İsrail’in başını çektiği zulüm çarkı hız kesmeden dönmeye devam ediyor hem de dünyanın şahitliğinde. Bunun artık herkes farkında. Yaptıkları zulüm yetmezmiş gibi, göz göre göre yaşlı, genç, çocuk, bebek demeden Filistin halkını şehit ettikleri yetmezmiş gibi bir de yaşananlarla alay da ediyorlar artık.

İrlanda kanalı RTE'ye konuşan İsrail Hükümet Sözcüsü Michal Maayan, muhabirin 'Neden Gazzelileri vuruyorsunuz?' sorusuna, "Bu kadar çok insanı hapse atamayız." dedikten sonra daha da küstahlaşarak “Burada İsrail güvenlik güçlerine saldıran yüzlerce insandan bahsediyoruz. İsrail askerleri Filistinlileri öldürmek için hedef almıyor. Sadece caydırmak ve geri püskürtmek için hedef alıyoruz." şeklinde cevap verdi.

Ellerindeki sapan taşları ile İsraillileri hedef alan Filistinlileri durdurmak için en ağır silahları kullanan İsrail var karşımızda. Kendini masum göstermek için her türlü yalana sığınan ve batı karşısında bunu başaran İsrail.

Türkiye neresinde bu yaşananların? Elbette en ortasında. Her zaman olduğu gibi. Türkiye’nin öncelikli meselelerinden olmaya devam ediyor Filistin meselesi, olmaya da devam edecek.

Tüm yaşananlara karşı ne yapabiliriz sorusunun cevabını herkes kendine göre vermeye çalışıyor. Dünya bürokrasisinden bîhaber olanlar ya da hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi yapanlar; hükümete, Cumhurbaşkanına saldırmak için bir fırsat bulmanın mutluluğuyla bol keseden konuşmayı tercih ediyorlar.

Şunu yapın, bunu edin, şunu gönderin gibi rotası belli olmayan pervasız sözlerle seçim için rant elde etmenin derdinde olanların iftar sofralarındaki kolalarının acıklı halini bile görmeden konuşmaları da acizlikten başka bir şey değil.

Herkes öncelikle kendisinden sorumlu. Biz bireysel olarak ne yapıyoruz Filistin için? Önce bunu soralım kendimize? Kudüs için meydanları dolduran yüz binlerce insanı küçümseyenler, durumdan vazife çıkarmaya çalışanlar acaba kendileri bir birey olarak ne yapıyor Filistin için?

Tavır net olmalı. Yol haritamız yüzyıllar öncesinden çizilmiş. Peygamber Efendimiz izleyeceğimiz yolu işaret ediyor; “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.”

Üç yol var önümüzde. Bütün bunları bırakıp da yapılan eylemlere dil uzatmak, küçük görmek diye bir şık yok karşımızda. Dördüncü bir şık için zorlayan kim varsa yaptığı bozgunculuktan başka bir şey değildir.

İsrail’e destek olan bir ürüne uzanan elini ateşe değmiş gibi geri çekmek, meydanlara inip “Kahrolsun İsrail!” demek, İsrail’e atılan her taşa kucak dolusu dua göndermek de bir duruş meselesidir.

Bütün bunları eleştirenler ne yapıyor acaba? Yapılan bütün fiilleri eleştirmekten, Kudüs’ü siyasetin gölgesine çekmekten başka ne yapıyorlar?

Yüz binlerce insanı meydanlara çağıran Cumhurbaşkanını ucuz siyasete alet edenler ancak kendi hesaplarının bedelini ortaya koymuş oluyorlar. Çünkü dünyanın sustuğu bir zamanda en gür sesle İsrail’e katil olduğunu haykıran tek liderdir Recep Tayyip Erdoğan.

Kudüs kıbledir, yüzümüzün aydınlandığı gökyüzüdür, hepimizin intihanıdır. Füzelerin karşısında dimdik duran sapan taşıdır Kudüs.

Bir avuç İsrail’in sadece İsrail’den ibaret olmadığını idrak edenlerin karşılarındaki zulüm ordusundan haberdar olarak tavır almaları gerekiyor. İçten pazarlıkla, fitneye ateş taşımakla, türlü şaklabanlıklarla yapılan çalışmaları hafife almakla hallolmuyor Filistin meselesi.

İçimizdeki umut bitmez. Duamız ve umudumuz sonsuz. Elbet gün gelecek Filistin özgür olacak, İsrail akıttığı kanda boğulacak. Buna inancımızı her vakit diri tutmaya devam edeceğiz. Tâ ki zalimin zulmü sona erene dek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.