Küresel sistem kavramının muhtevasının belirsizliğinden dolayı, onun etrafında dünyanın mevcut durumunu basit ve popüler bir şekilde izah etmemize yarayan birçok komplo teorisinin geliştirilmesine neden olmuştur. Küresel sistem, çoğu zaman Yahudilerin dünyayı yönettiği ve kontrol ettiği mevcut dünya sistemi olarak anlaşılmaktadır. Yahudilerin büyük bir ekonomik ve siyasal güce sahip olmalarından hareketle Yahudilerin, Amerika, Rusya, Çin ve İngiltere başta olmak üzere bütün dünya ülkelerini idare ettiği, Yahudilerin kontrolü olmadan dünyada yaprağın bile kıpırdamadığını iddia eden teoriler sürekli olarak üretilmektedir. Dünyada olmuş, olan ve olacak her şeyi Yahudi komplosuyla açıklayan bu yaklaşım, Ortadoğu coğrafyası dahil birçok yerde desteklenmekte, yaygınlaşmakta ve savunulmaktadır. Dünyanın karmaşık, içinden çıkılmaz büyük sorunlarını tek bir grup üzerinden açıklamak ilk başta çok cazip bir seçenek gibi gözükmektedir. Ancak Yahudilerin Bilderberg, Rockfeller ve Rotshcild gibi aileler ve kurumlar üzerinden gizli bir dünya devleti kurdukları ve bu devletin perde arkasından dünyadaki her şeyi idare ettiği yaklaşımı, zihni körleştirmektedir. Dünyanın mevcut durumunu Yahudi komplosu gibi tek yanlı yaklaşımlarla izah etmek yerine çok kapsamlı ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, tarihsel ve diplomatik dinamiklerle izah eden akademik, entelektüel ve akli açıdan derinlikli açıklama tarzlarına ihtiyaç vardır.

Küresel sistem dediğimiz kurgu, Amerika ve uluslararası şirketlerin kontrolünde dünyada kurulmaya çalışılan ekonomik tahakküm düzenidir. Mevcut küresel sistemin ekonomik işleyişi 1944 yılında yapılan Bretton Woods konferansıyla belirlenirken, sistemin siyasal ve uluslararası ilişkiler boyutu ise 1945 yılında yapılan Potsdam konferansında dizayn edilmiştir. İkinci Dünya Savaşının ve Soğuk Savaşın bitmesinden beri dünyada değişmeyen tek aktör, Amerika’dır. Amerika doları dünya ekonomisinde rezerv para olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Dünya altın rezervlerinin yarıdan fazlası Amerika’nın kontrolü altındadır. Japonya, Amerika ekonomisini finanse etmek ve açıklarını kapatmak görevini sürdürmektedir. Ortadoğu ve Avrupa üzerindeki politik ve askeri hakimiyetini devam ettiren Amerika, NATO yoluyla dünya sisteminde etkili bir askeri müdahale sistemine sahip bulunmaktadır. Soğuk savaş bitmesine rağmen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki beş daimi devletin statüsünün değişmemiş olması, Amerika hegemonyasındaki küresel sistemde aktörlerin kim olduğunu net olarak ortaya koymaktadır. Amerika, Rusya ve Çin’le küresel sistemde var olan Ortadoğu ve Çin Denizi-Tayvan gibi sorunlar yaşamasına rağmen, küresel düzenin patronluğunu ve jandarmalığını sürdürmeyi devam ettirmektedir.

Ekonomik özgürlük ve refah vaadiyle serbest ticaret, fiyatların piyasa şartlarında belirlenmesi, özelleştirme, ve devletin ekonomiden çekilmesi gibi ilkelerin işlemesini vaat etmesine rağmen, dünyadaki ekonomik düzen özgür, demokratik ve katılımcı bir şekilde işlememektedir. Küresel düzenin teorisi ile pratiği tamamen birbirinden farklıdır. Dünya ekonomik sistemi, uluslararası şirketlerin ve Amerika’nın çıkarlarına göre işleyen bir mekanizmadır. Başka bir ifade ile küresel düzen Amerika’nın korumasında olan bir küresel haramiler iktidarıdır. OECD, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Ticaret Örgütü, küresel ekonomik düzenin ana ayaklarını oluşturmaktadırlar. Küresel zengin güçlerin kontrolünde olan kulüpler niteliğindeki uluslar arası ekonomi kuruluşları, dünyadaki sermaye hareket hareketlerini kontrol etmektedirler.

Yeni emperyal çağda dünya düzeninin patronu uluslararası şirketlerdir ve dünya düzeninde devletlerden ziyade küresel şirketlerin çıkarları esas alınmaktadır. Amerika, dünyada kendi ulusal ekonomik çıkarlarıyla beraber küresel şirketlerin ekonomik çıkarlarını da muhafaza etmekten sorumlu olan güç durumundadır. Uluslar arası şirketler, Amerika üzerinden dünya ekonomik sistemini kontrol etmekte ve yönlendirmektedirler. Birinci ve İkinci Dünya savaşlarından sonra Amerika, dünyadaki bütün ekonomik düzeni kontrol edecek ve yönlendirilecek güce kavuşmuştur. Tek bir devletin, bütün dünya ekonomisine tek başına hükmedebilecek güce ulaşması, dünya tarihinde bir ilki oluşturmaktadır.

Uluslararası şirketlerin ekonomik çıkarlarının korunmasını ve Amerika’nın hakimiyetini esas alan küresel düzen, istikrar ve güvenliğe sürekli olarak vurgu yapmaktadır. İstikrar ve güvenlikten kastedilen şey, Amerika ve uluslararası şirketlerin dünya üzerindeki ekonomik çıkarlarının korunmasıdır. Kendisinin ve uluslararası şirketlerin ekonomik çıkarlarını korumak için Amerika, istikrar ve güvenliği sağlama maskesiyle Latin Amerika’ya, Afrika’ya, Asya’ya, Ortadoğu’ya ve dünyanın diğer bölgelerine sürekli olarak askeri müdahalelerde bulunmaktadır. Amerika, askeri gücünü dünyada yaygınlaştırmakla kalmamış, uzayı da tamamen militaristleştiren güç konumundadır.

Küresel sistem, Amerika gibi bir baş jandarmasını sert askeri güç olarak kullanırken, aynı zamanda terörizmi de çıkarlarının korunması için kullanmayı kendisi için meşru bir durum olarak görmektedir. Başka bir ifadeyle küresel zenginlerin refahı için terör, vazgeçilmez bir araç konumundadır. Mevcut dünya sistemi, sürekli olarak şiddet ve terörü organize ederek varlığını garanti altına almayı amaçlamaktadır. Dünyanın bütün bölgelerinde var olan terör ve şiddet hareketlerinin arkasında Amerika ve uluslararası şirketler vardır. Terörizm, küresel sistemin bir icadından başka bir şey değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ekrem Sisalan 2018-06-12 22:19:25

doğru söze ne denir.