Ne kadar masum bir tabir değil mi? Kur’an’sız müslüman olunabiliyor mi ki?

Kur’ân okuyun ve faydalanın! deyip yaşayan Kur’an olan Efendimizi (S.A.V) bir kenara atmak!

Kur’an’ı günümüze tertemiz taşıyan yol büyüklerinin muhafaza ettiği Kur’an’ı kabul edip, yine aynı silsilenin taşıdığı hadis ve sünnet hususunda ihtilaf ve fitne aramak!

Kur’ân’ı öncelikli kaynak olarak hayatın merkezine almak, ehli sünnet tüm tariklerin ve cemaatlerin ortak görüşü ve uygulaması iken(!)…

Kurânı tek kaynak olarak görüp gövdesini dalını yaprağını inkar etmek!

“Al şu tohumu, meyvesini çıkar ve faydalan” diyorlar Kur’ân müslümanlığı diye dayattıkları şeyle…

Ne gariptir!

Kimseyi dinleme darken, kendilerini dinlememizi ve kafa fenerleri ne gösteriyorsa onu görmemizi istiyorlar!

Hiç bir eseri okumamızı istemiyorlar ama cilt cilt eserler yazıp onları okumamızı istiyorlar!

Kendilerinden başka her âlimin kusurları var, kusur tespiti yapabilecek erk ve ilim ise sadece kendilerinde var!

12 Hak tarikin üzerinden geçtiği Caferi Sadık Hz. kusurlu!

4 yıllık medrese eğitimini 3 ayda bitiren İmam-ı Rabbanî Hz. kusurlu!

Üç şin gibi gaybi kerametlere mazhar İbn-i Arabi Hz. kusurlu!

Eserleri ile hâlen ilahî aşkı en iyi anlatan Mevlâna Hz. kusurlu!

Mikrop kavramını bilimsel olarak keşfedip tanıtan Akşemseddin Hz. kusurlu!

300 yıl önceden astronomi anatomi gibi dallarda halen keşfedilmemiş şeyleri yazan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. kusurlu!

İmamı Azam Ebu Hanife Hz. kusurlu!

İmamı Şafii Hz. kusurlu!

Söze sadakatin ekmel misali Üveys El-karani Hz. kusurlu!

25 yıl ben bilmem zikri çekmiş, mısraları halen dilimizde olan Yunus Emre Hz. kusurlu!

Sünneti yaşamaktan başka birşey yapmayan, siyaset sahasına adı hiç bulaşmamış Gavs Hz. kusurlu!

34 yılı zindan ve sürgünlerde geçmiş defalarca suikaste uğramış ve eserleri ile milyonlarca insanın hidayetine vesile olmuş, hakkında yüzlerce tez ve doktora çalışması yapılmış, Avrupa’da ve tüm dünyada bilim adamlarının en çok istifade ettiği Bediüzzaman lakabıyla bilinen Said-i Nursi Hz. kusurlu!

Anadolu’nun bağrından çıkmış yüzbinlerce âlim evliya vs. kusurlu!

Bir tek siz kusursuzsunuz!!!

TABİ!

Kur’anda yazmayan ve Efendimizin (S.A.V) uyguladığı namaz dahil ibadetlere başka nasıl şüphe düşürecek, başka nasıl saldıracaksınız ki?

Peki İslâm’ı yeni tanıyacak bir Avrupalı ile bu tayfadan biri karşılaşırsa ne olur?

UYDURULMUŞ DİNDEN İNDİRİLMİŞ DİNE, KURAN MÜSLÜMANLIĞI!

– Merhaba, ben İslâm ile yeni tanışacağım!

– Ehlen ve sehlen, merhaba kardeşim, ne iyi etmişsin, tam yerine geldin (!).

– Hıristiyan ve Musevilerde olduğu gibi İslam’da da aynı Tanrı var sanırım. Bir de Muhammed (sav) var, bir de Kur’ân mı? Ne yapmam gerekiyor islâm’a girmek için?

– Hah evet, çok güzel araştırmışsın. Ben de eksik kalanları düzeltip tamamlarım sana, mesela Tanrı değil Allah ve İslâm’a girmek için şehadet getirmelisin!

– Peki şehadet nedir, ne demektir?

– Eşhedu enla ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden Rasulullah, diyoruz. Yani, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammedin (sav) O’nun Rasulu olduğuna şahitlik ederim, demek.

– Peki, ama önce aklımdaki soruların cevabını bulup tatmin olmak istiyorum, olur mu?

– Elbette kardeşim, tabi ki. Bak çok önemli bir hususu dile getirdin: AKIL. Aklına hakaret etmeden, uydurulmuş şeylerden uzak, indirilmiş dini anlatayım sana…

– Uydurulmuş mu, baba oğul gibi mi?

– Öyle sayılır, bazı insanlar şeyh-evliya-keramet mucize gibi şeylerin peşine düşmüşler ve TEK SAĞLAM KAYNAK olan KUR’AN’dan kopmuşlar. Biz de “Kur’ân müslümanlığı” diye ümmeti kurtarıyoruz!

– Kurân, İslâmın kitabı değil mi?

– Evet.

– Mucize her dinde vardı, yaratıcı kendi varlığını bizi aciz bırakan hallerle göstermiyor mu?

– Yok kardeşim, bunlar hep işte o güya(!) keramet sahibi evliya veya şeyhler vasıtasıyla uydurulmuş şeyler. Tek Mucize Kur’ân’dır.

– Ben Kur’ân’ı okudum ancak, kendisi bizzat mucize. Haklısınız, diğer yandan içinde türlü mucizelerden bahsediyor, sadece Muhammedin (sav) değil, diğer peygamberlerin de mucizelerinden bahsediyor, Süleyman ve sarayı, İbrahim ve ateşi ve daha niceleri. Hem evliya ifadesi, uydurulmuş dediniz, Kur’an’da geçiyor.

– A ah okudun mu? Ben sana izah ederim hepsini! O evliya anlatıldığı gibi değil. Hem keramet ya da mucize diye birşey yok, tercüme edenler el etek öptürmek için, aklımızı kullanmayalım diye böyle yazmışlar! Herkes okusa anlar, makamlar uydurmuşlar, AKLA HAKARET EDİYORLAR…

– Kafamdakiler çok netti, şimdi siz böyle deyince kafam çok karıştı. TEK SAĞLAM KAYNAK dediğiniz bu kitapta herşey açık.

– Evet işte ben de bunu diyorum, TEK REFERANS bu.

– Peki size bir kaç soru sorayım, madem bu Kur’ân’ı diğer kitaplar gibi bozulmamasının delili nedir? 1400 yıldan beri kimler getirip günümüze kadar taşımış?

– Kendi içinde yazıyor zaten, bu kitabın bir harfi bile bozulmaz, hem Allah’ın korumasındaki bu ayetlerin taşınmaya ihtiyacı yok ki, bizzat O’nun korumasında…

– Şimdi ben size bir kitap versem içine de yazsam; bu kitap bozulmamıştır, korunmaktadır diye… Akıldan bahsettiniz ya ondan soruyorum! Kitabın dışından bir delil yok mudur? Hem bu kitap havadan kendi kendine mi indi, 1400 yıl geriden buraya ışınlandı mı? Yoksa siz mi zamanda yolculuk yapıp oradan gidip aldınız? AKLA HAKARET olmasın diye tekrar sorayım dedim. Bir de bu peygamberin (SAV) hadisleri yani sünnet varmış, hani Kur’an’da diyor; “Rasulüme uyun ki Ben de sizi seveyim”  ya, “Alemlere Rahmet” olana nasıl uyacağız?

– Yahu hiç şüphe edilmez Kur’an’dan, elbette insanlar taşımış getirmişler, ancak bu kitap Allah’ın korumasında olduğu için dokunamamışlar, ancak hadisler uydurup kendilerine makam vermişler. Peygamberimiz Kur’an’ın dışında hareket etmemiş ve konuşmamış, “o hevasından konuşmaz”, ayetle sabit, o yaşayan Kur’ân’dır. Kur’an’dan başkasına ihtiyaç yoktur. Kafanı karıştırma hiç, aradığın herşeyi Kur’an’da bulursun…

– Durun, size somut bir delil vereyim de bir kenarınızda dursun. Sorulunca bu cevapla tatmin edici olursunuz. İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde bulunan bir Kur’ân nüshasının (yüzyıl önce Topkapı Sarayından getirilmiş [çalınmış]) bilim adamlarının yaptığı karbon testi ile yaklaşık 1400 yıllık olduğu anlaşıldı. Medyada da yer aldı, bu bir harfi dahi değişmediğini bugünkü hali ile kıyaslandığında net anlaşıldı. Bu Allah, kitap olan Kur’an’ı koruyabiliyor da yaşayan Kur’ân olan ve uyun dediği alemlere rahmet olanı koruyamamış yani! Bu insanlar hem Kur’an’ı saf ve duru ve bozmadan sadakatle taşımış, hem hadis uydurarak fitne mi çıkarmışlar yani? AKILDAN BAHSETMESENİZ HİÇ SORMAZDIM bunları…

– Kafan çok karışmış senin, Allah ile aramıza perde koymamalıyız. Din ile ilgili, hayat ile ilgili herşey bu kitapta…

– Sizinle konuşana kadar çok netti aslında! Şehadet dediniz, ikinci cümlesini katlettiniz… Peki, namaz kılıyorsunuz mesela, Kur’ân’da baktım nasıl kılınacağını tarif etmiyor, siz neye göre kılıyorsunuz?

– Kur’ân’da olmaz olur mu, sabaha doğru, akşam, gecenin bir vakti, güneş tepedeyken vs. ayetlerle 5 vakit yazılı, usulca tesbih edin diye de yazıyor, tarif ediyor üstelik.

– Hayır, kıraat, rüku, secde, kaç rekat olduğu, nasıl duracağını, hangi duaları ya da âyetleri okuyacağını yazmamış. Oysa camilerinizde 14 asırdır uygulanan bir şekli var, bunun delilini soruyorum!? Tahiyyat diye otururken okunan birşey var mesela o Kur’ân’da yok. Madem sadece Kur’ân diyorsunuz, Kur’ân müslümanlığı diyorsunuz, aklınıza hakaret ettirmeyin diyorsunuz. Ben de delili nerede diye soruyorum? Banyoda ya da amuda kalkarak mı kılmalıyım namazı, sırt üstü ya da yüzüstü yatarak mı?

– Edeplice yaklaşın diyor Kur’ân, nasıl kılındığı Hz. Adem’den İbrahim’den beri hep bilinir. Biz de onlara uyuyoruz. Kaç rekat ve şekli sana kalmış, uydurulmuş şeylerden uzak durun yeter. Kabul edecek olan ise Allah’tır. Teravih veya nafile diye bir sürü olmayan namaz uydurulmuş! Namaz İslâmdan önce de vardı mesela. Kanada hahambaşılığı yapan Ben Abrahamson var, onun namaz kitabına bakın, musevilerin yatsının rekat sayısı hariç Müslümanlar ile namazının aynı olduğunu görürsünüz. İbrahim peygambere de namaz verildi, peygamberden peygambere geçti namaz, tâ ki Muhammede ve sonrasına asırdan asırda nesilden nesile yahudiler taşıdılar namazı.

- Öyle bir anlattınız ki İslâmın düşmanı olduklarını dünyanın bildiği yahudiler Müslümanlara namazı anlatmış ve öğretmiş sanıyor insan. Bahsettiğiniz adamı tanıyorum 11 Eylül sonrası Amerikanın FETÖ üzerinden devreye soktuğu dinler arası diyalog projesi kapsamında akademik çalışmalar yapan ve geçenlerde şu deli raporu olup kendini mehdi ilan eden Adnan Oktar’ı ziyaret eden kişi. Duyan da mitolojik bir kahramandan bahsettiğinizi sanacak. Yani referansınız bu mu? Hem madem her şey Kur’an’da var ve Kur’an YETER ve başka kitap okuma diyorsunuz. Peki neden siz onlarca kitap yazıyorsunuz?

- Hadi ya tanıyor musunuz? Biz Kur’an’dan başkasını yazmıyoruz ki, öyle Kur’an’dan başka mucize ya da keramet de yoktur. Var diyen de uyduruyor(!) baştan ikaz edeyim sizi.

– Bakın ben bir denizciyim. Kur’ân’da binler mucize var, ancak hiç deniz görmemiş biri, yani Muhammede (SAV) inen bu kitapta denizcilerin bile yeni öğrendiği şeyler yazılı. Geleceğe yönelik haberleri vermesi bir yana, bizzat görülen mucizeler (miraç vs.) anlatılmış. Bugün NASA, ayın ikiye ayrılıp birleştiği izleri bulmuş, gizliyor. Dünyadaki tüm denizciler sizin bu Üsküdar’da bulunan Hüdai yolunu bilirler, korumalı bir alandır ve fırtınalar kopsa, orada rüzgar esmez, bir damla yağmur düşmez. Fizik kanunlarına aykırı şeyler keramet ise, kimsenin inkâr edemeyeceği yüzyıllardır süre gelen bir keramet değil mi bu? Aziz Mahmut Hüdai bir evliyadır o halde.

Dünya daha düz mü, yuvarlak mı bilmediği bir zamanda bundan 600 yıl önce Bursa Ulucami’nin minberine kainatı çizenlerin uzay araçları mı vardı? Ha bir de sizin bir Reis’iniz var, yok yok Erdoğan değil… Piri Reis, dünyadaki kimsenin nasıl yaptığını çözemediği haritasıyla meşhur. Hani uçağı ve sonar aletleri keşif araçları mı vardı onun? İyi ki bunları daha önce araştırmışım da İbn-I Sina, İbn-I Haldun, Harezmi ve Farabi gibi Akşemseddin gibi Veli kişilerin kerametlerini sizden önce öğrenmişim.

Yaşayan Kur’ân’ı yaşamayıp, Kur’ân’dan sadece meali ile ne anlarsak onu mu yaşayacağız?

Anlayamadığımız yerde uydurmak serbest mi? Mucizeye karşı çıkmanız acizliği kabul edemeyişiniz ve kibrinizden mi?  Benden önce siz şehadet getirin de, ikinci cümleyi sözde bırakmayıp hayata geçirin lütfen.

Kendinizden başka herkesi makam iftirası ile yaftalarken, hepsinin üstünde bir alim, bir hoca, bir müslüman olarak ilan ediyorsunuz. Akla hakaret diyor, ancak akla bizzat siz hakaret ediyorsunuz. Neden okuduğunuz okulda üniversitede hocanızı oturtup siz ders vermediniz? Böylesine sadık, ve sünnet ile yaşayan asil bir silsileye tavrınız, yücelere ulaşmaya çalışan cücelerinki gibi, havaya tükürüyorsunuz. Dönüp geldiği adres belli. Haketmediğinizi de kimse söyleyemez herhâlde! Aman, siz kimseye tebliğde bulunmayın! Ben sizi ve siz gibileri dünyaya ilan edeyim ki, başkalarının aklına da hakaret etmeyin, çarpık ve yamuk güdümlü ifadelerinizden korunsun “ümmeti davet”…

– Hep cahiller(!) beni buluyor, sen git zaten! Akıllı olan, aklını bana verip dikkatle dinleyecek olan, nasibi olan gelsin. Peh!..

– Allah ile aranıza kimseyi almayın derken, kendinizi araya sokup, 1400 yılı tarihten silip, yüzlerce hadis alimi ve hafızlara türlü hakaretler ediyor, uydurulmuş din diyorsunuz!  Fizik kanunlarına karşı çıkıyor, Kur’an’a havadan zembille inmiş muamelesi yaparak indirilmiş din diyorsunuz! Demek sui ulema diye duyduğum hadis buymuş. Sizden önce Kur’an’ı okuyup biraz soruşturmasam, ne uyduruk bir din bu(!) deyip dönerdim muhakkak. Allah sizden sadece ümmeti daveti değil, ümmeti icabet olan Müslümanları da korusun…

UYDUR-MA

- Evet bundan yüzyıl kadar önce Topkapı sarayından çalınan kutsal emanetler arasında şu anda Oxford Üniversitesinde olan bir Kur’ân nüshası var.

- Bu öyle sıradan bir nüsha değil. Bilim adamlarının uyguladığı karbon testi ile yaklaşık 1400 yıllık olduğu anlaşılan ve daha da önemlisi bugün mevcut Kur’ân nushası ile bırakın harf nokta bile DEĞİŞİKLİK OLMAYAN bir nüsha.

- İşte bu delil, hem Kur’an’ın iniş tarihinin, hem de hiç bozulmamış olduğunun ve hem de İslamoğlu tayfasının Kur’ân’ı günümüze taşıyan silsile hakkında attığı çamurların İFTİRA olduğunun SOMUT DELİLİDİR.

- Bu bilgiyi Kur’ân Müslümanlarının eline yalanlarını değiştirsinler diye vermiyorum elbette..

- Bugün hadislere uydurma hadisler eklenmiştir diyerek 300 yıl kadar önce Arabistan'da İngiliz ajan Feller'in bizzat yerleştirdiği uydurmaları referans yapıp tahrife kalkan bu tayfa, bir sonraki aşamada aynısını Kur’ân için yapmaya çalışacak ve UYDURMA ÂYETLER EKLENMİŞ diyerek nefse ağır olup işlerine gelmeyen âyetleri inkâr etmeye kalkışacaklar.

- En nihayet "Bazı âyetler tarihseldir, DEĞİŞMESİ gerekiyor!" demeye başladılar bile!..

- Peki Oxford Üniversitesi’ndeki delilden haberleri yok mu?

- Var elbette ama misyonlarına ters ve aleyhlerine delil olduğu için şimdiye kadar zikretmediler..


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Demir 2017-10-30 12:28:44

Hocam yüreğine sağlık.

Avatar
mevlüt bayrak 2017-10-30 10:17:51

anlamadığın yerde uydurmak serbest .harikka bu tayfayı fazla ciddiye almamalı,zira amaçlarından biri de bu kendilerine sataşılmasını istıyorlar.

Avatar
murat barış 2017-11-02 23:03:50

Allah insanları sadece Kurandan sorguya çekeceğini bildirmiştir ve ayetlerinde Kuran yeterlidir demektedir. Siz buna rağmen Kuran dışında din hükümleri arıyorsunuz. Allah eğer peygamber Kuran dışında kendin bir şey söylersen senin şah damarını keserim diye tehdit ettiği ayetini okumamışsınız sanırım. Peygamberimiz sav, zaten böyle bir şirkin içine düşmez. Müşrikler peygamberimize gelip bu Kuranı değiştir dediğinde, güneşi ayı elime verseniz yapmam demiştir. Hadisler elbette vardır ama Kurana uygun olanları, geçerlidir. Peygamberimizin sünneti Kurandır ve Kuran dışında dine bir hüküm veremez ve vermemiştir. Allah böyle yapanların zalimler olduğunu bildiriyor. Ayrıca Kuranda secde, rukü, kıyam kelimeleri vardır, bu namazın kılınış şeklidir. Bir şey Kuranda varsa vardır, yoksa niye yok denmez, eksik denmez, yoksa sorumlu değilsindir. Helal ve haram sadece Kuranda yazılanlardır, bunun dışında helal haram uydurmayın diyor Allah. İslam Kuranda anlatılan dindir, Kuranın dışına çıkan müşrik ol