Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK), Esad güçlerinin Doğu Guta’nın Duma ilçesinde gerçekleştirdiği kimyasal saldırılar nedeniyle acil toplandı. Rusya’nın ‘uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditler’ nedeniyle yaptığı toplanma çağrısına küresel aktörlerin neredeyse tümünden destek geldiği gibi aynı zamanda saldırılara yönelik yüksek perdeden itirazlar, kınamalar da yükseliyor. Suriye’deki savaşın hikâyesini bilmiyor olsa idik küresel sistemin başat aktörlerinden yükselen bu itirazları insanlık için önemli ve anlamlı bulabilirdik. Lakin 15 Mart 2011’de Dera kentindeki gösterilerle başlayan süreç dünya kamuoyunun gözleri önünde yüzbinlerce ölü, milyonlarca mülteci biriktirdi. Zamana yayılan şekilde milyonlarca insanın küresel hesaplar ağında nasıl görünmez bir detaya, nasıl basit bir istatistiki veriye dönüştüğünü gözlemledik. Toplanan BMGK’dan bir şey çıkmayacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. ‘Dünya beşten büyüktür’ itirazı şayet BM’nin işlerliğinde beş daimi üyenin yanına başka ülkelerin eklemlenmesinden öte anlayış, yapı ve işleyiş değişimini içeriyorsa ve şüphesiz bu çıkış anlamını ve önemini bundan alıyorsa mevcut düzeneğin farklı pratikler üretmeyeceğini-üretemeyeceğini görmek durumundayız.

Küresel ölçekte varlığını devam ettiren şeyi bir anomali durumu olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Olan, olması gereken olduğu için olmuyor elbette. Olan, yapılıp edilenlerin veyahut yapılıp edilmeyenlerin doğal neticesi olarak önümüzde. Çağdaş dünyanın önemli düşünürü Garaudy ‘Hitler yol kazası değildi’ veya ‘atom bombası bulutu Hiroşima üzerinde değil bilim üzerinde dolaşıyor’ tespitlerini yaptığında ‘nasıl olur!’, ‘bu da olur mu?’ tarzı tepkilerimizin gerçekliğe uygunsuzluğunun altını çiziyordu. Yürürlükteki düzeneğin kodifikasyonunda içkin olan şeyin dışarı taştığını dolayısıyla samimi ve sonuç alıcı bir tavrın bu kodifikasyona, bu sistemik ahvale odaklanması gerektiğini dile getiriyordu. Yürürlükteki yapıyı genetik kodlarıyla muhafaza edip sonuçlarının farklı olmasını beklemek başkalarını kandırmaya dönük bir operasyon değilse tam anlamıyla kendini kandırmaktır.

Yüzbinlerce cana, milyonlarca mülteciye neden olan süreğen bir vahşete tepkisiz kalan hatta çoğu yerde bu vahşete yol verenler her kesiti trajik olan çatışmanın anlık bir kesiti üzerinden hümanist bir icrada bulunuyorlar. Esad’ın en büyük koruyucusu Rusya toplanma çağrısının ardından ABD, Fransa, İngiltere gibi pek çok küresel aktörden de çağrı geldi. Küresel düzenin yabancılaşmasına ilişkin ilginç bir gösterge bu. Yedi yılı aşkın süredir devam eden vahşeti beslemek sıkıntı olmaz iken Duma’da öldürülenler seni rahatsız ediyor! Bunu söylemek Duma’da yaşanan vahşeti görmezden gelmek olarak anlaşılmasın sakın. Duma’da yaşananların büyük bir insanlık suçu olduğu açık. Ama yedi yıldır peyder pey ölüme mahkûm edilmek de insanlık suçu. İnfial yaratan tekil hadiselerin gündelik rutinimizin istisnai vakaları olduğu yanılsaması ile yaşamaya devam ediyoruz. Egemen güçlerin böyle davranmasına, küresel ilişki ağının böyle şekillenmesine şaşırmıyoruz. Oysa istisnai görüp vaveyla kopardığımız şey akıp giden gerçekliğimizin anlık bir kesitinden başka bir şey değil. Bir yol kazası değil, işlerin ters gitmesi dolayısıyla başımıza gelen bela değil, anlık bir ihmalden dolayı maruz kaldığımız afet değil!

Dolayısıyla samimi ve sahici bir hassasiyet ancak ölüm ve vahşete kaynaklık eden rutini hedef aldığında anlam kazanacaktır. Aksi durumda yüzbinlerin ölümünü ve milyonların ölümle burun buruna yaşamasını olağan karşılayıp cesetleri kıyıya vuran Aylan bebek tarzı örnekler üzerinden hümanist kabarmalar rutini besleyen ikiyüzlülük olabilir ancak. BMGK üzerinden şahit olmaya çağrıldığımız teatral gösteri bu ikiyüzlülüğün en kurumsal durumlarından birisi. Ölümlerin, savaşların, insanlık suçlarının infial yarattığı bir ‘insanlık durumu’ özlemimiz, beklentimiz söz konusu ise o zaman ‘dünya beşten büyüktür’ sözünün ima ettiği artalana dair anlayışımızın, kavrayışımızın ve amelimizin olması gerekiyor. ABD’nin küresel ölçekte ne halde olduğunu, ne tür işler çevirdiğini ayağa kalkan her mazlumun yerli müstebitlerin yanına ABD’yi koymasından biliyoruz. Acil toplanma çağrısı yapanlardan Fransa’nın son günlerde Suriye’de almış olduğu pozisyon apaçık önümüzde duruyor. Bin bir umutla güç bela Fransa’ya kendisini atabilmiş mültecilerin yaşadıkları ibretlik hadiseler bile BMGK’nın ancak Orwell’ın 1984’ünde karşımıza çıkan Hakikat Bakanlığı gibi bir işlev taşıyabileceğini gösteriyor. Daha geçen gün Fransa’yı sığınmacı ve göçmenlere barınak, su sağlamadığı için kınayan BM uzmanlarının açıklaması ajanslara servis ediliyorken Fransa’nın Suriye halkı için BMGK’yı acil toplantıya çağırması izah edilebilir mi?

Bütün bunlar bir taraftan mevcut gerçekliğimizin yabancılaşmışlığına delil teşkil ederken aynı zamanda olası bir çıkış yolunun koordinatlarını da bize sunmaktadır. Mevcudu muhafaza ederek mutlu yarınlar düşlemenin anlamsızlığı ortadadır. Cari düzen ve kurumsal yapı başka bir hayalin gerçekleştirilmesi için değil şu an yürürlükte olanın muhafazası ve müdafaası için var. Dolayısıyla bu gerçekliği görmek ve aşmaya dönük bir uğraşı içinde olmak temelde rutini, rutine can veren anlayışı, ilişki ağını ve kurumsal yapıyı kapsayan bir eleştirelliği gerektiriyor.   Yukarıda belirtildiği üzere toplanma çağrısı yapanlar, çağrıya icabet edenler ve çağrının karşılık bulmasına şahitlik edenler olayın sıcaklığını almaya dönük küresel bir ayin icra edildiğini biliyorlar. Zira çağrı, çağrıya icabet ve ardından çağrı üzerinden toplanmaya şahitlik sürecinin neden bir şeye evrilmeyeceğini, neden küresel sistemin dengeler savaşında askıda kalacağını bilirler. İnsanlığa ölüm ve yıkım getiren küresel sistemin işleyişinden sürpriz çıkmaz. Zaten BM tarzı yapıların varlığı ve işleyişi de küresel ölçekte bir sürprizin olmamasını garanti etmeye matuftur denilse yeridir. Evet, başka bir dünya mümkün! Ancak başka bir dünya ancak kendi nefislerinde olanı değiştirmeyi başaranlar var ise mümkün olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.