Gariplikler ülkesiyiz. Her işimizde bir basitlik var. Süreklilik arz eden işimiz, bakışımız yok. Daîmi bir duruş sergileyememek acıtıyor. Güce, pozisyona, güncele dayalı duruş ne yazık ki kısa vadede kazandırıyor.  Makam gücü de böyle. Makam,  güçlü koltuk demek.  Koltuk işte, geçici gücün ve şöhretin durağı. Hepsi bu! Geçici ama ezici ne yazık ki.

Toplumda koltuk sahibi olmak önemli. Koltuk sahibi olanlar aynı zamanda söz sahibi oluyor. Bu söz, kıymetli ve etkileyici oluyor. Koltuk sahibi olanlar, hatrı sayılır ve mühim adam  oluyor. Adamlık, âdemlikle değil de” koltuk” ile oluyor. Anlayacağımız şu ki koltuk olmadan iş yapmak, yaptırmak zor!

Koltuk, toplumda bu kadar önemli olunca herkeste bir koltuk sahibi olma arzusu da başlıyor. Bürokratik işlerde koltuk gücü geçiyor.

Koltuklar temelde ikiye ayrılır: Siyasî olarak kazanılan ve atanarak elde edilen koltuklar. Köklü bir tarihe ait olan bürokrasimizde atanarak elde edilen koltuklar eskisi kadar olmasa da etkili koltuklardır. Atanma suretiyle koltuk sahibi olanlar da temelde siyasete bağlıdır.

Gelelim siyasî koltuklara. Siyaseten koltuk sahibi olmak kolay değil. Seçilmek lazım. Bunun için halk lazım. Halk ise basit bir topluluktan öte,  kültürlü ve bilinçli olmalıdır. Yoksa koltuğu teslim ettiği kişinin zulmünden kurtulamaz. Koltuğu halk verir ama gücü halktan almaz koltuk sahibi kişi. İşte problem de budur demokraside. Seçilirken vaat edilen ile seçim sonrası birbirini tutmaz. Sebep ise koltuktur. Koltuğa oturan kişi değişir.

 Koltuk ve makam modern çağın dayattığı ve kabul ettirdiği batıl otoritedir. Manevî bir değer atfedilen “makam”  ve onun en etkili aracı “koltuk”   sosyal düzenimizi şekillendiren ve hiyerarşimizi belirleyen güçtür. Bu güç, güç verdiği kişilerin bazen keyfine bazen de ideolojisine göre ortaya çıkıyor. Keyfî ve ideolojik saplantılar ise adaletsizliğe ve sosyal çarpıklığa sebep oluyor.  Devamında koltuklar arası savaş başlıyor. Koltuk Savaşları… Yeni bir savaş çeşidi sayılmaz ama tarihte hiç olmadığı kadar olduğu için konu başlığı olarak kayda geçmelidir. 

Sırasıyla koltuklara bakalım. Atanarak elde edilen koltuklara baktığımızda, bu koltukların kaybedilmesi an meselesidir. Garantisiz koltuktur bu. Garantiniz,  sizi atayan veya atattıran güçlerdir. Bu güçler sizin iltisaklı olduğunuz yapılardır. İltisak diyorum; çünkü hayatımıza öyle etkili girdi ki bu kelime, son zamanlarda hukukta delil oldu. İltisaklı olduğunuz yapı ne kadar güçlü ise, siz de kadar güçlüsünüz, koltuğunuz da o kadar garantidir. Sizin maharetiniz, ehliyetiniz, liyakatiniz değil, iltisaklı olduğunuz yapı önemlidir. Acı tablo budur. Bundan kurtulmadan devlet işleyişinde verim, nitelik, kalite bulmak zordur.

Koltuk deyip geçmemelidir. Yaşadığımız FETÖ ihanetinin temel sebeplerinden biri de budur. En büyük koltuğu ele geçirme savaşı dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Millete hizmet makamı olan yerler, makam sahiplerinin keyfine bırakılmamalıdır.

Dilimizde koltukla ilgili çok deyim vardır. Birkaçına bakalım: koltuk vermek, kelle koltukta gezmek, koltuğu doldurmak, koltuğuna girmek, koltuğunun altına sığınmak, koltuk çıkmak, koltuk değneği olmak, koltukları kabarmak…

Bu deyimlerden hareketle bir cümle kurup yazımı sonlandırmak istiyorum.

Milletin koltuk verdiği kişiler,  koltuğu doldurmağı gibi, ahbaplarını da koltuğunun altına alarak, bir de onların yanlışlarına koltuk çıkıyorlar ve yakın çevrelerinin koltuk değneği oluyorlar. Yakın çevreler de bunun karşılığında koltuk sahibine övgüler yağdırıyor, koltukları kabaran bizim koltukçuyu kimse tutamıyor. Sonunda sahneye kelle koltukta gezen birisi çıkıyor ve koltukçulara marş marş diyor. Halimiz biraz da böyledir. En iyisi makamlarda ağaç iskemle olsun! 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nermin 2017-11-02 19:51:56

Ali bey siz de bir koltuğun sahibisiniz.Hiçbir zaman kelle koltukta sahneye çıkmamanızı diliyorum.. Yazınız duygularıma tercüman olmuş... Teşekkür ediyorum