Hâla tatmin edici bir izahı yapılamamıştır, bütün bir Almanya hep birlikte nasıl Hitler’in ortağı oldu. Faşizm, ırkçılık, ötekileştirme, ötekine şiddeti hak görme ve nihayet mezbahadan beter toplama kampları, gaz odaları... Bütün suç Hitler ve bir avuç insanlık yoksunu kibirli ruh hastasının mıydı? Daha sonra sinemaya da aktarılan Schlink’in “Okuyucu” isimli romanında en sıradan insanların toplu bir cinnete tutulmuşçasına Nazilerin değirmenine nasıl su taşıdığı anlatılıyordu. Daha doğrusu Hanna Schmitz’in kişisel hikâyesi üzerinden vicdan, ahlak, suç kavramları tartışılıyor. Bütün bir halkı mahkûm etmek elbette akla ziyan bir tutum olur. Ancak Schlink’in yaptığı gibi en azından 2. Dünya savaşı sonrası kuşağın Nazi dönemi kuşağından anne babalarıyla hesaplaşması muhakkak gerekliydi. Hiç kimse kendi geçmişine düşman olarak yaşayamaz.

 Son yılların en kanlı hadiselerinden birinin yaşandığı Gazze’de ölümler kadın çocuk dinlemeden devam ediyor. Sebep, Hitler karikatürü bir liderin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı. İsrail Devleti bitmek tükenmek bilmeyen bir zulümle insan öldürmeye devam ediyor. İsrail Adalet Bakanı Ayelet Shaked, İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere çok çok iyi davrandığını söylerken, İsrailli güvenlik görevlisi silahsız halk yığınlarının üzerine kurşun yağdırırken, o kurşunlar İsrailli öğretmenin, doktorun, emekçinin cebinden ödenen vergilerle alınıyorken, suçlu kim? O doktor hayat kurtarmaya yemin ettiği mesleğini icra ederken, öğretmen çocuklara erdemli olmanın önemi üzerine ders verirken vicdanının sesini nasıl bastırıyor?

Düşünün, öyle veya böyle İsrail’in zulmü bitecek. Tıpkı Nazilerin zulmünün bittiği gibi. Kayıt altına alınmış bütün kirli çamaşırlar ortaya çıkıp da İsrail’in insanlık suçları en azından kamu vicdanında yargılanmaya başladığında genç kuşaklar ne yaparlar? Mesela Filistinli protestoculara binlerce kurşun yağdıran askerin çocuğu babası hakkında ne düşünüyordur? Diyelim ki bir çocuğu haklı gördü babasının yaptıklarını, hadi diyelim bütün çocukları “Doğru yapmış babamız” dedi. Torunu, yeğeni vs. eninde sonunda muhakeme yeteneğine sahip bir evlat çıkıp “kötülük yapmışsın” diyecektir. Sadece asker mi, Netanyahu ya da yöneticiler mi kötü?

Yahudi soykırımının mimarı milyonlarca Yahudi’nin toplama kamplarına, gaz odalarına ölüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Karl Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasına düşünür Hannah Arendt de çağrılmıştır. Arendt çok ilginç bir gözlem yapar: “Adolf Eichmann sadist bir canavar değildir, normal, hatta son derece sıradan bir adamdır. Eichmann’ı ve diğer milyonlarca Almanı zulüm yapmaya ya da zulme ortak olmaya iten şey muhakemesizlikleridir.” Düşünmeden, eleştirmeden, muhakeme etmeden yerine getirilen görev erdemden yoksundur. İyilik duyguların, kalbin bir edimi değildir. İyilik, aklın edimidir ve iyi ancak akıldan çıkar.

Tarihin garip cilveleri, Hannah Arendt Yahudiydi ve Adolf Eichmann’ın yargılanma süreci ile ilgili gözlem ve düşüncelerini “Kötülüğün Sıradanlığı” adını verdiği kitabında toplamıştı. Şimdi kötülüğün sıradanlığını bir kez daha gözden geçirip Nazilerin insanlık suçlarını yargılayan İsrail’i işlediği insanlık suçlarından yargılayacak mahkemeyi beklemeliyiz. Bu mahkeme Lahey’de ya da uluslararası bir platformda olmayacak. İsrail’i kendi çocukları yargılayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.