3 gün 3 gece, aşk ehline…

Şimdi hangi kelam kıyama dursun, şimdi hangi tarif kıraate dökülsün…

Her lahzası bir bayram muhabbeti olan bir kenti, hangi hasretle kucaklasın çaresiz kelimeler…

Kudüs… Sevgililer kenti… En sevgililer bendi…

Aşkı güneş diye meşale eden kent…

Kudüs, gür sesimiz, yağmur esintimiz…

Hangi sokağın, hangi kaldırımından başlayayım, ey ruhu somutlaştıran belde…

Hangi mescidine yığılayım ki kalbimi elime veren her lahzası, her hâli kalbin ifşası olan kent…

Kent diyorum, siz evren diyebilirsiniz, kelime bulunmuyor tarife, siz varlık dairesinin gül beldesi diyebilirsiniz…

Aşkın yolculuk makamı Kudüs… Sözün saza tesiri yok, kalbin saadet safahatı Kudüs…

Namına Kudüs demişler, kalbe Muhammed diye süslemişler…

Edebinde Züleyha müzeyyen… Ey Kudüs, Melekler saltanatı…

Ey Kudüs, aşkın bir derdi vardır…

Ya hâl, sana Kudüs gerekli… Ey inanç, somutlaşan tezahür…

Bâtılı batıran kent… Hakk’a his uyandıran dâvâ…

O yüce saltanatın salası… O yüce makamın ruh-i âlâsı… Burak’ın kenti…

Aksâ’sı daima ve mutlaka ak olan, Ravza-i Mutahhara huzuru…

Davud’i bir nakaratla Rahman Suresi kalbe burç oluyor Kudüs’le…

Halilurrahman nasıl da yakışıyor dost diye, mukaddes memlekete…

Bir kent nasıl da ar pelerini omuzlamış Yusuf’un zikriyle…

Yusuf’un ismiyle Züleyha’lara selam ola…

Bir kenti kaleme almanın yazısı değildir bu çaba, akleden bir kalbin, Muhammed Mustafa’nın aşkının âlemlere ifşasından başka ne ola…

Size Kudüs diyor isem, kurtuluş anlamlısınız…

Nikâhlı yârinizin gözlerinde kaybolmanın helalliğinde, izzetinize ikram olan kent…

Bir kent ne kadar kadim olabilecekse o kadar derin ve bir o kadar da taze, hemencecik doğum yapan narin bir kelebeğin zarafeti gibisin ey kent, ya Kudüs…

Zeytin Dağı ezel kadar ve ebet gibi gözlüyor Aksa’nın Muhammed Mustafa’yı arşa kaldırdığı o dergâhı… Dar-ı misk, dergâh-ı gül, nam-ı huzur…

Bir ayetin inceliğine zikredilen kent...

Bir sanat bu kadar mı müzeyyen olur, sanatkârın eseri bu biçim kalbe tesir salmışsa, ey yüce mimar, süsle kalbimizin dehlizlerine habibinin sırrını…

Gözyaşımızı pınar eyledin, Kudüs, pınarın membaı…

Hasreti ve muhabbeti cennet müjdeleyen…

Ey Kudüs, nazlı meltemimiz, sabah serinliğimiz, esenliğimiz…

… … …

Aksa mahzun, Aksa hüzün…

Müminlerin omuzlarında, tarihin kaldıramayacağı kadar vebal olan kent…

Bir çocuğun sapanlarında özgürlüğü gözleyen kent…

Ümmetin yitik çocuğu Kudüs…

Kimsesizliğin sessizliğinde yüreklerde yankılanan azap…

Sokaklarında çocuklarının gencecik bedenlerinin fosfor bombalarıyla tarumar edilen yer…

Zulme mahkûm eden İsrail, merhametten mahrum eden ise biz… Ey Kudüs…

Ümmete akciğer, soluk yokuşu…

Kudüs tıkanan…

Ümmet bunalan…

Her hâl ve şartta düşmeyen bir Kudüs vardır, Kudüs inançtır…

Kudüs düşmeyecek, ümmet, yine yeniden aynı yerden dirilecek, yeşerecektir, Ömer’in adaletiyle filizlenecek, ümmetin birliğiyle serpilecektir…

… … …

Kudüs…

Mahremiyetimiz… Mahrumiyetimiz… Mahcubiyetimiz…

Mevcudiyetimiz… Mecburiyetimiz… Mensubiyetimiz…

Mesuliyetimiz…

( Nusaybin’den, Av. Muhammed AYDIN’la yola çıktık, yüreğimizde yankılanan o acıya doğru, bize Kudüs’ü izlettiren, hissettiren Rabb’e Rabb’in büyüklüğü kadar şükürler olsun, bu satırları okuyup Kudüs’ü görme imkânına sahip olan herkesin yüreğinde bir vebaldir Kudüs’ü görmek, Kudüs gibi yaşamak, yaşatması için Allah’a dileniyoruz…

Bu aziz yolculukta beraber olduğumuz tüm güzel kardeşlerime hürmetlerimi sevgilerimi sunuyorum…)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Elif Rana 2018-02-28 22:39:38

Gözyaşlarıyla okudum.
Hissiyatınıza şahit oldum.
Kudüs başka nasıl anlatılabilirdiki..
Yüreğinize sağlık.