ABD Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger, 2011 yılında verdiği bir röportajında "Şayet savaş davullarını duymuyorsanız sağır olmalısınız" demişti. Röportajda 3. Dünya Savaşı'nın yaklaştığını ve bu savaşın başlangıç noktasının İran olacağını iddia eden Kissenger'in "Müslümanlar küle dönecek" ifadesi oldukça dikkat çekmişti.

Söz konusu savaş esnasında İsrail'in mümkün olduğu kadar çok Arap öldürerek Orta Doğu'nun yarısını işgal edeceğini söyleyen Kissinger, -dikkat buyurun- ABD'yi petrol ve önemli ekonomik kaynakların bulunduğu stratejik öneme sahip olan 7 ülkeyi işgal etmeye zorladıklarını saklamamıştı. Çin ve Rusya'nın aptalca hareket ettiğini, İsrail ve ABD'nin bu savaşı kesin olarak kazanacağını iddia eden Kissenger, İsrail'in bütün gücüyle bu savaşın içinde olacağını, sonunda da Orta Doğu'nun yarısını işgal edeceğini ifade etmişti. Dünyaya Yahudi bir ailenin çocuğu olarak geldiğini özellikle vurgulayan Kissenger, savaşın sonunda yeni bir dünya doğacağını belirtmiş "Sonunda savaşın küllerinden yeni bir dünya doğacak, yalnızca tek bir süper güç kalacak ve o bütün dünyayı yöneten tek hükümet olacak" diye konuşarak niyetini izhar etmekten çekinmemişti.

Şimdi Kissinger’e şunu sormak lazım: Tamam iyi güzel, hoş da, bu kadar iddialı konuşmanızı gerektiren şey nedir? Mesela böyle bir dönemde bölge ülkelerinin/halklarının boş duracağını mı zannediyorsunuz? Mesela Türkiye’ye bakalım… Siz 10 bin ABD askeri gönderirseniz, topuyla, tüfeğiyle, tabancasıyla 80 milyon sokaklara çıkar. Irak’tan ders almadınız galiba! Irak’ın işgaline 6 trilyon dolar para harcayan ABD, hem maddi, hem de psikolojik açıdan henüz belini doğrultamamışken böyle büyük çaplı bir yangının içine kendisini nasıl atabilir? Hadi hata etti attı, Ortadoğu denilen derin çukura İsrail’le birlikte gömülmeyeceğinden emin mi? Kissinger, unutma ki, insanların plan ve oyunlarının üzerinde bir başka oyun ve plan daha ortaya vardır ki o da bizim “İlahi Takdir” değimiz gerçekliktir. Allah tarihe ve topluma müdahale ederse, sizin son sistem füzeleriniz gerisin geriye dönüp sizin uygun bir taraflarınızda patlayabilir! Bölgenin gerçek sosyolojisini henüz iyi okuyamamışsınız. Diğer ülkeleri çok bilmem ama Türkiye halkı bütün unsurlarıyla böyle bir müdahaleye sonuna kadar direnir, o uçsuz bucaksız Konya ovasını da ibret-i alem ABD-İsrail askerleri mezarlığına çevirir, leşlerinize ait kabristan Anadolu’nun ortasında varlık mücadelemiz anısına bütün dünyaya şehadet eder. Çanakkale’de bütün kıtlığa, yokluğa rağmen size nasıl “defolun” dediysek bugün daha güçlü bir şekilde karşınıza çıkarız. Şunu da unutmayın ki dünyada bütün savaşlar nihai olarak hâla karada bitiyor, zafer hâla süngünün ucunda! Hamasi konuştuğumuzu yazdığımızı da düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! O balistik füzeleriniz filan da sizi kurtarmaz!

Ben tekrar bunu bir daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim! Bu coğrafyayı bir kez daha ateşe vermeye kalktığınızda bölgenin en azından sivil kuvvetler anlamında yek vücut olacağından şüpheniz olmasın. Ben kendi adıma uygun bir yerde kendi çapımda bir küçük cephanelik biriktirmeye başladım bile… İslam’ın son kalesi bu topraklar için şehit olmak ne büyük bahtiyarlıktır! O yastık gibi kitapların yazarı, kibirli Kissinger, sana son sözüm şudur: “O sözünü ettiğin, cepheye yollayacağın askerlerinin boynunu gazâ ruhuyla bilenmiş süngülerimizle kesmek bizlere büyük mutluluk ve zevk verecektir. Zafer hâlâ süngünün ucundadır!” Yüreğiniz yetiyorsa gelin ulan gavurun dölleri!

***

NATO’nun Sancısı

Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Sayın Erdoğan’ın fotoğraflarını hedef tahtasına asarak talim yapan NATO, meğerse neler çeviriyormuş da haberimiz yokmuş. Bir yıla kadar Türkiye’ye müdahale etmeyi planlayan NATO ne dese beğenirsiniz? “Ey Türkiye sen benden izin almadan, bana haber vermeden nasıl olur da Rusya’dan S-400 füzesi siparişi veririsin?” Yani bu ne demek? Şu demek: Türkiye bizim uygun gördüğümüz miktardan fazla silahlanamaz. Bizim öngördüğümüz evsaf ve çeşitten fazla silah temin edemez. Bizim izin verdiğimiz tedarikçilerden başka kimseden silah temin edemez! Yani biz izin vermeden ulusal güvenliğini, dış savunmasını güçlendirecek adımlar atamaz! İşin Türkçesi bu.

Türkiye’nin birkaç yıl evvel Çin’den silah temin etme girişiminde de benzer şeyler yaşanmıştı hatırlarsanız. Hatta Ankara’nın göbeğinde peş peşe bombalar patlatılmış, Türkiye adeta terörle tehdit edilmişti. Ankara Garı önünde 300 civarında insanın hayatını kaybettiği terör eylemini, Kızılay’da patlayan bombaları hatırlayın. Bütün bunlar hem NATO’nun meşruiyetinin hem gücünün hem de güvenilirliğinin sorgulanması için önemli noktalardır. Şimdi neler yapabilirler? Her türlü girişimde bulunabilirler. Dün haber ajanslarına yansıyan haberlere göre NATO kendi içinde bir yıllık bir vadede Türkiye’ye müdahale senaryoları bile yazmış çoktan. Daha terör vesair şebekeler üzerinde neler çalıştılar kim bilir? Hedefe asılan resimlerde sadece Erdoğan’ın değil Gazi’nin de bulunması bir başka mesaj içeriyor, o da şudur: “Sadece Erdoğan ve yönetiminin düşmanı değiliz, hedefimiz tüm Türkiye’dir!” Şimdi yüzünü sadece ama sadece Batı’ya dönerek Batı’nın bilinçli uşaklığını yapmaya soyunan akl-ı evvellere şunu demek lazım: “Ayıdan post, gevurdan dost olmaz”, aklınızı başınıza devşirin, en küçük meselede nasıl da taarruza geçiverdiler! İşte çağdaş Batının görünmeyen yüzü! Uyanın artık. Bizi kendilerine benzettiler şimdi de suyumuzu içmek, varlığımıza son vermek istiyorlar!”

***

Adamın biri!

Adamın biri Türkiye’de yıllarca gazetecilik yapıyor. İyi Türkçe öğreniyor. Ana dili İngilizce, kendisi aslen ABD’li. Tesadüf müdür bilinmez. Meşhur eski bir FETÖ’cü gazeteci ile birlikte gazete çıkarıyor. Sonra Almanya’da Türk ve Müslüman düşmanlığı yapan bir yayın grubunun Türkiye ortağı olan dev medya şirketinde bir gazetede “genel yayın yönetmeni” oluyor. Bir süre bu görevde kalıyor. Sonra bir bakıyorsunuz ABD’nin gölge CIA’sı diyebileceğiniz bir think thank kuruluşunun medya ve halkla ilişkiler koordinatörü oluveriyor. Ya bir kez de şaşırt bizi be CIA, bir kez de şaşırt bizi be ABD… Siz bizi salak mı zannediyorsunuz kuzum!

***

İki konu

Ukalalık gibi olmasın ama 10-15 yıl evvel yazdığımız yazılarda PKK’nın düz ovaya ineceğini ama bunun barış için olmayacağını, kentsel teröre hız vereceğini ifade etmiştik. Nitekim hendeklerdi, çukurlardı derken baktık ki PKK şehirlerde boy gösteriyor. Bir diğer uyarımız da Fetullah’ın korsakoflaştırılmış manyaklarının bu ülkenin başına yakın gelecekte birtakım işler açabileceğine ilişkin olandı. Şizofren hastası, kendini mehdi filan zanneden şiddetli bir paranoyak ve ruh hastasının bir gecede ülkeyi Batılı emperyalistlerin eline teslim edebileceğini kimse tahmin edemezdi belki ama bunların fabrikasyon olarak ürettikleri adamlardan bir bok olmayacağını görmek zor değildi. Rahmetli Naim Süleymanoğlu ne demişti hatırlayın. “Bu Hocaefendi denilen adam benim akrabam olan eski bir MİT görevlisinden Ankara’da sorguda yediği tokatlar sonrasında adeta bana da düşman kesilmiş ve beni bitirmek için elinden geleni yapmıştı!” Belki içimizdeki saftirik bazı dindarlar ya da İslamcılar da acımışlardır o haine “vay görüyor musun devlet görevlisi hoca tokatlıyor” diye…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.