Yeni Dünya Düzeni diye adlandırılan bir planın sancılarını çekiyoruz. Yaşadığımız coğrafyada hakkın, hukukun en çokta umudun yerini, kan, gözyaşı ve barut kokusu almış durumda. Bir yanda insanlık can çekişirken, diğer yanda yeni düzenden daha fazla pay alma çabası hâkim. Kısacası SÖMÜRMEK ve SEMİRMEK odaklı bir mantalitenin doğal seleksiyonu… Nitekim trilyonlarca dolara yön verecek İpek Yolu Projesi, Doğu Akdeniz’in enerji potansiyeli, Afrika’nın ise paha biçilmez kaynakları üst üste konulunca, her şey kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Özetle Yeni Dünya Düzeninin kurulacağı Akdeniz ve bağlantılı ülkelerde, birileri için elverişli bir zemin hazırlandığı yadsınamaz. Fakat Türkiye’nin bekası adına sahaya inmesiyle, tüm dengelerin bir anda değiştiği de herkesçe malum... İşte Rusya ve İran’ın, Ankara’yla sağladığı iş birliği bu noktada değer kazanıyor. Söz konusu ülkelerin doğrudan tehdit edilmesi, özellikle Ankara ile Moskova’yı hiç olmadığı derecede birbirine yakınlaştırdı. Ama bu, taraflar için kayıtsız şartsız bir ittifak değildi şüphesiz. Çünkü Rusya ve İran’ın olaya menfaat odaklı yaklaşımı, ancak BELLİ KISTASLARDA İŞBİRLİĞİ ile izah edilebilir.  

O sebeple yaptığımız harekâtlara kısmi destek verseler de, bundan çok ta hoşnut oldukları söylenemez. “Afrin’in Suriye ordusuna verilmesini” istemeleri ve şuan gündemimizde olan Tel Rıfat’ta “YPG/PYD unsurlarının kalmadığını” açıklamaları bu minvalde okunabilir. Elbette ki Sn. Cumhurbaşkanımızın “AFRİN’İ KİME VERECEĞİMİZİ İYİ BİLİRİZ” çıkışı da… Lakin her ne kadar arada bu tip sorunlar yaşansa da, ortak müştereklerin çokluğu yakalanan ahengi bozmadı/bozamadı. Neticede bölgenin mevcut hali ve dünyadaki sert fırtınalar bu yakınlığın devamını zorunlu kılıyor.

***

Hal böyleyken koalisyon güçlerinin Suriye’deki durumu kurtarabilmek amacıyla, yeni bir plan üzerinde çalıştıkları sır sayılmaz. Bu ise Rusya’yı Akdeniz’den uzaklaştırmak ve İran’ı kontrol etmekle eş değer seyrediyor. Hatırlayın ilk hamle ajan Skripal olayı üzerinden atılmıştı zaten. Kaldı ki İngiltere ve ABD’nin aynı çizgide buluşması, aynı zamanda tarafların bölgeye dönük olası bir anlaşmasını resmediyordu. Tabi Macron’un piyasaya çıkmasıyla da, tüm eksik parçalar birbirini tamamladı.

Geriye ise Suriye’de ÜSTÜNLÜĞÜ SAĞLAMAK ve taraflara GÖZDAĞI VERMEKLE matuf bir gerekçe kalmıştı sadece. Tıpkı şeddeli zalim Esed’in, günahsız masumlara kimyasal silah kullanması gibi. Kimyasal silahı Esed mi kullandı, yoksa başkası mı bunu bilmiyoruz şimdilik. Lakin konvansiyonel silahlarla yüzbinlerce kişiyi katleden bir zalim mevzu bahisse, durup bir kere düşünmek gerekiyor. Yani Esed veya kendi organizasyonları sayesinde, uygun bir iklim yakaladıkları aşikâr. Bunu kaçırmak istemeyecekleri ise muhakkak…

Aslında bu durum Türkiye’nin başından beri sergilediği politikanın doğruluğunu da bir anlamda tescilliyor. Çünkü Esed’in ZALİMLİĞİ ve sergilediği İKİYÜZLÜLÜK, her dem potansiyel bir tehlikeydi bölge açısından. Öyle ki İran ve Rusya’nın kanatları altına aldığı Esed’e, ABD tarafından bu güne dek dokunulmaması kafalarda hep bir soru işaretiydi. Hatta daha evvel bazı ABD’li yetkililerin rejim bölgesine müdahale etmeyeceklerini açıklaması ise cabası. Belki de gizli bir anlaşma! Zira bu çok uzak bir ihtimal değil. Takdir edersiniz ki şu haliyle bile, Esed’in en çok İran ve Rusya’ya zararının dokunduğu inkâr edilemez.

Hülasa Fransa ve İngiltere’yi yanına alan Trump; "Suriye için bütün seçenekler masada" diyerek işaret fişeğini ateşledi…  BM de çekimser duran Çin’in, her ne hikmetse Rus donanmasının yayında yer alması ise suları iyice ısıttı. Anlayacağınız sıkışmışlık, hat safhalara ulaşmış vaziyette. Fakat gelinen aşamada hiç bir ülkenin,  nükleer savaşı tetikleyecek bir şeyin içerisine girmeyeceği kesin. O cihetle elimizdeki veriler, KISITLI BİR OPERASYONLA işi kotarmak isteyecekleri gibi bir tabloyu işaret ediyor. Sonrası mı? PKK/PYD’yi rejimle savaştırırlarsa sakın şaşırmayın. Keza ABD CENTCOM Generalinin; “YPG sahadaki ana ortağımız" ifadesine bu çerçevede bakmakta yarar var.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.