Amerika, dünyayı umursamayan bir küstahlıkla Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan etti ve Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı verdi. Dünyadan gelen tepkileri hiç umursamayan Amerika-İsrail ikilisi, verilen kararı uygulayacaklarını ilan ettiler ve diğer devletlerden de aynı yolu takip etmesini istediler. Amerika’nın Kudüs kararı, İsrail-Amerika ikilisini dünyada yalnız bırakmıştır. Dünya, Kudüs ortak paydasında Amerika-İsrail ikilisine karşı birleşmiştir. Kudüs krizinin en önemli sonucu budur.

Amerika yönetiminin Kudüs kararına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada on dört üye ülke hayır demesine rağmen Amerika, verilen kararı veto etmiştir. BM, şimdiye kadar sayısız kararla İsrail’i kınamıştır. Ancak Amerika’nın vetosu sayesinde İsrail, BM’yi umursamamış, kendisinin bütün dünyanın üstünde bir yerde olma kibriyle ve kuruntusuyla hareket etmiştir. BM Genel Kurulu’nda Kudüs konusunda kabul edilen tasarı, Amerika ve İsrail için büyük bir şok ve travma yaratmıştır.BM Genel Kurulu’nda Amerika’nın Kudüs girişimiyle ilgili olarak 128 ülke hayır demiş, 9 ülke evet demiş, 35 ülke ise çekimser kalmıştır. Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararları, Amerika yönetiminin Kudüs’ü fiilen ve resmen İsrail’in ebedi başkenti haline getirme girişiminin hiçbir anlam taşımadığını göstermiştir. Kudüs kararına karşı çıkacak ülkeleri mali yardımları kısmakla tehdit eden Amerika yönetimi, BM’de büyük bir diplomatik, moral ve psikolojik yenilgi yaşamıştır.

Amerika ve İsrail yönetimleri, BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararlarını, bağlayıcı olmadıkları gerekçesiyle değersizleştirmeye ve önemsizleştirmeye çalışmaktadırlar. BM kararlarından dolayı Amerika yönetiminin Kudüs girişimini geri alacağını söyleyemeyiz. Amerika, Kudüs ile ilgili yıkıcı kararını uygulamaya devam edecektir. Ancak BM kararları, Amerika ve İsrail’in Kudüs’le ilgili her türlü girişiminin insanlığın zihninde, vicdanında ve maneviyatında gayri meşru ve ahlak dışı olduğunu tescillemesi açısından büyük değer taşımaktadır. Bundan sonra Amerika ve İsrail’in önüne sürekli olarak BM’nin Kudüs kararları konulacaktır.

Kudüs krizi, dünyanın İsrail ve Amerika konusundaki algılarını, pozisyonlarını ve düşüncelerini yeniden sorgulamasına neden olmuştur. İsrail, kuruluşundan bu yana sürekli olarak meşruiyet krizi yaşayan korsan bir yapıdır. 1948 Yılından günümüze kadar geçen sürede İsrail, dünya kamuoyunun gözünde meşru bir statü kazanmamıştır. Filistin’i işgal eden ve Filistin topraklarına hep dışarıdan getirdiği yabancıları yerleştiren bir çete olarak İsrail, haydut devlet gibi davranmaktadır. Amerika, Ortadoğu’da haydut bir devlet olan İsrail’i koruyan küresel haydut güç konumundadır. Kudüs konusundaki Amerika-İsrail girişimlerini reddeden BM, iki haydut gücün dünyanın ve insanlığın sırtında yük olduğunu tescillemiş durumdadır. Bundan sonra Amerika ve İsrail’in demokrasi, insan hakları ve barış adına dünyaya söyleyeceği hiçbir moral meşruiyet gerekçesi bulunmamaktadır. Amerika ve İsrail, Kudüs’ü oldubittiyle başkent yapma girişimlerinin altında kalmışlardır.

Amerika ve İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleriyle anlaşarak Kudüs’ü ilk önce Arap, sonra Müslüman Davası olmaktan çıkarmaya çalışmışlardır. Amerika’nın Kudüs kararına karşı çıkan Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul kararları, Kudüs’ün Arap ve Müslüman davası olmanın ötesinde boyutlara sahip olduğunu ortaya koymuştur. BM kararlarından sonra Kudüs, Küresel İnsanlık Davası haline gelmiş bulunmaktadır.

Roma İmparatorluğu zamanında Galya’yı Roma’dan ayıran ırmağa Rubikon denilmekteydi. Romalı Generallerin Rubikon ırmağını ordularıyla geçmeleri yasaktı. Rubikon’u ordularıyla geçen generaller, isyancı sayılıyor ve ölüm cezasına çarptırılıyorlardı. Başka bir ifade ile Rubikon’u geçmek kurulu nizama karşı gelmek ve dönüşü olmayan yola girmek anlamında deyimleşmiştir. Amerika-İsrail’in Kudüs kararını reddeden dünya ülkeleri, Rubikon’u geçmişlerdir. Dünya ülkelerinin Kudüs konusundaki ortak kararı, küresel nizama ahlaki ve diplomatik anlamına gelmektedir. BM’nin Kudüs kararı, dünyanın Amerika ve İsrail politikalarından duyduğu rahatsızlığı ortaya koymuştur. Bundan sonra Amerika ve İsrail, dünyaya istedikleri hükmedemeyeceklerdir. Amerika ve İsrail’in Kudüs ilhakını reddeden dünya Rubikon’u geçerek iki küresel haydut karşısında büyük bir özgüven ve moral kazanmışlardır. Dünyada Amerika ve İsrail’e karşı konulamayacağı efsanesi bitmiştir. Bundan sonra dünyada Amerika’nın ve İsrail’in sıradanlaşması olarak ifade edebileceğimiz bir döneme girmekteyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.