İdeal bir yazımın sonuç kısmını; giriş ve gelişme süreci inşa eder. Dikkatli bir okuyucu bu bölümleri idrak ettiğinde, daha sonuca varmadan bir kestirim yapabilir. Günlük hayat da tıpkı böyledir. Hadiselerin seyri; adeta ulaşacağı noktanın remziyle doludur ki, analitik bir bakış açısıyla bu şifreleri çözmek mümkün. Böylece sonuçları ön görmek şöyle dursun, yıkıcı etkisini minimum seviyelere indirgemek işten bile sayılmaz.

Bu anlamda günümüze baktığımızda; artık birçok şeyin, hiç olmadığı derecede açıklığa kavuştuğu söylenebilir. Mesela girişini DAEŞ’le yıllar önce yaptıkları, gelişme bölümü ise; terör koridoru ve Suud meselesiyle TETİKLENECEK, bir kurgunun her kes farkında. İpek Yoluna kast etmek, bölgedeki enerji ve iletim hatlarına çökmek, dolayısıyla da parayı kontrol altına almak ise nihai hedefleri arasında.

O nedenle Kıbrıs Rum Kesiminin; “DAEŞ ile savaşan unsurlara silah gönderebiliriz” açıklamasına, katiyen şaşırmamak gerekiyor. ABD’nin PKK/PYD için bölgeyi silah cennetine çevirmesi ve kendi mahsulleri olan DAEŞ’in, Rakka’dan KONTROLLÜ bir şekilde intikaline de…  Zira bir tarafta kaos oluşturulurken, diğer tarafta da BESLEMELERİ eliyle PKK/PYD’ye alan açmanın derdindeler.

***

Mevcut tabloda asıl dikkat edilmesi gereken husus, Rusya’nın konumudur malumunuz. Çünkü bölgeye “Ne şiş yansın ne kebap” perspektifinde yaklaşmak, akla başka şeyleri getirmiyor değil. Nihayetinde ABD ile anlaşma kapısını daima açık tutan bir Rusya’dan bahsediyoruz. Gelinen aşamada ise Suriye’nin geleceğine dönük, PYD’ye de yer vermek isteyen iki güçten biri.

Bu haliyle bir “iyi polis -kötü polis” projesiyle yüzleştiğimizi iddia etmek, hiçte mantık dışı sayılmaz. Takdir edersiniz ki Vietnam’da dillendirilen “Suriye konusunda anlaştık” ilanı, şüphelenmek için yeter de artar bile. Tabi ABD ile hangi konuda anlaştıklarını bilemiyoruz. Yalnız Rusya’nın bu şekilde asıl ekseninden sapması, ileride hep öncelediği çıkarlarını bir anda kaybettirebilir. Sanırım Putin’de bunun farkındadır.

İşte Soçi’de yapılan üçlü zirvede, buna dair enine boyuna birçok şey konuşulmuştur elbette.  Devletimizin; Suriye’nin toprak bütünlüğü, çatışmasızlık, siyasi çözüm gibi teklifleri, çıkarlarımız nispetinde değerlendireceği muhakkak. Fakat terör kantonları konusunda şimdiden avuçlarını yalayacaklarını söylemek mümkün… Zira Sn. Cumhurbaşkanımızın, her fırsatta terör unsurlarına yönelik müdahale sinyali vermesi başka türlü izah edilemez.

***

Tüm bunları bir varsayım olarak kabul edebilirsiniz. Lakin bu; güvenlik noktasında, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmez.  2013’den beri bölgeye müdahale etme arzumuz, aynı durumun bir yansıması değil miydi zaten? Karşılığında ise müdahalemizi engellemek için; ekonomik baskılara,  Gezi, 17-25 Aralık, Mit Tırları vs. gibi sayısız kalkışmalara maruz bırakılmamız… 

Şimdilerde ise benzer bir atmosfere şahitlik ettiğimiz yadsınmamalı.  Kandil, İdlip ve Afrin harekâtları gündeme geldikçe, yine EKONOMİK MANİPÜLASYONLARA hız verdikleri ayan beyan ortada. Hele bir de Reza Zarrab gibi bir meselemiz var ki, “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” sözüyle eş değer seyrediyor. Anlayacağınız hepsi; ABD ve çetesinin, bizi suni gündemlere hapsetme çalışmasının bir göstergesi.

Hâlbuki Zerrab konusunun, Devletimizi savunmada bırakacak bir yanı KESİNLİKLE bulunmuyor. Kaldı ki BM’nin ambargo kararı çiğnenmediği gibi uluslar arası hukuka aykırı bir durumun olmadığını da çok iyi biliyorlar. Fakat ABD’nin münferit aldığı bazı yaptırım kararları var ki bunlarda kendilerini bağlar. Şayet aksi olsaydı; kendi cürümlerini, sadece “görüş ayrılığı” şeklinde geçiştirecek bir cesareti bulamazlardı.

Hülasa; bölgedeki operasyonların yavaşlamasını ve olası operasyonların da önlenmesini planlanıyorlar akıllarınca. Ekonomik baskıların, Zerrab ve belki de ileride sahneye alacakların ise bu iş için kullanıldığı aşikâr. Baksanıza içimizdeki bazı ruhsuzlar, saha desteği için pozisyon aldılar bile. Fakat tarihin kendilerini nasıl yazacağından maalesef habersizler.

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cengiz Demir 2017-11-23 12:58:23

Elinize sağlık Cihad Bey