Bugünlerde havalar çok soğuk, kış mevsimi kendisini her yerde iyice hissettiriyor. Ama buna da şükür. Her şey Rabbimizden. Narı da hoş nuru da, yazı da güzel kışı da. Kar ve kış edebiyatının örnek mısralarıyla sizi daha fazla üşütmektense her zaman içimize sıcak duygular aşılayan, daha iyi bir dünya ve erdemli bir yeryüzü vadeden kitaplardan bahsetmek isterim. Böyle havalarda evlerine kapananlar, yine kütüphanelerine, kitaplarına sığınırlarsa iyi olur. Bu arada hanım yazarlar, edebiyat dünyasında yine öncüolmaya, zarif eserlerini neşretmeye devam ediyor. Elime ulaşan bazı yeni kitaplar şöyle:

         Selvigül Kandoğmuş Şahin edebiyat dünyamızın saygın isimlerindendir. Kalbin Duası, onun yeni yayımlanan deneme kitabının adı. Dar vakitlerde kısa duyurular yapılır. Değerli kalem erbabı, azımızı çok görsünler. Okur Kitap'tan okuyucuya ulaşan eserin arka kapağından bir bölümü okuyoruz: “Yüreğinizin dayanamama noktasına kapı araladığı vakitleri, hissiyatınızın en dokunaklı anında yaşarsınız. Bunca kahra seyirci kalmayı kendinize yediremezsiniz. Okurken bazen, başınızı kaldırıp gözünüz alabildiğine tâ uzaklara dalarsınız. Uzaklara dalmak yazının derinlerine inmenin bir başka tarifidir aslında. Selvigül Kandoğmuş Şahin, derdini dava, davasını dert edinmiş bir mümin kadın olarak zamanının şahidi olma yolunda azim ve kararlılıkla yürüyüş kaydetmekte Kalbin Duası ile. Yazdıklarıyla hakikatin acılı ve sancılı yanlarına parmak basarken, gelmesinde asla şüphe olmayan o ‘büyük karar günü'nü de hep hatırda tutuyor.”

         Anadolu'nun henüz keşfedemediğimiz bereketli yazı  dünyasının iyi isimlerinden biri de şüphesiz Hüzeyme Yeşim Koçak'tır. Nefha isimli yeni romanında, 13. yüzyıldan günümüze huzur, muhabbet ve hakikat ışıklarını yansıtan Şeyh Sadreddin Konevî'nin hayatını, serencâmını anlatıyor. Geçmiş asırlarda irfanımıza hizmet etmiş, maneviyat öncüleri hakkında zaman zaman bazı kitaplar yazılıyor. Ama Hüzeyme Yeşim Koçak'ın eseri, sıradışı ve iyi bir incelemenin ardından  kaleme alınmış, bunu kitabın sonundaki kaynakçadan da anlamak mümkün. Yazar, Konya ve civarını, muhiti ve moral kaynaklarıyla birlikte aktarıyor. Nefha, Akçağ'dan kültür hayatımıza kazandırılmış bulunuyor.

         Matbuat, Kılavuz, Fayrap, İtibar ve Dergâh gibi edebiyat dergilerinde şiir ve hikâyeleri yayımlanan Nurcan Toprak'ın Depresyon Hırkası, genç yazarımızın iyi hikâyelerinden meydana geliyor. “On İkide Çeşmede”, “Telve”, “Esas Oğlan”, “Rüzgâr ve Çıtırtı”, “Dağlara Karşı” ve “Toplanmak” hikâyelerinin isimlerini ve yekununu teşkil ediyor. Dergâh Yayınları'ndan çıkan kitabın kapak deseni Mustafa Kutlu ağabeyimize ait. Eser, daha etraflı bir tanıtımı ziyadesiyle hak ediyor. Şimdilik arka kapak yazısı kâfi görülsün: “Gece hiç bitmeyecek sanmıştım. Bitti. Her gün biraz daha azalan delik deşik bir uykudan uyandım. Yorgunluk, kalabalık, hava değişimi cabası. Genzimde akşam içtiğim ilaçların tadı. Öyleyece yatıp duvara bakarken sabaha karşı gördüğüm rüyayı hatırladım.” Nurcan Toprak, edebî çalışmalarıyla önümüzdeki dönemlerde adından sıkça sözettireceğe benziyor, kardeşimizi kutluyorum.

         Bereketli kalemi olan bir yazardır Sara Gürbüz Özeren. Türkiye'de en çok eser veren hanım edebiyatçılarımızdandır. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için yazdığı kitap sayısı, şimdiden 250'yi aştı bile. Yıllar önce ESKADER Ödülü kendisine verilmişti. Bağlamanın Telinden Ozanların Dilinden Anadolu, Genç Damla'dan okuyuculara ulaştı. Yazar, bu kitabında aileden devşirdiği, çevreden edindiği ve uzun yılların eğitimci birikimi ve tecrübesiyle kazandığı zengin halk edebiyatımızı ve folklor kültürümüzü okuyucularıyla palaşıyor. Âşıkların sadece sazı değil sözü de dinlenir muhakkak. Hele bu ozanları Sara Gürbüz Özeren gibi bir âşina edibenin kaleminden okumak, bize yepyeni ufuklar açabilecektir.

         Bâbıâli'nin iyi yayınevlerinden Bilge  Kültür Sanat, seçkin kitapları kültür hayatımıza armağan etmeye devam ediyor. Sabahattin Burhan'ın hikâyelerinden oluşan Bir Kucak Köy Bir Kulaç Şehir isimli eseri bu yayınevimizden çıktı. Ayrıca orijinal adı “Hâzâ Dâsitân-ı Hâtem Tâyî” olan Hâtem Tâyî Hikâyeleri de yayınevinin yeni bir kültür hizmeti olarak göz doldurdu. Asırlardır şark dünyasında okunup büyük ilgi gören hikâyeleri Osmanlı Türkçesinden Recep Seyhan günümüz Türkçesine aktardı. Bilindiği gibi Hâtem Tâyî sadece meşhur cömert adamlardan biri değil, Tay kabilesinin reisi ve Basra padişahıdır da. İyi bir hikâye anlatıcısı olan Hâtem-i Tâyî, aynı zamanda seyyah, halkiyat âlimi ve şairdir. İnsanlar, onun anlattığı hikmetli mesellerden ders ve ibret çıkarmıştır.

         Hüseyin Yılmaz, geçmiş yıllarda kitapları yayımlanan ve tesiri olan bir yazardı. 1992 yılında yazı hayatını tamamen bırakıp ticarete atıldı ve ne yazıkki edebiyat dünyasından koptu. Biz de ne yazık ki, kalemi bırakan, yazmaya küsenlere ulaşmıyor, onlarla hemdert olmuyoruz. Gideni arayan yok. Hâlbuki iyi bir yazar, bir düşünce adamı bu iklimde kolay yetişmiyor. Neyse, şükürler olsun ki Hüseyin Yılmaz, uzun bir suskunluk ve fetret döneminden sonra kaleme tekrar sarıldı ve eser vermeye başladı. Bu hayırlı gelişmeye ve geri dönüşe pek çok sevindim. Hayat'tan çıkan Elif Öğretmen isimli romanını henüz okumadım, ama inşallah en yakın zamanda okuyup düşüncelerimi okuyucularımla paylaşacağım. Kitapların renkli ve derinlikli dünyasında buluşmak ümidiyle…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.