12 Eylül’ün hükümran olduğu zamanlardı... Cağaloğlu'na çalıştığım gazeteye gidip gelirken, yolarda çok sık şekilde kimlik kontrolü yapılırdı; vapurdan, inerken, trene binerken vs. Onlar kimlik kontrolü yapardı ama biz onların ve başındakilerin kimliğini ve asıl niyetlerini hiç kontrol edemiyorduk... Sakıncalıydılar, fakat bu vatanın ve bayrağın gerçek sahiplerini adım başı kontrol ediyorlardı…

Ellerinde imkân ve özel cihazlar olsa idi; yüreğimize girip çıkanı, kimi sevdik, kimi hayal ettik ne düşündük, ne tür rüyalar gördük, bunların bile kimliğini kontrol edecektiler... Hiç çekinmeden kafamızdaki en ince düşünceleri, hatıraları bile sorgulayacaklardı… Evet, bunu bile hiç çekinmeden yapardılar… Zaten suç işlememiş, özgürlüklere müdahale etmemiş düşüncesinden dolayı, yazdıklarından dolayı tutuklanan çokça insan vardı... Sağlam götürülüp, falaka ile ayakları şişmiş, işkence ile hayata küsmüş insanlar sanki düşman muamelesi görmüşlerdi…

İhtilalcıların kimliği kontrol edilemediği için de, buldukları her fırsatta, kimlikleri ezip, kimlikleri kontrol ettiler... O Kimliği hiç kontrol edilmemiş ihtilalcılar, Menderesleri, Denizleri, Erdal Erenleri ve denge sağlanmak amacıyla asılan Mustafa Pehlivanoğlu gibi kıyımlar ile Amerika ve Siyonist batıya; kimliğimiz, makamımız sizindir der gibi on yılda bir milletin köklerini, kolunu, kanadını budadılar... Maaşları ve lüks yaşamı ise bu milletin sırtından oldu. Ezdikleri insanların ekmeğini yiyerek 10 yılda bir kudurdular...

Darbeciler, hangi ninnilerle nasıl büyütüldüler, neler yiyip içtiler, hangi sevdaları vardı ve bu millete asıl düşünceleri ne idi çok güzel saklandı ve özgürlük düşmanları olarak milletin başına bela oldular… Amerika ve İsrail’e bağlı olan darbecilerin gerçek kimliklerinin, asıl kütüklerinin Amerika ve İsrail’e ait olduğunu geçte olsa bu millet tanımıştı…

Bir gün solcuyu, bir gün sağcıyı katleden hasta ruhlular bir gecede sihirli değnek değmişçesine sakinleşen ortamı kendi lehlerine kullanarak, milletin huzurunu bozma adına adımlar attılar...  Darbeciler güya sağı ve solu bitirdiler. Öyle bir oyun oynadılar ki; 12 Eylül öncesinde yeri geldiğinde memleket meselesi için bir olan ve yine yeri geldiğinde aynı hasret türkülerini dillendiren insanları bilinçli olarak birbirine düşman ettiler… Düşüncelerin, fikirlerin, dünya görüşlerinin ve inançların arasını mayın döşediler, tahammülü katlettiler, fark katan farklılıkları silah şekline soktular... Futbol bile bu kadar iğrenç değildi. Radyo ve Televizyon başında takip edilen maçlar için gol sevinçleri rakip takımın taraftarına muhabbeti hiç bitirmez, birlikte maçın keyfini çıkarırdılar… Emperyalist güçlerin bilinçli silahı; darbeler ve kimlik bozan hareket 12 Eylül adeta çekirge sürüsü gibi bütün değerleri yok etti... O zihniyetin bozduğu nesiller ise bu ülkenin dik duruşundan, zulme karşı itirazından rahatsız olur hale geldi… Darbeciler, kendi planladığı şiddeti ön plana çıkarıp, heyula etiler... Yüzsüzce başa geçmek için; “Milletin huzuru ve selameti için” dediler… 12 Eylül öncesinde karşılıklı konuşmalar, fikir alışverişleri daha fazla idi. Herkeste memleket gaygısı aynı idi ve bundan hiç hoşlanmadılar…

Tüm darbelerin tek bir hedefi vardı: Siyonizm ve Amerika’nın her ne arzusu var ise hayat bulsun.  Müslümanlar yok edilsin, emperyalizm denen ucube Siyonist için kullanılsın, bunun için toplumların arasında uçurumlar açılsın, birbirlerine tahammül edemez hale getirilsin ki kolay parçalansın, idare edilsin sonunda Ortadoğu büyük İsrail olarak ortaya çıksın.

Evet, 12 Eylül Döneminde adım başı yapılan kimlik kontrollerini düşününce; demek ki bizim de millet olarak kimlik kontrolü yapmamız lazım! Kim kiminle, ne tür sevdalar peşinde olduklarını, yüreklerinde gerçekten vatan sevgisi, millet sevdası var mı, yok mu? Ne yerler, ne içerler, bize aitler mi; yerli ve milliler mi? Diye daima kontrol etmek lazım! Yoksa savaş çıktığında İran yanında yer alma, PKK seviciliği, 15 Temmuz için kontrollü darbe diyerek, FETÖ’yü temiz pabuç haline getirme gayretleri ve Ankara’nın içini fıldır fıldır dönen makam aracı ve telefon faturaları ile millete atılan siyasetçi kazığı ortaya çıkar. “Bu hükümet dünyanın en doğru işini yapsa bile yanında olmayız” gibi sapıkça ruh halinin sesi çirkince yükselir!

Evet, bizimde kendi güvenliğimiz için kimlik kontrolü yapmamız lazım! Duyduklarımıza, gördüklerimize önce bir kimlik sorgulaması; nedir ne değildir, doğrumu, yalan mı diye… Tabiri caiz ise; bizi temsil edenlerin ciğerini tanımamız lazım! Bu milletin oyunu alıp, temsil edemeyenler, kiminle hangi amaç peşindeler çok iyi bilmemiz lazım. Bir Kudüs davası bile bazılarının yerli ve milli olmadığını ortaya koymuştur. BM’de alınan Kudüs kararından hiç de mutlu olmayanlar çıktı ortaya ve Türkiye’nin önlenemez yükselişinden…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-26 00:47:24

BU hainler, satılmışlar, insanlik dan nasibini almamış zavallılar onlar Halkın büyük bir kesimi bunların farkında Yazarımızın dediği gibi. CHP oldu HDCHP bu Ülke hepimiz Türkiye den başka gidecek tek yerimiz topraktır. Bunu bilmez misiniz ey hainler kime uşaklık yapıyorsunuz ele uşaklık yapacağınıza memleketimize hizmet edin. Ne demişler İnsan ölür kalır eseri, eşek ölür kalır semeri.

Avatar
MURAT KUŞ 2017-12-26 16:46:07

Allah senden razı olsun kardeşim
Diline yüreğine kalemine sağlık
RAB'bim herdaim yâr ve yardımcın olsun

Avatar
Şah 2017-12-26 16:55:23

İHANET (chp ) bu ülke de 90 yıldır DEVLETTİ

Avatar
Ünal Karalı 2017-12-26 17:58:35

Kaleminize sağlık, eyvAllah.