Kur’an, insanlığa hidayet rehberi olarak ve kalplerdeki hastalıklara şifa olması için gönderilen ilahi bir metindir. Hidayet rehberi olarak Kur’an’ın, insani duruma yani yaşanan hayata sürekli hitap etmesi gerekmektedir. Kur’an, hidayet rehberi işlevini ancak hayata ve insana hitap etmesiyle yerine getirebilir. Kur’an’ı, hayat ve insanlık durumuyla ilişkilendirecek olan insanın kendisidir. İnsan, akılla, bilgiyle ve hikmetle sürekli olarak Kur’an’ı insanlık durumuyla ilişkilendirmeli ve Kur’an’ı, tecrübe ettiği insanlık durumu ışığında anlama çabası içinde olmalıdır.

Her kişi, Kur’an’ı kendi özgün şartları ve ihtiyaçları ışığında içinde bulunduğu insanlık durumuyla ilişkilendirebilir ve bu çerçevede anlayabilir. Her kişinin, Kur’an’ı kendi insanlık durumu bağlamında anlamaya çalışması, onun insani hakkıdır. İnsani durumların farklılığından dolayı kişilere, çağlara ve toplumlara uygun şekilde yapılan Kur’an yorumlarının farklılık göstermesi çok doğaldır. Kur’an metninin tekliği olgusu gerçek olduğu gibi, Kur’an metnini yorumlama alanındaki çoğulculuk da doğal bir gerçekliktir. Kur’an yorumu alanındaki çoğulculuğun hiçbir şekilde budanmaması, ortadan kaldırılmaması ve tekilleştirilmemesi lazımdır. Önemli olan Kur’an’ın dinamik ve çoğulcu bir şekilde sürekli olarak insani durumla ilişkisinin devam ettirilmesi ve Tevhit mesajının insani tecrübeye hidayet rehberi olarak işlev görmesinin sağlanmasıdır.

Kur’an, canlı bir şekilde hayata ve insana hitap etmektedir. Belirli bir kişinin, grubun veya toplumun sınırlı bir zamandaki Kur’an yorumunu, Kur’an’ın üstüne çıkarmak mümkün değildir. Yorumlar ve anlayışlar gelip geçicidir, kalıcı olan Kur’an’dır. “Zaman ihtiyarladıkça gençleşen Kur’an” mesajının canlı ve dinamik bir şekilde yorumlanması lazımdır. Kişilerin ve grupların kendi yorumlarını, Kur’an vahyinin önüne geçirmeleri ve asli referans haline getirmeleri, kişinin ve toplumun Kur’an’a, Allah’a ve insanlığa yabancılaşmasına ve yozlaşmasına neden olmaktadır.

Kur’an hakkında söylenilen her şey, insan tarafından söylenmiştir. İnsan ürünü olan her eser ve yaklaşım, tartışılmalı, konuşulmalı, sorgulanmalı ve aşılmalıdır. İnsan ürünü bir eserin veya yaklaşımın kutsallaştırılması veya Kur’an’ın en otantik ve yetkin yorumu olarak sunulması, o yapay eserin veya yaklaşımın hakikatin ve hidayetin ölçüsü haline getirilmesi anlamına gelmektedir. Hiçbir insani eser veya yaklaşım, hakikatin ve hidayetin ölçüsü haline getirilemez. Kur’an’ın hidayet rehberi olma misyonu, beşer ürünü yapay hiçbir esere transfer edilemez. Hidayet ve hakikat konusunda yol gösterici olan sadece Kur’an’dır.

Kur’an’ın asli referans olmaktan çıkarılarak onun yerine kendisini ikame eden, kendi eserlerini doğrunun kendisi, kendilerini hakikatin elçisi olarak lanse eden kişi ve gruplar sürekli olarak türemektedir. Kendi görüş ve kaynaklarını doğrunun mutlak referansı haline getirenler, Kur’an ve İslam adına toplumda hegemonik yapılar oluşturmaktadırlar. Tarikat veya cemaat gibi yapılarla, imam, şeyh, seyda veya kutup gibi adlarla kendi etraflarında hegemonik merkezler ve yapılar oluşturanların, Kur’an’la, İslam’la ve insanlıkla hiçbir ilişkileri ve ilgileri bulunmamaktadır. Kendilerine hizmet hareketi diyen veya kutup denilen şeyhlerin peşinden giden farklı yapıların, Kur’an yerine geçirdikleri alternatif zihniyetlerle büyük sosyal kontrol alanları oluşturduklarını tecrübe etmekteyiz. Kur’an’ın amacı, insanlar arasında hakimiyet alanları oluşturmak değildir. Kur’an’ın amacı, hidayet rehberi olmaktır.

Kur’an canlı ve dinamik bir hidayet rehberidir. Kur’an ahlakını canlı bir şekilde hayatında gerçekleştirmiş örnek bir model vardır. Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz, ahlakı Kur’an olan paradigmatik bir modeldir. Kur’an ve Rahmet Peygamberi modelini birbirinden ayırmak mümkün değildir. İlahi olan Kur’an metni ile insani olan Rahmet Peygamberi modelini birlikte anlamalıyız. Kur’an veya Hz. Peygamber modelinden birini diğerine tercih etmek diye bir şey söz konusu olamaz. Kur’an’dan Hz. Peygamber modeline, Hz. Peygamber modelinden Kur’an’a giderek hayatımızın ahlak, akıl, hakikat ve hidayet doğrultusunda gelişmesini sağlamalıyız.

Kur’an, hayatla bütünleştirilmesi gereken sahih hidayet rehberidir. Hayatımızı sürekli olarak Kur’an çerçevesine taşımalıyız ve değerlendirmeliyiz. Hayatımızı Kur’an’ın rehberliğine taşıdıkça Kur’an’la dolu hayat, hayatla dolu Kur’an hakikatini tecrübe etme imkanımız olacaktır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.