Küresel Sermaye tarafından desteklenen ve kimsenin beklemediği bir büyüme ile ABD’yi yakalayan Çin, milli ekonomiye dayalı ülkeler ve diğer unsurlar için tehdit olmaya başlamıştı. Bunu ulusal sermayeye tehdit kabul eden devletler gelecekte daha da büyüyecek bu ‘tehdite’ karşı nasıl önlem alacaklarını tartışıyorlar. Bu sebeple bir yandan ulusal sermayeyi destekleyenler, diğer yandan küreselciler dünya ekonomisinin dümeninde olmak için inanılmaz bir mücadele veriyorlar.

Küreselciler ve milli sermayeyi kaptırmak istemeyen ulusalcılar arasındaki mücadele “helalinden” yürümüyor, tam aksine bütün hile ve dalavere ile süren bir mücadele var ve biz de ülke olarak bu kavganın ortasındayız. Bu yüzden içimizde siyasetçi, sanatçı, iş çevresi gibi toplumsal karşılığı olan kişi ve örgütlenmeler bu güçlerin bilinçli ya da bilinçsizce sözcülüğünü ve kimi zaman da tetikçiliğini yapmaktadırlar.

CHP ve milletvekili Öztürk Yılmaz da bunlardan. Adı geçen şahıs, 2014’te Musul Başkonsolosu iken DAEŞ tek kurşun atmadan Musul’u işgal ediyor ve bizim konsolosluğumuzu işgal edip konsolosluk çalışanlarını derdest ediyor. Kendisini “Muhasebeci Kenan”, ama koruma görevlisi olan çalışanını da Başkonsolos olarak tanıtan “Kenan Bey”, diplomatik ahlakı, haysiyet ve vatan görevini ayaklar altına alıyor. Aynı muhasebeci! şahıs bir de para konusunda “CHP’liliğini” konuşturuyor. En önemli anlarda, lazım olduğu yerde, konsolos olarak yerine ikame ettiği güvenlik görevlisinin hayati bir zamanda istediğinde olmayan bu para DAEŞ isteyince 1 milyon 2 yüzbin USD olarak var oluyor.

Bugün o şahıs, DAEŞ’e karşı Fırat Kalkan’ında da, Cerablus, Zeytin Dalı’nda da bizim yanımızda çarpışan, askerlerimize ölümüne yardım eden ÖSO’ya -aslında kendisi gibilerini tarifte kusursuz- küfür ve hakaretler ederek saldırıyor.

Hemen belirteyim ki adı geçen kişi milletimizin göstereceği tepkiden çekinip TSK’ya kötü söz söyleyemeyeceğinden ÖSO’ya saldırıyor. Çünkü söz konusu kişi ve partisinden pek çokları için Fırat Kalkan’ından Zeytin Dalı’na kadar beklenmedik bir durum ortaya çıktı.

CHP, Fırat Kalkanı’nda da Cerablus’u temizleme sürecinde de Zeytin Dalı harekatında da askerlerimizin ağır kayıplar vereceklerini, her gün yurda 20-30 şehid cenazesinin geleceğini, bu sebeple oluşacak toplumsal infiale dayanamayacak olan Recep Tayyip Erdoğan’ın çok puan (kim bilir belki de koltuğunu) kaybedeceğini düşünmüşlerdi.

Bunların yaşanacağını bekleyen CHP kendisi için de; “Biz baştan beri ne dedik? Suriye, Ortadoğu bataklığında ne işimiz var dedik” ve “CHP Türkiye’yi bu bataklıktan çıkaracak tek güçtür” diyerek 72 yıldır milletin vermediği iktidar emanetini Esad, ABD, PKK, YPG sayesinde alacağını hesaplamıştı. Böyle korkunç bir şeyi istemek, düşünmek için ancak bu CHP’ye yönetici olmak gerek.

Bütün dünyanın terör olarak görmediği, Soçi’de masada olan ÖSO’ya bu hakaretlerle saldıranların Türkiye düşmanlığı dışında bir amaçlarının olmadığını düşünmek bizi üzüyor olsa da işin gerçeği ile yüzleşmemizde fayda var.

CHP FETÖ partisine dönüştü. Kaset darbesi ile genel başkan olunca maddi, manevi her şeyiyle FETÖ’ye biat eden Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ ağzı ile konuşmak zorundadır. FETÖ’nün yuları ABDnin, Kılıçdaroğlu’nun yuları da FETÖnün elinde, FETÖ de yuları dilediği yöne çekiyor.

Yapılacak bir şey yok, gerisi yargının işi.

Hoş ben Kemal’in adamlarını, vatana ihanet kılıcı çektiği için yargılayamam.

Bunun gereğini bu millet sandıklarda yapacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624