Giderek bastıran ve yoğunlaşan yüzeyselliğin herhalde farkındasınızdır. İşin ilginç tarafı, bu yüzeyselliğin bütün farklı düşünce ve yaklaşımlarda da kendisini göstermesidir. Dolayısıyla toplumun genel bir sorunu olarak önemsenmelidir.

Bilhassa seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde, hangi partinin adayının kim olacağı, kimin kazanacağı vb. insanları daha fazla meşgul etmekte; neredeyse gazete ve medyayı tümüyle belirlemektedir. Öyle ki, siyasetin bu anlamda tüm düşünce ve entelektüel alanı temellük etmesinden bahsedilebilir. Fakat kültür konusunda yaşadığımız fukaralık, bir milleti bekleyen en önemli felaket olduğu halde, üzerinde durulmayı bir türlü hak etmiyor.

Kültür kavramının kitaplarda oldukça fazla tanımını bulmak mümkündür. Kültür, yaşanan hayat karşısında, insanların geliştirdikleri maddi ve manevi tüm birikimleri ihtiva etmektedir. Toplumlara göre farklılaşması, toplumların kendi yaşam perspektiflerinden hayatın farklı unsurlarına dair üretimlerde bulunmalarım sebebiyledir. Bu anlamda, toplumlar, birbirlerinden kültürleri bağlamında farklılaşırlar.

Eğitim süreci, insanın doğumundan itibaren başlar ve kültür insanı kuşatarak, ona bir perspektif ve bakış açısı kazandırır. Yerli sosyalleşme faktörlerinin, yerli kültürün zayıfladığı böyle bir zaman diliminde hem okul içi hem de okul dışı kültürelleşme de zayıflamış görünmektedir.

Küresel dünya ve üretilen teknolojiler bu konuda olabildiğince etkilidir. Bilgisayar ve internet ile orada dolaşımda olan bilgi ve kültürde hakimiyet küresel aktörlerin eline geçmiştir. Dolayısıyla yerli kültürlerin niçin zayıfladığı böylece anlaşılacaktır. Diğer yandan küresel dünya, yönetilebilirliği kolaylaştırmak adına insanları yığınlaştırmak istemektedir. Yığınlaştırma faaliyeti, sorgulayacak, direnecek bir kültür ve ortodoksi istemez karşısında. Bunun için kitlelerin yüzeyselleşmeleri gerekir. Aslında bugün de yapılan tam olarak budur.

Benim görebildiğim, sorunu iki boyutlu olarak ele alabiliriz. Birincisi, gerçekten bilgi ve kültür açısından giderek meydana gelen zayıflama. Bugün bunu “öğrenci şunu bir kültür olarak bile bilmiyor” diyerek ifade ediyoruz. Kitap okuma oranlarının azlığı, internette dolaşım, ortam, maalesef bu kültürel zayıflamayı beslemektedir. İkinci sorun ise, buna bağlı olarak ilgi, merak ve tecessüsdeki zayıflama. Yani kişi kültür ve bilgi açısından zayıf ama öğrenme ve ilgi konusunda bir merakı da yok. Kanaatimizce ikincisi daha önemli ve düzeltmeye de oradan başlamak lazım.

Kültür fukaralığının yol açtığı sonuçlar gerçekten üzerinde durulmaya değer. Birincisi, Kültür fukaralığı insanlar arası ilişkilerde yüzeysellik ve çatışmaları getirir. Zira kültürel değerler içselleştirildikçe, farklı kültür ve bilgilere değdikçe, davranışlarda ağırlık artar ve anlamalar fazlalaşır. Kültür fukaralığı, aşırı yargılama ve anlayışsızlığı da beraberinde getirir. Çünkü kültür düzeyi yükseldikçe, insanın kendisini kemale erdirme noktasındaki ilgisi ve yoğunluğu fazlalaşır. Ama yüzeyselleşme, daha çok karşısındakinin davranışlarına odaklanmayı beraberinde getirir.

“Kendini tanı” sözünün Delphi tapınağından itibaren tarihi süreci oldukça eskidir. Hz. Muhammed (SAV) ise, insanın kendisini tanıması ile Rabbini tanıması arasında önemli bir ilinti kurmuştur. Esasen bu ilişkiyi biz, eşyanın tümüne doğru da genişletebiliriz.

Kültür fukaralığı, sanatta, estetikte de fukaralığı beslemektedir. Mizahtan denemeye, resimden fotografa çok farklı sanat alanlarında yüksek düzeydeki eksiklikleri görebilmekteyiz. Kültür fukaralığı, davranışlarda incelme yerine kabalaşmayı beslemekte; maalesef gündelik hayatta kavgayı bir sorun halletme biçimine de dönüştürmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.