Uluslararası ilişkileri belirleyen en önemli unsur, güçtür. Güçlü olmak için ise bağımsız olmak gerekir. Yani kendi kendine yetebilirliktir.

Askeri kapasiteden ekonomik kapasiteye teknolojik kapasiteden siyasi iradeye her alanda kendi kendine yeten ülkeler güçlüdür.

Türkiye, son yıllarda başta savunma sanayinde olmak üzere bağlantılı sektörlerde yerlilik oranını artırıyor. Bunun en büyük faydasını gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yürütülen terör operasyonlarında gördük.

Özellikle savunma sanayimizde kendi kendine yetebilirlik, ciddi manada önemlidir. Askeri güçteki kendi kendine yetebilirlik kadar ekonomik ve teknolojik unsurlarda da bu husus önemlidir.

Türkiye’ye karşı uygulanabilecek herhangi bir yaptırım veya ambargo gibi durumlarda başta savunma sanayi olmak üzere tarım ve enerji sektörlerindeki kendi kendine yetebilirlik hayati önem taşımaktadır. Çünkü bugün yaşadıklarımız asıl büyük güç savaşının hazırlıklarıdır. Peki, asıl büyük güç savaşı nerede mi olacak?

Devam edelim…

**

Küreselleşen dünyada tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçişin arefesindeyiz. Küresel güç odağının Batı’dan Doğu’ya kaymasıyla birlikte Rusya ve Çin önemli bir küresel aktör olarak ortaya çıkmaktadır. ABD’nin dünyaya dayattığı politikalara itiraz eden, uygulamayan, hatta kafa tutan ülkeler çoğalmakta ancak ABD bunu engellemek için kaos düzeni politikası uygulamaktadır.

**

Türkiye son dönemde içindeki hainleri temizlemesiyle birlikte prangalarından kurtulmuş, ekonomik yerliliğinin artışıyla birlikte tam bağımsızlık yönünde büyük bir adım atmıştır. Bundan dolayıdır ki; Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekâtı’na sözel beyanlardan öteye geçemeyen ABD ve AB, aynı şekilde Zeytin Dalı Harekâtın’da da kınamaktan öteye geçememişlerdir.

Türkiye’nin hemen güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridoru, yaşanacak olan asıl büyük güç savaşı için bir hazırlık projesiydi. Ancak Türkiye, önce Fırat Kalkanı, sonrasında ise Zeytin Dalı Harekâtlarıyla küresel güçlerin planlarını bozmuştur.

Hatay sınırından başlayıp İran sınırına kadar devam eden bölgeyi terörden temizleyecek olan Türkiye, asıl büyük mücadelenin yaşanacağı Doğu Akdeniz güç savaşı için de bir anlamda hazırlık yapmaktadır.

**

Neden Doğu Akdeniz?

Uluslararası raporlarda Doğu Akdeniz’in dünya doğal gaz rezervlerinin %47’sine sahip olduğu belirtiliyor. Ancak bu kaynakların tüketici ülkelere nasıl aktarılacağı henüz belli değil. Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri ve bu ülkelerin bütün taraflarınca kabul edilmiş bir Münhasır Ekonomik Bölge antlaşması olmadığı için yapılan aramalar ve tüketici bölgelere ulaştırılacağı güzergâh konusunda büyük bir güç mücadelesi yaşanacak.

İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Türkiye buradaki kilit ülkeler olarak ortaya çıkmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tek taraflı hareket ederek birçok ülkeyi bu bölgede faaliyette bulunmaya dâhil etmiştir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB üyesi olması, tüketici ülkelerin başında AB ülkelerinin olması ve nakil güzergâhının tam merkezinde Türkiye’nin yer alması buradaki durumu adeta kilitlemiş durumdadır. Aynı şekilde İsrail’in Akdeniz’deki Leviathan ve Tamar sahalarında 1 trilyon metreküpten fazla kanıtlanmış doğalgaz rezervi keşfetmesi ve bu kaynağın AB’ye nakil güzergâhının ortasında Türkiye’nin olması Türkiye-İsrail ilişkilerinde önemli bir etkendir.

Rusya’nın, Suriye’nin Lazkiye kentinde üs kurarak bu bölgeye yerleşmesi, Trump yönetimindeki ABD’nin İsrail ile yakınlaşarak büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı, Türkiye-ABD ve Türkiye-AB ilişkilerindeki son dönemdeki gerilim, bugün komşumuz Bulgaristan’ın Varna şehrinde gerçekleşen Türkiye-AB görüşmeleri vs. tüm bu olaylara bir de bu pencereden de bakıldığı zaman bulanıklık azalacak netlik biraz daha artacaktır. Elbette tüm bu olayların tek nedeni Doğu Akdeniz’deki doğalgaz rezervi konusu değil. Tek Kuşak–Tek Yol projesi gibi birçok unsurlar da var. Ancak bu konu da göz ardı edilmeyecek kadar önemlidir.

Hemen yakın coğrafyamızda yaşanan küresel güç mücadelesi Türkiye’nin kendi kendine yetebilirliği konusunda hızlanılması gerektiğini göstermektedir.

Devletlerin diplomasi masasına oturdukları zaman birbirlerine karşı kullanabilecekleri çok sayıda unsur var ve Türkiye bu konuda gittikçe güçlenmektedir. Ne kadar çok ve verimli çalışırsak ve kendi kendimize yetebilirliğimizi artırırsak Türkiye’nin bu masadaki elini güçlendirmiş oluruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.