İslam coğrafyasında ne savaşlar bitiyor ne de ayrılıklar. Problemlerin kaynaklarını tartışamıyoruz. Önümüze sürekli acılar çıkıyor. Kucağımıza, kalbimize bombalar düşüyor. Çocuğuna siper olan babanın kurşunlara göğüs gerişi, bir gencin diz üstü durup siper oluşu, bir annenin feryadı… Bu manzaralar dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Bizler ise bunu haberlerden takip edebiliyoruz. Bazen bir alt yazıda bazen de son dakika haberlerinde “Gazze bombalandı! Kudüs’e baskın!” gibi haberlere uyanıyoruz. Uyanmak denilirse buna.

Güçlü ülkeler, gündeme takılan veya gündemi takip eden değil, gündem oluşturup diğer ülkeleri arkasına takanlardır. Türkiye bu bağlamda özellikle son yıllarda gündem oluşturmaya çalışıyor. Siyasî, sosyal, akademik ve kültürel alanda İslam coğrafyasının yaşadığı sıkıntıları uluslararası düzeyde tartışmaya açan ve bunu dert bilen tek ülke Türkiye’dir. Tek Müslüman ülke elbette Türkiye değil ama ne yazık ki Türkiye’den başka da uluslararası platformlarda İslam dünyasının yaşadığı acıları konuşan, bu acılara çare olmaya çalışan, çözüm üretmek için risk alan başka bir Müslüman ülke yok gibidir.

Bugüne değin yaşadığımız tarihî ve siyasî sorunlarımızı özellikle uluslararası topluma taşımada, tartışmada hukukî ve siyasî düzeyde yeterli çalışma yapamadık, bu alanlarda uzman insan yetiştiremedik. Hariciyede yetişen diplomatlarımız Batılı yaşamı benimsemekle kaldılar, bizi Batı’ya anlatamadılar.

Yerli, millî ve duyarlı bilim insanlarımız çoğalıyor. Ulusal ve uluslararası düzeyde yaptıkları bilimsel çalışmalar ile adından söz ettiren bu bilim insanlarımız şimdi de Kudüs’te sempozyum düzenliyor. Şaşırmadınız! Evet, Kudüs “2. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi”ne ev sahipliği yapacak.

23-25 Mart 2018 tarihleri arasında ilahî dinler için en önemli ortak merkez, medeniyetimizin kadim şehri ve sosyal bilimciler için bir laboratuvar konumunda olan Kudüs’te Gazi Üniversitesi, Turkish Studies Dergisi ve Kudüs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenecek olan sempozyum beni çok sevindirdi. Ortak meseleleri böyle çalışmalar ile duyurmak gerekir.

Bu güzel haberi, değerli bilim insanı Turkish Studies Dergisi Sahibi ve Editörü ve Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM aracılığı ile öğrendim. Sempozyumun Düzenleme Kurulu Başkanları Gazi Üniversitesi Rektörü
Prof. Dr. İbrahim USLAN, Al Quds Universitesi Rektörü Prof. Dr. Imad Abu KISHEK ve Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM’den oluşuyor.

Sempozyumun çağrı metni bile heyecanlandırıyor. İşte o metin:

“Kudüs belki de dünyanın tarihsel ve dini olarak Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların önem verdiği tek şehirdir. Kudüs şehri Arapça olarak El-Kuds veya Baitul-Maqdis (Soylu, Kutsal Mekân) olarak bilinir.

Unutulmamalıdır ki Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam, ortak bir kaynaktan gelmektedir.

Hepsi tek tanrılı dinlerdir – bir Tanrı’nın varlığı ve sadece bir Tanrı olduğu inancı. Hz. Musa, Hz. Davud, Hz. Süleyman ve Hz. İsa’nın da bulunduğu Kudüs’teki bölgede Tanrı’nın Birliğini tebliğ etmişlerdir. Bu yüzden bütün dinler tarafından bu bölgeye özel bir önem atfedilmektedir.

Müslümanlar için Kudüs ilk kıbleydi ve namazlarını Kudüs’e dönerek kılarlardı. Hicret’ten 16 ay sonra, Hz. Muhammed’e Kıbleyi Kudus’ten Mekke’ye döndürülmesi talimatı verildi (Kuran 2: 142-144). Peygamberimiz “Yolculuğa çıkmanız gereken üç cami var: Mescidi Haram (Mekke, Suudi Arabistan), Mescidi Nebevi (Madinah, Suudi Arabistan) ve Mescidi Aksa (Kudüs) ” Böylece, Kudus Müslümanlar için dünyadaki en kutsal üç yerden biri kabul edilmektedir.

Gece yolculuğu (İsra) ve yükselişinde Hz. Muhammed’in ziyaret ettiği yer Kudüs’tür. Bir akşam, Cebrail (as) Hz. Peygamber’i Mekke’deki Mescidi Haram’dan Kudüs’teki Mescidi Aksa’ya mucizevi bir şekilde götürmüştür.

Düzenleme komitesi 23-25 ​​Mart 2018 tarihleri ​​arasında Kudus’te yapılacak olan Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi II (INCSOS 2018-Kudüs) bütün bilim insanlarını davet etmektedir.”

Kudüs şairi Nuri Pakdil’in “Tûr Dağını yaşa/ Ki bilesin nerde Kudüs/Ben Kudüs’ü kol saatı gibi taşıyorum/Ayarlanmadan Kudüs’e/Boşuna vakit geçirirsin/ Buz tutar/Gözün görmez olur/Gel/Anne ol /Çünkü anne /Bir çocuktan bir Kudüs yapar/Adam baba olunca/İçinde bir Kudüs canlanır/Yürü kardeşim/Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin” dizeleriyle ruhumuzda yankılanan Kudüs bizi bekliyor.

Teşekkürler Prof. Dr. Mehmet Dursun ERDEM!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
prof. dr memet şekerci 2017-12-13 22:38:26

Prof. Dr. mehnet Dursun Er kardesimi tebrik ediyorum. Ben bir Fen bilimci olarak Allahtan bir mani keder olamazsa tebligimle yanlari da olacagim.Kuduse destek boyle olur. Kudus ve Filistin sahipsiz degildir

Avatar
Adnan oflaz 2017-12-13 23:58:50

Mehmet Dursun ERDEM hocamız akademisyenlerimizin kuduse destegi konusunda örnek ve önder olmuştur. Allah razı olsun.