Postmodernizmin zirvesinde yaşıyoruz. Tüm değerler alt üst. Dost düşman belli değil. Stratejik ortağımız Amerika’nın (!) verdiği silahlarla dostumuz Rusya’nın himayesindeki PKK ve PYD unsurlarının hain ve kalleşçe saldırısı ile Perşembe günü 8 şehit verdik.Şehitlerimize Rabbim mağfireti ile muamele etsin diyorum. AMİN.

  Etrafımız dosttan(!) geçilmezken içimizdeki kriptolarda boş durmuyor.Bu kadar düşman niye var ki diyenlerin samimi olduklarına da inanmam. Çünkü şanlı tarihimiz bu sorunun cevabı ile dolu.

 Bu hengame içerisinde aynı zamanda umutlanmamız için gelişmelerde olmasa gerçekten insan akıl sağlığından olur.

 Reis evvelki gün beş babayiğidi bularak hevesi kursağımızda kalmış olan yerli araba üretiminin fitilini yeniden ateşledi. 1961 yılında rahmetli Erbakan hocamızın hayalini gerçekleştirerek ürettiği devrim arabamızın başına gelenleri bilmeyenimiz yok sanırım.

 O günlerden bu günlere elli yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen montaj dışında bir adım dahi yol kat edemedik desem yalan olmaz.

 Eller mersine giderken bizim tersine gitmemizin cemaziyelini ve bugününü anlatmak yerine yapmamız gerekenleri aktarmak istiyorum.

 Böyle zamanlarda birlik ve bütünlük içerisinde olmamız elzem. Çeşitli yerlerinden bilinçli olarak delinmiş bir geminin içerisindeyiz. Farklılıklarımız zenginliğimiz olarak algılanmalı ve el birliği ile gemimizi batırmak durumunda olan bu pis su birikintilerini boşaltmalıyız.

 Düşmanın elini ovuşturacak kısır döngülerle zaman kaybetmek yerine tüm dünyaya dedelerimizin torunu olduğumuzu ispat etmeliyiz.

  Sağlı sollu kroşelere dayanabilmekfiziksel ve biyolojik bedenimiz sağlamlığı yanında moral değerlerimizin yüksek olmasına da bağlı.

  Kısır döngüler iç çatışmalar menfaat eksenli duruşlar ve bana ne aymazlığı gibi virüsler ile mücadele etmezsek dışardan ne kadar sağlam görünsek de içimizdeki çürümüşlük bizi acze düşürebilir.

 Acizlik içinde bulunan toplumların ne hallere düşürüldüğünüve insanlıktan çıkmış zindelerin onlara karşı timsah göz yaşlarını görmek için sadece etrafımızda olup bitenlere bakmamız kafi.

 Kör olanlarımız akıllarını kullanabilirlerse burun delikleri de görebilirler yapılan zulümleri ve haksızlıkları.

 Elbette gavurdan dost olmaz düsturunun bilincindeyiz. Amma velakin öyle dostlarımız da var ki gavurdan beter.

  Gaflet, dalalet, bana bir şey olmaz kolaycılığı ve akılsızlığı… daha bir sürü şeytani desiseler ile vur patlasın çal oynasın kabili yaşayıp giden dost bildiklerimiz var.

  Elimizi çabuk tutalım. Yanlış ata binenlerimizin hayal alemlerindeki hülyalara kapılmayalım. Bu millet demir bilye olduğu için yemeye kalkanın dişini kırar. Demir yumruk olduğu için de kodumu oturtur.

 Bunu en iyi bilenler bugün yeniden canlanışımızdan aslandan korkar gibi korkuyorlar.

Korkunun ecele faydasının olmadığı da bir gerçek.

 Benim en çok üzüldüğüm şey, içimizdeki korkaklar ve aşağılık kompleksi hastalığına tutulmuş olanlar.

 Bunlara göre biz hiçbir şeyi beceremeyiz. Uçak yapmak araba yapmak teknoloji üretmek gibi yitiklerimizi sadece başkaları yapar biz ise aval aval bakarız. Bu en basit tanımı ile aşağılık kompleksidir.

  Bugün komplekse düşme bölünüp parçalanma ve birbirimiz yeme günü değil. Farklılıklarımızı ayrıştırma günü de değil. Bir olma birlik olma iri olma diri olma ve güce karşı hakkı savunabilme günüdür. Sağlık ve mutluluk dileklerimle.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.