Çarşamba günkü “Marifet Yayınları kapanıyor” başlıklı yazım, kültür sanat çevrelerinde bilhassa yayın dünyasında geniş yankı uyandırdı. Karşılaştığım yayıncı dostlar, meseleyi ele almamdan dolayı teşekkür ettiler. Benim onlara cevabım ise, “Bu benim için bir görevdir. Asıl teşekkür edilmesi gereken, Milat Gazetesi yöneticileridir. Çünkü bu tür konuları geniş şekilde işleyerek kültürel meselelerimize sahip çıkıyorlar.” şeklinde oldu. Evet bu çok doğru. Türkiye'de geçmişte siyasetin, sonra basın ve yayın dünyasının kalbi olan Bâbıâli semtinin giderek yozlaşmasına, bozulmasına ve turistik bir muhite dönüşmesi tehlikesine ilk dikkat çeken gazete, Milat olmuştur.

Her mesele muhatabıyla konuşulmalı, tartışılmalıdır. Kültür sanat dünyası şimdi çok şanslı. Zira Nabi Avcı gibi insan olarak sempatik kişiliğiyle sevilen ve sayılan, ayrıca bir kültür adamı ve yazar olarak da beğenilen bir aydın kişi, Kültür ve Turizm Bakanı koltuğunda oturmaktadır. Öyleyse meramımızı çok daha rahat anlatabileceğiz. Bu mesele benim için hicran yarısıdır. Bâbıâli'de Hayat ve İstanbul'un 100 Yayınevi kitaplarını hazırladım. Başkaları eski bir sinema salonu için kıyametleri koparırken tarihî ve güzide bir semtin gözümüzün önünde yok olmasına izin veremeyiz, vermemeliyiz. Tabii beklentimiz, Bakanımızın bir an önce Bâbıâli'de yayıncılarla âcilen bu konu hakkında bir toplantı düzenlemesi ve kültür hayatımızı yönlendiren nâşirlerimizin dertlerine, problemlerine, meselelerine kulak verip çözüm yolları bulmasıdır. İnşallah bu mektubun karşılığı, dönüşü olur ve yıllardan beri kanayan yaramız kapanıp şifa bulur. Konuya dâir mektubumu Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Nabi Avcı Beyefendiye arz ediyorum:

“Sayın Bakanım! Bildiğiniz gibi Bâbıâli ismiyle mâruf olan Cağaloğlu semti, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında siyasetin, Tanzimat'tan sonraki dönemde de basın aleminin ve yayın dünyasının merkezi olmuştur. Yüzlerce şairin, yazarın, gazetecinin, sanatkârın mekânı olan semt, son yıllarda çok bozulmuş ve tanınmaz hâle gelmiştir. Korkunç ve acımasız bir rantçılık anlayışı ile neredeyse semtin bütün binaları turistik otellere, lokantalara ve hediyelik eşya satılan dükkânlara dönüştürülmüştür. Peyami Safa'nın, Necip Fazıl'ın, Tarık Buğra'nın, Sezai Karakoç'un uzun yıllar çalıştığı mekânların artık yerinde yeller esmektedir. Sadece son beş on yılda semtten kopup ayrılan yayınevlerinin listesi bile insanı ürpertmekte, ürkütmektedir. Bazı yayıncılar artık mesleği terk etme noktasına gelmişlerdir. Yirmi otuz yıl önce semtten ayrılıp İstanbul'un farklı ilçelerine yerleşen ve orada mesleği devam ettiren yayınevlerini kastetmiyorum. Sadece son yıllarda Bâbıâli'de gerçekleşen ve bizi de hüzünlere ve acılara sevk eden ‘anlamsız göç'e birkaç örnek vermek istiyorum:

Ankara Caddesi üzerinde tarihî dükkânı bulunan Remzi Kitabevi semtten ayrıldı. Büyük Doğu ve Sebil Yayınları artık tarihî mekânlarında değiller. Yine İstanbul Valiliği'nin altındaki Toker Yayınları semte veda etti. Ders Kitapları, artık Gazeteciler Cemiyeti'nin binasında değildir. Tam karşısındaki Nesil Yayınları dükkânı da ne acıdır ki iki yıl önce kapandı. Boğaziçi Yayınları, Kâzım İsmail Gürkan Caddesi'ndeki geniş yerinden Çatalçeşme Sokağı'ndaki dar yere yerleşti. Alioğlu Yayınları da geniş dükkânını küçültme ihtiyacı hissetti. Çatalçeşme'nin sembol mekânı İz Yayıncılık, Topkapı'ya taşındı. Dilem Yayınevi'nin ve Anonim Yayıncılık'ın levhalarını artık bu sokak üzerinde görememekteyiz. Büyük ümitlerle başlayan Tarih Düşünce Kitaplığı'nın ömrü çok kısa sürdü. Köklü yayınevlerimizden İrfan Yayınları, Klodfarer'deki geniş yerinden çıkıp daha dar bir alana geçiyor. Cağaloğlu Yokuşu'ndaki Erdem Yayınları da çok uzaklara sefer eyledi. Kıdemli yayınevlerimizden Çelik ve Emre yine çok uzak iklimlere doğru yola çıktı. Otağ, artık bir yayınevi değildir, bir kırtasiye dükkânına dönüşmüştür. Bâbıâli'nin sembol yayınevlerinden Diriliş, ne yazık ki Cağaloğlu'nda değil Fındıkzade'dir. Zafer Yayınları da ıraklardadır artık. Bilge Karınca, Yerebatan civarından koptu. Kahraman Yayınları da, Topkapı'yı mesken tuttu. Cumhuriyet'le yaşıt Varlık da semtte tutunamayanlardandır. Ve çok üzücü iki haber Defne Han'ın bilinen tarihî yayınevlerinden Marifet ile tam karşısındaki Kitabevi de bu yılın sonunda kapanıyor, el değiştiriyor veya küçülme yoluna gidiyor. Eski yayınevlerimizden Çağrı için de benzer sıkıntılar sözkonusudur. Bütün bunlar benim bildiklerim, duyduklarım, işittiklerim. Sıkı araştırma yapılsa daha neler duyacağız, kimbilir!

Efendim, Bâbıâli'nin son fotoğrafı budur. Hali, vaziyeti bu şekildedir. Dolayısıyla zât-ı âlinizin meseleye bir an önce el atmanızı ve yayıncılarımızla istişare toplantıları yaparak kanayan bu yarayı sarıp sarmalamanızı istiyor, bekliyoruz. İsterim ki gelecekte, kültür tarihçileri şu notu düşsün: ‘Osmanlı'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihî semtlerinden birisi olan Bâbıâli, 2016 yılında yok olmak üzere iken Nabi Avcı Bey, semti yok olmaktan kurtardı. Daha önce bölgeyi terk eden yayıncılar da yeniden eski vatanlarına, Bâbıâli'ye döndüler.' İnşallah dikkatinizle, gayretinizle ve sahiplenmenizle yayıncıların biricik mekânı tamamen elden çıkmaz. Gazetelerden sonra dergi ve yayınevlerimizin de semti büsbütün terk etmesi inanın çok acı olacaktır. Gelecekte, çocuklarımıza bunu anlatamayacağız. Konuyu hassasiyetinize arz ediyor, saygılarımı sunuyorum.”

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.