Birer inciydi onlar. Kabuğundan yeni çıkmış. Dalgalar ve fırtınalar vurmuştu onları köşkün sahiline. Buranın yeni sakinleri olmak için çekmişlerdi çok çile. Kapının açılmasını beklediler. İçeriye davet edilmeyi cidden istediler. Yeni gelenlerin köşkün kapısındaki heyecanlı bekleyişleri komşunun da dikkatini çekmişti. Çünkü bu siyah ve beyaz inciler endişeli ve ürkekti.

Bir inci olmak için çektikleri çileler tarif edilemezdi. Bu yeni serüvende beyazlıklarını koruyabilecekler miydi. Köşkün içi muamma bir duruş sergiliyordu. Oradakilerin hareketleri etrafı dikkate davet ediyordu.

Evet kapının üzerindeki köşk yazısı sıcak geliyordu onlara. İçeriden gelen gürültüler ise çevirebilirdi bu sıcaklığı soğukluğa.

Sahiden bizi içeriye alacaklar mı. Hak ettiğimiz çizgiye koyacaklar mı diye düşünürken inciler... Sert ama şefkat dolu bir sesle irkildiler. Başlarını kaldırıp sesin geldiği yere yöneldiler. Bu ses köşkün bitişiği olan komşudan geliyordu. O, uzun bir zamandır incileri seyrediyordu.

Hakkını teslim etmeliyiz. İlk görüşte anlamıştık biz. İyi bir sarraftı Komşu oğlu. Anlardı incilerin iyisinin hangisi olduğunu. Hem de sevdiklerini korumasını bilendi. Mütebessim siması ve sert konuşmasıyla bizi kabuğumuzdan hemen çıkaracakmış gibi davranıverdi.

Bekleyin geliyorum oraya dedi.

Toparlanamadan hem de kabuğumuza girip saklanamadan yanımızda bitiverdi.

Siz galiba yeni incilersiniz. Buralara kıymet vermeye geldiniz. Sizleri sevdim. Bu beyazlığınızı ömür boyu devam ettirin dedi. Sert duruşuyla köşkün kapısından içeri girdi. Bizler de yuvarlandık köşkün avlusuna. Komşu oğlunun sertçe içeriye dalmasıyla. İncir ağacının altından geçtik. Bir kapının daha eşiğine geldik. O yine mütebessim ama sert bir seslenişle bu kapıyı da çaldı. Ardından konuşmaya başladı.

Mıymıntılar ve hababam sınıfılar. Neredesiniz. Kapıdakilerini fark mı etmediniz. Bekletiyorsunuz köşkün önünde onları dedi. Sonra döndü bize. Güzel simasına şefkatini de aksederek söyledi hepimize.

Bunların kusuruna bakmayın. Çok şefkatlidirler. Sizleri de kendilerine en kısa sürede benzetirler. Burası sadece bir köşk değil aynı zamanda bir okuldur. Dar-ı muhabbet denen mekan ise babam Abdullah efendinin yeri olur. Her arkadaş burada bir incidir. İstedikleri gibi büyür. Sizin burada olmanız bir ihsan-ı şahanedir. Vakit bunu en güzel şekilde izah edecektir. Bütün bunların ardından. Komşu oğlu ayrılacaktı ki oradan.

Yukarıdan aşağıya aheste inen, kadife sesiyle hacım içeri gel diyen bir ses işitildi. Ardından da yanımıza geldi. Ağzında bir odun elinde de kalın bir dua kitabı var idi. Burnu uzuncaydı saçı ise aka yakındı. Simasındaki güzellik ise bizleri yaktı. Şöyle bir şefkatle baktı simamıza. Önce hoş geldin etti Komşu oğlu hacımıza. Ardından bizleri şefkatle selamlayıverdi. İçeriye davet etti. Konuşmalar devam ederken bu defa kalın bıyıklı mütebessim biri geldi. Sesi sanki maveralardan inen ya da maviliğin derinliğinden gelen bir inci beyazlığında idi. Simasındaki aydınlık ve lisanındaki tatlılık yüreğindeki sevgidendi. Gözlerindeki güzellik insana güven verirdi. Sanki bu bakışların altında gizli bir feylesofluk vardı. Herkesin samimiyetine sığındığı bir limandı. O da hoş geldin etti önce Komşu oğluna. Sonra baktı bizlerin simasına. Bakışları içimize nüfuz etti. İncilerin kıymetini galiba en iyi bilenlerden biriydi.

Sonra o yıllanmış inciler bir bir sahneye çıkıverdiler.

Çılgın hafızımdan koca elli lazıma heft renkli Hasomdan zekası kabına sığmayan uç beyinin oğlu doktoruma aslan yeleli doktor şefimden kırtıpil sedefli doktor Yükselime kadar her renkten ve cinsten inci vardı bu köşkte. Hele güzel yüzlü dırej Ekrem kovboy ayakkabılı sosyete Benjamin uyumayı kendine ibadet diye şiar etmiş Mumin sakin ve disiplinli narin doktorum İbrahim her çiviye bir torba asan hareketli ve mütebessim alamancı doktor Hasanbakim sürekli mercimeksiz mercimek çorbası yapan Molla İdrisim kırmızı caketli radyo spikeri Musam İlahibesk diye çağrılan ve neredeyse bütün arabeskleri ilahi formatında köşkün koridorlarında bağıran Demir Mehmedim birer enstantaneydiler. Hele köşkün koridorlarında çıtı pıtı dolaşan ve onca incilere enfes sofralar hazırlayan doktor Abdulkerimim, köşkteki güzelliklerin tamamlayıcısı olan doktor Alperim ve köşkün son temsilcisi olarak herkesi muayene eden doktor Behçetim ve isimlerini daha sayamadığım nice siyah ve beyaz inciler hep beraber sanki köşkteki Bremen mızıkacıları gibiydiler. Köşkün her yerindeki neşeydiler. Onları görmezsek günümüz mutsuz geçerdi. O kirli çoraplardan yapılan topla icra edilen spor faaliyetleri ise köşkün altını üstüne getirirdi. Bir sofrada otururken herkes siperde düşmanı bekleyen askerin çevikliği ve zindeliği derecesinde kaşığını eline alır beklerdi. Sofraya önce ekmek gelirdi. Yemekler sofraya konulduğu anda kaşıklar geçerdi hücuma. Komşu oğlu bakardı ve sevinirdi bu ahenkli kardeşçe uyuma. Kurban bayramını bekleyin mıymıntılar derdi. Kilolarca kurban eti getirirdi. Lakin neredeyse bütün etleri Müminimle Hasanım düdüklü tencere kebabı diye kısa sürede bitiriverirdi.

Köşkün en ciddi ve gürültülü akşamı Salı’ya tesadüf ederdi. Çünkü o akşam büyük bir sohbet ziyafeti verilirdi. Herkesin nutku tutulurdu. Bu akşam herkese kitap okunurdu. Şener baba da kapılırdı Köşkün bu büyülü okulluğuna. İlhamını sadece gayretleri vermezdi ona. Köşkün sakinleriydi sohbetin zembereği. O şehrin böyle incileri salı sohbetine hep gelirlerdi.

Evet biz köşke macerayla karışık bir girişle geldik. Gün geçtikçe buranın sakinlerinden biri oluverdik. Sahiden bir okuldu burası. En belirgin hususiyetiydi her renk inciyi içine alması.

Yıllar sonra uğradım köşkün diyarına. Acaba hatırlar mıyım o curcuna muhabbet yıllarını diye. Oradan gönderirim eski yıllarıma kendimi. Belki bulurum o beyaz incili halimi. Ne yazık ki köşkün yerinde yeller esiyordu. Apartman denen ucube bir şey görünüyordu. Dar-ı muhabbet en ağır bir şekilde darb edilmişti. Komşu oğlu da hakka yürümüştü. Oradaki inciler memleketin her tarafına dağılmıştı. Farklı vesilelerle karşılaşmaya başladık. Hepsinin hayırla yad edildiklerini anladık.

Nihayette bu inciler Mehlika Sultan’a aşık gençler gibi köşkün kapısından çıkıvermişlerdi. Ülkenin her tarafına dağılıvermişlerdi.

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç

Gece şehrin kapısından çıktı:

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç

Kara sevdâlı birer âşıktı.

Evet köşk okulundan çıkan inciler birer münevver oldular. Gittikleri yeri nurla doldurdular.

Onların nazikliği herkesi mest etti. En bahtiyarlardan biri de bendeniz idi.

Köşkün mukimleri hep gönüllerdeydiler. Kur’an ve sünnet ışığında Nurları kendilerine rehber ettiler.

Sizlerin olsun ol gerdandakilerin sefası. Bize daima meserret verir köşkteki incilerin macerası.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ölmez 2017-12-10 02:17:41

Gönüllerde kalın bahtiyar olun hacam,

Avatar
İmdat 2017-12-10 04:30:24

Kelimelerin sükut ettiği bir yazı. Allah razı olsun. Ben şahidim yazılan herşeye

Avatar
Huseyin ZAVALSİZ 2017-12-10 11:50:21

Kaleminize ve gönlünüze sağlık Hocam

Avatar
Salih gardaş 2017-12-10 20:16:32

Yüreğine sağlık hocam. Kalemin daim olsun inşAllah

Avatar
Serkan 2017-12-16 08:25:44

Köşkü ve sakinlerini şahit olan samimi bir dostumdan dinledim. Herbir Anısını özlemle anlattı hep