Tel Aviv’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımaya karar veren ve Kudüs’ü bir bütün olarak İsrail’in başkenti ilan eden Amerika yönetimi, stratejik bir adım atmıştır. Kudüs kararı, salt Başkan Trump’ın dengesiz ve patolojik kişiliğinin bir sonucu olarak değerlendirilemez. Son karar ile Amerika yönetimi, İsrail’in varlığının tartışmasız bir şekilde kabul ettirmeyi ve Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olduğu hayalini bütün dünyaya dayatmayı amaçlamaktadır.

Amerika yönetiminin Kudüs kararı, bütün İslam dünyasında derin bir tepkiye neden olmuştur. Filistin halkı, günlerdir Kudüs’ü savunmak için büyük bir direniş göstermektedir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Kudüs’ün İsraillileştirme girişimini reddetmekte ve bu konuda İslam dünyasının sözcü ve öncü lideri konumunda bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem başkanı olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı’nı İstanbul’da acil bir şekilde toplamıştır. Zirve sonunda yayınlanan deklarasyon’da Amerika’nın son Kudüs kararı reddedilmiş, bağımsız Filistin devletinin başkentinin Kudüs olduğu gerçeği vurgulanmış, uluslararası topluma bu gerçekliği tanıma daveti yapılmıştır. İstanbul Deklarasyonu, İslam ülkelerinin Kudüs ortak paydasında birleştiğini dünyaya göstermesi açısından önemlidir.

Avrupa Birliği, Amerika’nın Kudüs kararını desteklememiş ve bu girişimin çok tehlikeli sonuçlara neden olan bir politika olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Amerika ve İsrail, Kudüs konusunda uluslararası toplumdan umdukları desteği bulamamışlardır. Türkiye, Kudüs konusunu BM Güvenlik Konseyi’ne ve Genel Kurulu’na taşımaya hazırlanmaktadır. Türkiye’nin Kudüs konusunda bütün uluslararası mekanizmaları harekete geçiren bir yol haritasını izlediği görülmektedir.

BM, İsrail-Amerika ittifakına karşı etkili ve işlevsel bir yapı olduğu konusunda önemli bir fırsat yakalamıştır. Amerika’nın Kudüs kararını geçersiz sayma konusunda etkili bir tutum belirlemesi halinde BM, dünyaya etkili ve güçlü bir yapı olduğu konusunda ikna edici bir mesaj vermiş olacaktır. İsrail söz konusu olduğundan dolayı çaresiz bir görüntü vermenin dışında yapacak bir şeyi olmadığını gösteren bir BM, dünyadaki güvenilirliğinden ve etkinliğinden çok şey kaybedecektir.

Tel Aviv’teki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımaya karar veren Amerika yönetimi, Filistin-İsrail sorunundaki rolünü ve işlevini kaybetmiş durumdadır. Filistin tarafı ve İslam İşbirliği Teşkilatı, bundan sonraki süreçte Amerika’ya yer ve gerek olmadığının altını çizmektedirler. Türkiye, uluslararası hukuka uygun şekilde İİT, AB, BM, Rusya ve Çin gibi aktörlerle beraber sürecin devam ettirilmesi şeklinde sağlıklı bir politikanın uygulanması için çalışmaktadır.

Amerika ve İsrail, uzun zamandan beri yeni bir barış süreci politikasını terk etmişlerdir. Onlara göre yeni bir barış süreci, artık gereksiz olan bir şeydir. Amerika-İsrail ittifakına göre tek çözüm, kendi çözümleridir. Amerika-İsrail ittifakının çözümü, tüm Kudüs ve Filistin’in İsrail’in yönetimine bırakılmasına ve Filistinlerin Abu Dis merkezli küçük bir alana sıkıştırılmasına dayanmaktadır. Filistin ve Kudüs konusunun dünya gündeminde olmamasını ve İslam ülkelerinin büyük krizler içinde olmasını fırsat bilen Amerika-İsrail ittifakı, kendi çözümlerini bütün Arap ülkelerine ve uluslararası topluma dayatmaya kalkmışlardır. Amerika-İsrail ittifakına hiçbir Arap ülkesinin karşı çıkmadığı bir konjonktürde Türkiye’nin Kudüs konusunda İslam ülkelerine ve uluslararası topluma liderlik etmesi, çok önemli bir gelişmedir.

Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma projesi, başından beri Batının bir sömürgeleştirme girişimidir. Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olduğu ve Filistin’in İsrail toprağı olduğu dayatmasında bulunan Amerika, yüz yıllık sömürgecilik projesinde nihai adımı gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Amerika ve İsrail için, Filistinlilerin ve Müslüman toplumların hiçbir değeri yoktur. Amerika ve İsrail açısından Filistinliler, Araplar ve diğer Müslüman topluluklar hiçbir değer taşımayan değersiz nesnelerden ibarettirler. Amerika’nın son Kudüs kararı, Müslüman toplumların ve Filistinlilerin bir hiç olarak görüldüğünün tescili anlamına gelmektedir.

Kudüs, Müslüman toplumların dünyaya bir hiç olmadıklarını göstermeleri için altın bir fırsattır. Müslüman toplumların sahih ve sahici varlıklarını ortaya koyabilmeleri için akla, bilime, hikmete, felsefeye, sanata, diplomasiye, barışa ve hukuka ihtiyaçları vardır. Emperyalizmin hiçleştirmesine karşı Müslüman toplumların vahye ve akla dayalı bir var olma yolu bulmaları gerekmektedir. Emperyalizmin Kudüs operasyonunun Müslümanlara dayattığı en önemli şey, kendi varoluşlarını gerçekleştirme ve varlıklarını güçlü bir şekilde ortaya koyma ihtiyacıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.