecek?

2010’da Türkiye ile birlikte Brezilya’nın da hayır oyu verdiği 1929 sayılı BM kararını yeterli görmeyen ABD kendi başına yeni bir kararla İran’a uygulayacağı ambargonun çerçevesini genişletti. İran petrolünün satışını engellemek isteyen Amerika’nın tek başına aldığı bir karara Türkiye’nin uyma mecburiyeti yoktur. Bunu göremeyen CHP de, FETÖ de hükümetin değil Türkiye’nin hedefte olduğunu bile bile ülkelerinin aleyhinde yol tutuyor.

Kılıçdaroğlu’nun ‘mutluluğu’ sahtekârlıklar üzerine kurulu, bunu fark ettiği halde mutlu görünmesi sadece zaman kazanmadır. Rıza Sarraf da, yabancı bankalarda yattığını iddia ettiği paralar da CHP Genel Başkanına 2019 seçimlerini kazandırmayacaktır.

Peki, bu dava Türkiye siyasetine nasıl yansıyacak?

CHP’liler ne düşünür bilemem, lakin 17/25 Aralık ve 15 Temmuz’u gören bu millet Türkiye’ye kumpas kuranların yanında yer alanları kesinlikle affetmeyecektir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muallim 2017-11-29 00:54:49

Fevkalade bir tahlil
Son paragraf atın vuruş
Yüreğinize sağlık