30 Aralık 2017 Cumartesi 15:28
Akif’in  Asım  oyunu üzerine

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak kurulan ve kuruluş amacı Türkiye tiyatrosuna yön vermek üzere üslup araştırmaları yapmak olan Gösteri Sanatları Atölyesi, Asım oyunu ile sanatseverlere bir sürpriz yaptı.

Mehmet Akif Ersoy’un doğum gününde yapılan gösterimde başta torunu Selma Argon olmak üzere milletvekilleri, belediye başkanları, sanat dünyasının tanınmış simaları ile birlikte çeşitli çevreler bir araya geldi. Çok farklı isimleri ve simaları bir araya getiren bu oyunu değerli sanatseverler için inceledik.

            Öncelikle GSA’ya dair bir ayrıntıyı vermek gerek. Normal tiyatrolar gibi bilindik bir metni alıp oyuncularla ortaya koyarak yeni oyun çıkartmak gibi bir derdi olmayan bu yapının tek hedefi yeni metotlar ve üsluplar araştırmaktı. Fakat gelinen yolda heybelerine neler koyabildiklerini görmek adına Mehmet Akif Ersoy’un doğum gününde güzel bir düşünce ile umut ve güven tazeleyerek gök kubbede hoş bir sadâ bıraktılar.

Zor bir seçim!

Bir tiyatro metnini iyi kılan en büyük unsur onun dramatik yani oynanabilir olmasıdır. Bir metin ne kadar aksiyon içeriyorsa o kadar güzel metin, bir yönetmen bir metne ne kadar aksiyon katabiliyorsa o da o kadar iyi yönetmendir. Dolayısıyla Asım oyunu aynı Necip Fazıl Kısakürek’in 1935 yılında ilk yazdığı tiyatro oyunu Tohum gibi tamamen bir fikriyat ve ideolocya içerdiği için aksiyon bağlamında pek seçenek sunmamaktadır. Bu nedenle zor bir seçim olan bu metin oyuncuların gözlerinden saçılan ışık, istek ve çaba ile ve tabii ki yönetmenin emekleri ile keyifli hale gelmişti. Oyunun içerisinde net bir şekilde önerme olarak çizilen idealize nesil kavramından ziyade oyunun seyirlik hazzı bağlamında da başarılı bir oyun olmuştu. Oyun için ne kadar emek harcandığı ve tüm sahnelerin ne kadar çalışıldığı oyunun salondan kaynaklı birkaç ses hatası dışındaki hatasızlığından anlaşılabiliyordu.

Geleneksel tiyatronun

unsurlarını kullanmak

Bir Türk Geleneksel Tiyatrosu türü olan gölge oyununun biçemi bu oyunda bir reji olarak kullanılmıştı. Bu uygulama da oyunun seyirlik hazzını artırdı. Seyircileri son derece etkileyen bu uygulama sayesinde hem Türk Geleneksel Tiyatrosundan faydalanılmış oldu hem de farklı bir biçim ortaya çıkmasına sebebiyet vermişti. Yine GSA’nın bu sürece kadar ki olan yolculuğunda derin teorik araştırmaları yaptığı bilgisi ile güzel bir keşif yaptıklarını söylemek de mümkündür. Yolu da açıktır. O akşam galasında bulunan tiyatro akademisyenleri ile yaptığımız sohbette herkesin ortak kanısı; ilerleyen yıllarda birçok farklı pencereleri Türkiye tiyatrosuna kazandıracağıydı.

Sanat adına teşekkürler

Tüm salonun dakikalarca ayakta alkışladığı sadece oyundaki oyuncular değildi tabi ki de. Bu kurumun arkasında olan sanata gönül vermiş yöneticilerimiz başta İBB Başkanı Sn. Mevlüt Uysal Bey, emek emek bir dantel örer gibi kurumun kurulmasında fikri anlamda mühendisi İBB Kültür Daire Başkanı Sn. Abdurrahman Şen de alkışların büyük bir bölümünü aldı. Eskiden belediyeler bünyesinde imkânsız gibi görünen kültürel faaliyetlerin bugün daha büyüklerinin bir bir yapıldığını görmek kültür ve sanat adına umut veriyor. İnanıyoruz böyle kurumlar ve sanatçılar çoğaldıkça böylesine kültüre sahip çıkan yöneticiler oldukça Türkiye’de kültür ve sanat bir gün Necip Fazıl Kısakürek’in İdeolocya Örgüsü eserinde bahsettiği gibi dünyadaki hak ettiği mertebeye ulaşacaktır. 

Yasin Çetin 

Anahtar Kelimeler:
Mehmet AkifAsım
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.