Yıllardır iki halime hep kızar dururum. Biri evin işlerini ihmalimdir. Diğeri öfkemi bazen kontrol edemeyişimdir. Bu iki hal ayrı ayrı tezahür edince çok zarar vermiyor, ne bana ne de etrafıma. Sınırlı kalıyor verdiği zararlar. Ve telafisi de kısa sürede olabiliyor. Ama her ikisi beraber olunca etrafı çok rahatsız ediyor.

Evimizi güzelleştiren cam sehpalardan biri kırılmıştı. Eşim ise tamirini istemişti. Ben de her zamanki gibi

— Tabii ki hanım hallederiz, dedim. Arkasından gelecek cümleyi bekledim:

  • Umarım bey yine aylar geçmez bu işin üstünden. Ne olursun bir gün de hemen davran. Bak komşularımız bize gelecek. Sehpaya ihtiyacımız  olacak, dedi ve beni tahrik etti.

Bu defa öfkeyle karışık bir gayretle tamam dedim.

— İnşallah en kısa sürede yerine getireceğim.

Günlerden cumaydı galiba. Hazırlıklarımı yaptım. Bugün bunu yapmalıyım hırsıyla yollara koyuldum. Vardım sanayinin merkezine. Sordum bir çok kişiye. Elimdeki sehpayı görenler adresler söyledi. Hepsi parlak cam diye bir yerde ittifak etti. Buldum bu yeri. Elimde sehpa, selam vererek girdim içeri. Nazikçe selamımı aldılar. Onlar da beni asıl usta olan babalarına yolladılar. Bir kez daha ya Allah dedim. Tarif edilen yere geldim. Elimdeki sehpayla daldım içeriye. Sıkıntıma istedim bir çare. Yaşlıcaydı babaları beni gönderenlerin. Hemen baktı sehpaya. Nasıl yapacağını söyledi bana. Ben de sıraladım isteklerimi ona.

— Bugün bunu yapamam. Yarın sanayiye götürmeliyim. Tornadan geçirip emek sarf etmeliyim. Cumartesi öğlen gelin alın, dedi.

Nazikçe beni kafasından savıverdi. Ben de aramızda geçen konuşmalardan anladım ki bu sehpanın üstüne bir bardak su içmeliyim. Allah sonunu hayretsin diyerek oradan ayrıldım. Eve vardım. Yarın sehpayı verecekler diye gururla anlattım.

Vakit 10 muharrem aşure günü olan güzel bir cumartesiydi. Heyecan ve hüznümün galeyanda olduğu ve duygularımın rotasının şaştığı bir zaman dilimiydi. Sabaha günün kıymetini bilmek için uyanmıştım. Sehpayla imtihanımın bu kadar çetin olacağını hiç düşünmemiştim.

Aşure gününün güzelliği eşliğinde sehpayı almak için çıktım evden. Bir işi ertelemeden başarmanın verdiği gururla vardım oraya. Usulce girdim içeriye. Beni gören yaşlı usta selamımı aldı. Gözlüklerini takarak hemen konuşmaya başladı.

— Çok zahmetli bir işti bu efendi. Çok emek sarf ettim. Sonunda bu işi de bitirdim, dedi. Sehpayı uzattı bana. Görünce ben sehpayı eyvah dedim korktuğum başıma geldi. Çünkü sehpa eskisinden daha çirkin bir haldeydi. Öfkem kabararak konuşmaya başladım. Nefes almadan kelimeleri ardınca saydım.

— Olmamış bu sehpa beybaba. Hatta eskisinden daha kötü olmuş, dedim. Yaşlı ustanın emeğini kötülüyormuş gibi anlaşılıverdim.

Hemen usta beybaba başladı bana laf saydırmaya. Memlekette bu işi hiç kimsenin kendisinden daha iyi yapamayacağını söyledi. Galiba camı doğru kesememenin verdiği sıkıntıyı benden çıkarmak istedi. Hem de;

— Ben ne peygamberim, ne veli. Sen benden onların işini istiyorsun efendi, cümlesini sarf etti. Ben artık öfkemi kontrol edemedim. Yaşlı adamı üzecek sözler söyledim. Ücretinin ne kadar olduğunu sordum. Söylediği parayı bıraktım ve oradan ayrıldım. Bindim arabama, vardım çocuklarının yanına.

Beni tanımışlardı çocukları. Halimde tuhaf bir şeylerin olduğunu hemen anlamışlardı. Buyurun dediler bana. Ben ise üzülerek söyledim onlara.

— Bakınız kardeşim. Mübarek muharrem ayındayız. Neden çektirdiniz bana böyle çile. Sehpa eskisinden daha kötü olmamış mı? Amcanın kalbini kırdım. Bu cam için değer mi. Kırılan keşke sadece cam olsaydı. Onlar da çok nahif bir biçimde beni teselli etmek istediler. Babalarının bir türlü emekli olmak istemediğini söylediler. Böyle vakaların çoğaldığını da ifade ettiler.

— Ama kardeşim ben çok üzüldüm. Bu hatayı nasıl telafi ederiz diye size geldim.

Biraz daha öfkem dinmişti. Bir kırılma ile ayrıldım oradan. Evdeki olacakları da hiç düşünmemiştim. Biraz daha sakin ama oldukça üzgün bir eda ile eve geldim. Olanları eşime anlattım. O da:

— Bu mübarek muharrem gününde ihtiram etmeliydin o yaşlı adama dedi. Kırılan cam olsaydı. Keşke yaşlı adam böyle üzülmeseydi. Tez elden bu işi çözmelisin bey dedi. Elemim bir kat daha arttı. Bir kaç dakika sustum. Daha ceketimi çıkarmamıştım.

— Lütfen beni çaya bekleyin. Birazdan gelirim dedim. Evden hemen çıktım. Arabama bindim. Doğruca sehpayı yapan yaşlı ustama yöneldim. Biraz daha sakindim. Girdim içeriye. Nazikçe selam verdim. Yaşlı ustam görünce beni, o da yöneldi bana. Tebessüm ettim ve ekledim.

— Lütfen bir şey söyleme bana. Elini öpüp sana sarılabilir miyim dedim. O ise bana şöyle seslendi:

— İyiki geldin evladım. Allah razı olsun senden. Beni bir sıkıntıdan kurtardın. Sen gittiğinden beri üzüntü içindeydim. Geri gelmeni Allah’tan çok istedim.

Şefkat ve muhabbetle kucaklaştık. O anki sarılışımız cihandaki bütün kırgınlıkları tamir edebilirdi. Öfke nöbeti de defolup gitti. Herkes benim gibi şanslı mı bilmiyordum. Öfkeyi kontrol etmenin en büyük nimet olduğunu bir kere daha anlıyordum.

Öfke kontrolünden bana düşen yaşlı ve hürmete layık bir usta oldu. Onun hissesine de düşen sevilmeye layık bir yeni evlat.

Evet öfke gelince göz kızarır. Gidince yüz kızarır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-20 00:34:38

İnsanoğlu kızar bazen haklı bazen haksız, sonrada acaba ilerimi gittim daha sakin olabilirdim, gereksiz yere bir kalp kırdım. ilk fırsatta gönlünü almalıyım, ozrumu iletmeliyim. Allah ım bizleri vicdanli,adil kullariyla karşılaştırsin.

Avatar
mehmet salih 2018-01-20 08:15:54

Müthiş olmuş Hocam kalemine sağlık

Avatar
Kasım ŞEKER 2018-01-20 12:52:58

Mükemmel bir yazı olmuş sayın hocam kalemine sağlık.

Avatar
f h şahin 2018-01-20 13:38:21

kırılmış bir cam için bu kadar değer miydi

Avatar
Mahmut Akbaş 2018-01-20 16:03:12

Hocam çok güzel bir yazı. Sonunu merak ederek soluksuz okudum. Günlük yaşamımızın özeti.

banner623

banner624