Erken seçim şimdi herkesin ilk gündemi oldu ya işin gerçeği erken ama ne kadar erken sorusunun cevabı neredeyse herkes için sürpriz oldu. Bahçeli’nin 26 Ağustos çıkışına bile ihtimal vermeyenler Cumhurbaşkanı’nın açıklaması ile birlikte bir anda seçim meydanlarının hayalini kurmaya başladılar bile.

Kim ne derse desin, bir meseleye Cumhurbaşkanı el altınca halk nazarında bir güven, huzur ve kabullenme durumu peyda oluyor. Elbette her işin altında alengirli meseleler arayan, bozguncu tipler hariç. Onlar kendi kurdukları çakma senaryolarla ülkeyi kaosa sürüklemekten faydalı bir şeyler düşünmeye fırsat bulamıyorlar.

Lafı bir yere çekmeye, sözü esnetip, germeye gerek yok. Muhalefet sıfatına sahip olanların demeçlerini, açıklamalarını kısa bir süreliğine de olsa dinleyin. Sürekli eleştiri, ne olursa olsun kabul etmeme, yok sayma, hakaret etme faaliyetlerinden fırsat bulup da bir tane projeden bahsettiklerine şahit olduk mu?

Biz şunu yapacağız, bunu değiştireceğiz gibi kendilerine ait tek özgün cümle duymak mümkün değil muhalefetten. Eleştiri olacak, eyvallah. Peki eleştirdiklerinizin karşısına neyi getireceksiniz? Ayakları yere sağlam basan tek cümle duysak, tamam diyeceğiz, bu memleketi düşünen ne kadar da çok insan var. Fakat ne yazık ki ahkâm kesmekle meşgul olanların arz-ı endam ettiği günleri yaşıyoruz.

Ben bütün olup biteni bir kenara bırakıyorum. Memlekette yaşanan olumsuzlukların, düzene girmeyen aksaklıkların farkında olarak düşünüyorum. Bir millet olarak terörle mücadele ettiğimiz bir dönemde kendi ordusunun, milletinin yanında olmayıp da çeşit çeşit ayak oyunları ile akıl tutulması yaşayanların vereceği ne olabilir ki milletine?

Her gün ekranlarda erken seçim türküsü söyleyenlerin şimdi açıklanan erken seçim kararıyla çark ederek “baskın seçim” nakaratı seslendirmelerini ne ile açıklayabiliriz? Hazırlıksız yakalanma mı denir buna yoksa ne olacak bu seçimin halleri durumu mu?

Her şey olacağına varır. Seçim de gelir, seçim de biter. Önemli olan bu millet için kim ne istiyor onu iyi tespit etmek gerek.

Terörle mücadele unutulmamalı.

15 Temmuz hiç ama hiç unutulmamalı. En küçük bir unutkanlık, hafife alma bize geri dönüşü olmayan acılar olarak yansıyacaktır.

Geçen hafta Yusuf Ziya Kavakçı’nın yazdığı köşe yazısı gibi bir yazıya kesinlikle fırsat verilmemeli. Bu tarz en küçük yaklaşıma tevessül edenlere hesapları sorulmalı. Böyle bir üslup zaten hiçbir zaman kabul edilemez ama seçime giden bir Türkiye’de bu tarz bir yaklaşımda bulunanlara bunun hesabı sorulmalı.

Ne diyor Kavakçı; Fetö elebaşı gelsin Türkiye’ye, af dilesin, affedilsin, her şey sütliman olsun, hizmet yeniden canlansın, alimler yetiştirmeye devam etsin. Daha neler neler… Benim yazmaya içim el vermiyor. 15 Temmuz’da şehit olanlar ne olacak. O belli değil. Kavakçı onun da cevabını veriyor; “Kendisini 15 Temmuz darbecilerinden tecrit etmelidir. Açıkça eskiden adamımdı, şimdi değil diyebilmeli ve kendini onlardan tecrit edebilmelidir.”

Bu kadar kolay yani. “Özür dilerim, tevbe ediyorum.”deyip köyüne gitsin diyor Kavakçı.

Bu tarz yaklaşımların kimin işine yaradığı apaçık ortada.

Aklı selim ile hareket ederek dünyanın her gün yeni tehditlerle sindirmeye çalıştığı ama her seferinde güçlenerek ayağa kalkan Türkiye’nin seçimden de güçlenerek çıkması için yerli ve milli sesin güçlenmesi gerek.

Çanakkale ruhu, 15Temmuz ruhu bu milleti tüm cihana karşı ayakta tutacak yegâne güçtür. Yaşadık gördük çünkü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.