Bölgesel olarak tehlikeli bir gidişat mevcut… Her şey “Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur” sözüne denk seyretmekte. Takdir edersiniz ki bugüne dek yaşanan gelişmeler, adeta olacakları önceden haber veriyor gibiydi. Suriye savaşının farklı bir evreye geçeceği, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla planları bozulanların, Suriye’nin güneyinde yeni bir hat deneyecekleri, dayatılan Arap-İran savaşları için cepheler açılacağı, Akdeniz’in de oldukça ısınacağı… çoğumuzun TAHMİNLERİ arasındaydı.  

Lakin cereyan eden SON HADİSELER, tüm bunlar için düğmeye basıldığını gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin, BM kararlarını hiçe sayarak Büyükelçilik binasını KUDÜS'e taşıması, başlı başına bir meydan okuma değil mi zaten... Oysa SİLAHSIZ Filistinlileri Şehit etmek ve binlercesini de yaralamak, ne İsrail’e, ne ABD’ye, nede eş güdümündeki yancılara KAZANDIRMAYACAKTI. Nitekim uyguladıkları şey, bölgeye tamamen gerilim enjekte etmekle matuf bir politikadan ötesini de yansıtmamakta.  

O nedenle Sarkozy’nin de içinde bulunduğu 300 avanağın, Kur'an-ı Kerim'den "Yahudi karşıtlığını yaydığı gerekçesiyle bazı ayetlerin çıkartılması" talebi ve “Medine’de açılacağı söylenen kilise” meselesi de bu minvalde okunmalıdır. Yoksa Medine’de Kilise açılması, öyle başka merkezlerde kilise inşa etmeye benzemeyeceğini az-çok onlarda biliyordur. Kuran ayetleriyle ilgili hadsiz açıklamalarının, hiçbir KIYMET TAŞIMADIĞI ise ayan beyan ortada…  

Anlayacağınız İSLAM ve İSLAM’I TEMSİL EDEN DEĞERLER üzerinden sinsi planlar yapmaktalar. TANSİYONU TIRMANDIRACAK, dolayısıyla da BÖLGEYİ KARIŞTIRACAK her ne varsa geri durmadıkları/durmayacakları net. Öyle ki Sn. Cumhurbaşkanımızın İngiltere’de Kudüs konusuna ithafen sarf ettiği; “Bu atılan adımın, bölgeyi karıştırmak için adeta bir fitil ateşlemesi olduğunu hatırlatmak isterim” sözleri, anlatmak istediğimiz hususu kısaca özetlemektedir.

Yani stratejik açıdan (para, enerji, konum…) önem arz eden bu kadim toprakları, kaotik bir iklime sürükleme niyetleri artık hiç şüphe barındırmıyor. Küresel bir 28 Şubat tabirini hak eden bu tür gelişmelerin, daha büyük sorunları da beraberinde getireceği elbette ki yadsınamaz. Kaldı ki bölge ISMARLAMA sorunlarla boğuşunken, bir de mezhep çatışmaları körüklendiği takdirde, bunun kimlere yaracağını ifade etmeye gerek yok. Türkiye dışında sesini çıkartmayan, çıkartsa da sadece kendi kulaklarının duyacağı cılız kelimeler kuranların hali ise İÇLER ACISI.

Hal böyleyken günübirlik düşünmek, bizler adına büyük bir hata olacaktır malumunuz. Bu sebeple aklıselimi ve sağduyuyu kaybetmeden diplomatik kanalları işletmek, olası tüm senaryolara karşı da hazırlık yapmak elzem… Çünkü bu bir coğrafya mevzusudur. Ve bölgesel huzura kast edilmektedir. Nihayetinde meselenin sadece bu kadarla sınırlı kalmayacağı aşikâr… O cihetle yaklaşan fırtınadan, Türkiye’nin de etkilenmesi ihtimal dâhilinde görülebilir. Keza etkilenmemiz için içeriden ve dışarıdan yoğun saldırılara maruz kaldığımız kesinlikle inkâr edilemez.

Mesela geçenlerde medyaya da düşen; bazı batılı subayların, PKK yöneticileriyle yaptığı iddia edilen görüşme aynı izlere sahip… Söz konusu görüşmenin SEÇİM SÜRECİNE GİRERKEN yapılması ise bir o kadar manidar. Tabi bu durum El Bab, Cerablus ve Afrin'in hedef alınması gibi şeyleri de akıllara getirmiyor değil. Döviz kurlarıyla oynamaları, Kıbrıs’ı dillerine dolamaları ve Yunanistan’ın zincirini gevşetmeleri de hesaba katılırsa, Devletimize geri adım attırmak gibi bir hedeflerinin olduğu açık.

İşte Batı’nın “Sn. Erdoğan’ı devirme, Türkiye’yi durdurma” paydasında buluşması bu noktada değerlendirilmelidir. Fakat istikrarı sağlar, birlik ve bütünlüğümüzü de korursak, Türkiye’mizin yanı sıra bölgenin de kazanacağı tartışılmaz. Daha evvel 24 Haziran için BÜYÜK TÜRKİYE MESELESİ, COĞRAFYAMIZIN BİR GELECEK MESELESİ diye ortaya koyduğumuz metaforun aslı da budur zaten. O yüzden küçük hesapların peşinde koşmaksızın, tüm olaylara Milli ve Manevi bir perspektifte bakmak durumundayız. Zira bu tarihi bir sorumluluktur.  

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.