Acziyet ve çaresizlik öfkeyi beraberinde getirir. Öfke büyüdükçe kine ve hasete dönüşür. Bu dönüşüm kalbin ölümüne neden olur.

Kin, öfke ve haset, insanın samimiyetini yok eder, dostları kalmaz, sevgi içerisinde yaşamasını engeller, yalnızlığa iter. Hep bir düşmanlık besler, karşısındaki kişinin kötü olmasını ister, onu alaya alma, onun hakkında yalanlar söyleme hatta iftira atmaya başlar. Yalan ve iftira hayatının bir parçası olur, kötülüğünü istediği kişinin harap olması için her yolu meşru görmeye başlar. Haklı olanı reddeder, nasihatleri kabul etmez. Dünyayı kendisine zindan eder, uykuları kaçar. Ve gıybet eder.

Hiç başarılı olduğu görülmemiştir. Olamaz.

Olamadıkça sinir krizi geçirir.

En büyük zararı kendisinedir. Parmakla gösterilen tek bir insan olmayı arzu ederken, tüm kapılar kendisine kapanır.

Hasta olduğunu da kabul etmez.

Oysa kin, öfke ve haset hastalıktır, vücudu sardı mı, terk etmesi imkânsız değil ama çok zordur.

*Bu bir birini tetikleyen üç hastalığa yakalanan sürekli huzursuzdur, rahatsızdır.

-Siz hiç CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu huzurlu gördünüz mü?

*Günleri gerilimle geçer.

Sesi yüksek çıkar, kurduğu cümlelerin içeriği boştur. Hakareti bir hak olarak görür, adalet duygularını yitirdiğinden akli fonksiyonları da tam olarak işlemez.

-İşlemediği için Kılıçdaroğlu eleştirmez, tehdit eder; önermez, küfür eder.

*Gülmez.

Gülmediği için gülmeyi başkalarına da çok görür.

Öfkesini yenmeyi düşünmez. Düşünme yetisi körelmiştir. Olaylardaki hayır ve hikmetleri düşünemediğinden çıkmaza sürüklenir. Özgür değildir. Esaret altındadır. Enerjisini kavgaya ayırır, kendi kendini tüketir.

-Düşünmüş olsa Kılıçdaroğlu her doğruyu, yalanlamaya; milletin çıkarına olan adımların karşısında durmaya kalkar mı? Özgür müdür Kılıçdaroğlu? Hayır değildir; hırsı, kin ve öfkesi kendisini esir almıştır. Özgürleşmek için mücadele edeceğine, özgürlüklere karşı savaş ilan ediyor, enerjisini birliği bozmaya ayırıyor.

*Doğru yorumlayamaz; bağnazlık ve ezbercilikle yoluna devam eder.

-Öyle değil mi? Kılıçdaroğlu halen eski Türkiye’de yaşamıyor mu? Aynı dil ve aynı yöntemlerle iyi olana karşı çıkmıyor mu?

*Problemlere karşı sağlıklı çözümler geliştirmesini bırakın, problemin çıkış noktasında hep kendisi vardır. Hak yerine batılda inat eder.

-Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki saldırgan tutumu ortada. Görmeyen var mı? İnkar edilemez ve saklanamaz. Varsa yoksa sorun üretiyor, provokasyon yapıyor. Var olan sorunların çözümüne katkı sunmak yerine, problemleri çözülemez denklemlere sürüklüyor.

*Şefkat ve merhamet duyguları ağır yara almıştır. Yarasının sarılmasına izin vermez, haksızlığın temsilcisi konumuna gelmiştir; pek çok güzellikten mahrum kalır. Artık kendi çıkarttığı gürültüden; duyamaz, göremez hale gelir. Kendisini evine kapatır. Penceresinden içeriye güneşin sızmasına bile tahammülü yoktur, perdeleri kapatır, karanlıkta kendi kendine konuşur hale gelir. Güven, sevgi, saygı ve hatta umudu bile düşman beller kendisine. Umutsuz vaka haline gelir.

-Bu acı sona yaklaşıyor Kılıçdaroğlu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.