Tarihi bir seçimi geride bırakarak yepyeni bir sisteme geçiş yaptık. Türkiye’nin yönetim sistemi artık her zamankinden daha güçlü. Dünyanın yeniden şekillenme safhasında Türkiye çok daha güçlü bir yönetim sistemi ve liderlikle gerek sahada ve gerekse masada var olacak. Bu varoluş sadece Başkan Erdoğan’a oy verenler için değil, 81 milyonun tamamının geleceği için önemli. Zira artık küresel oligarkların bugüne kadar rahat bir şekilde sızdığı ve operasyon çektiği “parlamenter sistem” yok!

Tüm bu değişim süreci yaşanırken, Türkiye dışarıya karşı yeni sistemi ile kendisini daha güçlü hale getirirken içerde Kürt seçmenlerin 24 Haziran’da nasıl bir tutum sergileyeceği ve ne yönde bir tercih ortaya koyacağı merak ediliyordu. Hatta birçok kamuoyu araştırma şirketi, 24 Haziran seçimlerinin belirleyicisi olarak “Kürtleri” gösteriyordu.

Peki, Kürtler ne mesaj verdi?

Sandıktan çıkan ilk mesaj doğrudan “Başkan Erdoğan” ile ilintili. Kürt seçmen Başkan Erdoğan’a “güven tazeledi” ve onu bir “sigorta” olarak gördü. HDP ile Demirtaş arasındaki makas ve HDP oylarının gerilemesi bunu açıkça ortaya koyuyor.

Birçok analistin gözden kaçırdığı diğer bir gerçeklik de Başkan Erdoğan’ın hem Doğu’da hem de Güneydoğu’da bölge bazlı sonuçlarda 1. çıktığıdır.

Başkan Erdoğan, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 52,30 ile 1. çıktı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de yüzde 49,11 alarak 1. çıktı.

Kürt seçmen, MHP-AK Parti ittifakını bir “tehdit” olarak algılamadı. Eğer bu ittifakı bir tehdit olarak algılasaydı kendi kabuğuna çekilir, buna karşı bir reaksiyon gösterirdi. Fakat sandıktan böyle bir sonuç çıkmadı.

Şimdi gelin 1 Kasım ile 24 Haziran seçim sonuçlarını karşılaştıralım:

Diyarbakır’da HDP 1 Kasım’da yüzde 71,32 iken 24 Haziran’da 65,60’e düştü. 1 Kasım’da AK Parti’nin Diyarbakır’da 2 Milletvekili vardı, 24 Haziran’da 3’e çıktı.

Van’da HDP 1 Kasım’da yüzde 64,26 oy alırken 24 Haziran’da yüzde 59,30’a düştü. AK Parti’nin Milletvekili sayısı 2’den 3’e çıktı.

HDP Şırnak’ta 83,23’ten 70,70’e düştü. Mardin’de 67,02’den 59,60’a, Batman’da 66,81’den 62,50’ye, Siirt’te 57,20’den 51,50’ye, Bitlis’te 48,60’tan 42,80’e Muş’ta 60,63’ten 48,80’e, Ağrı’da 66,80’den 62,40’a, Iğdır’da 51,72’den 43,50’ye Tunceli’de 54,85’ten 51,10’a düştü.

Herkesin gözünden kaçan başka bir şey daha paylaşmak istiyorum.

Seçim akşamı Türkiye haritasında Doğu tarafı mor renge bürünüyor gibi görünse de, herkes Doğu ve Güneydoğu’nun 1. partisini HDP zannetse de aslında durum öyle değil.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde AK Parti halen yüzde 42,06 ile 1. Parti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de AK Parti yüzde 39,60 ile 1. Parti.

Bölge bazlı değerlendirildiğinde AK Parti hem Doğu’da hem de Güneydoğu’da 1. Parti.

Ancak buna rağmen AK Parti’nin HDP’deki oy kayıplarından bir artış sağlayamadığını da söylemek gerekiyor. Van ve Diyarbakır’daki 1’er Milletvekili artışı daha çok o ildeki vekil ve seçmen sayısının artmasıyla ilgili. Söz gelimi Diyarbakır’da milletvekili sayısı 12 değil, 11 olarak kalsaydı, bu sonuçlara göre HDP’nin Milletvekili sayısı yine 9 olacaktı ama AK Parti’nin Milletvekili sayısı 3’ten 2’ye düşecekti. Van’da milletvekili sayısı 7 olarak kalsaydı HDP Milletvekili sayısını koruyacaktı ama AK Parti’nin Milletvekili sayısı 3’ten 2’ye düşecekti. Her iki ilde de Milletvekili sayısı nüfus oranına göre 1 artınca AK Parti’nin vekil sayısı da 1 artmış oldu.

AK Parti’nin HDP’nin oy kaybına rağmen oyunu artıramamasının birçok sebebi var elbette. Bunların başında teşkilatların halka karşı takındığı tavırlardan duyulan rahatsızlık ve Milletvekili listelerine karşı gelişen tepkiden kaynaklanıyor.

Şu tespiti yapmak mümkün.

Bugün HDP barajı yüzde 11 ile aştıysa bu biraz da AK Parti’nin “yapmadıklarıyla” ilgilidir!

Eğer AK Parti Doğu ve Güneydoğu’da üzerine düşen görevleri tam olarak yapmış olsaydı bugün HDP yüzde 8’lerde olur ve baraj altı kalırdı. AK Parti’nin 65 milletvekili daha olurdu ve tek başına 350’nin üzerinde Milletvekili çıkarırdı.

AK Parti, Doğu ve Güneydoğu’da gerek Kürt seçmene yönelik “söylem” bazında, gerek “aday profili” bazında ve gerekse “teşkilat” bazında kendisini tam olarak yansıtamadı. Biraz daha hassasiyet gösterip güçlü olabilseydi çukur siyasetinde kan kaybetmiş HDP’ye karşı ciddi üstünlük sağlayabilirdi. Tüm bunların yanı sıra AK Parti, “Suruç olayında” da iyi bir süreç yönetemedi ve yaşananlar bölgede dalga dalga yayıldı.

AK Parti’nin şunları bilmesi gerekiyor.

1-AK Parti’nin Kürt seçmendeki potansiyeli bugün sandıktan çıkan sonuçlardan çok daha yüksek.

2-AK Parti Kürt seçmen nezdindeki potansiyelin “sadece yarısını” oya tahvil edebiliyor.

3-Kürtler Başkan Erdoğan’a güveniyor. Bu güven ve inanç ilk günkü gibi tertemiz duruyor ve bu Kürt ve Türk ittifakının gelecek yüzyıla perspektif açması ve birlikte yaşam adına çok değerli ve kıymetli. Bunun üzerinde durmakta ve ciddi bir projeksiyon açmakta büyük fayda var.

HDP’nin ise şunları bilmesi gerekiyor.

1-Kürtler, kan, gözyaşı, ölüm, çukur, barikat istemiyor.

2-Kürtler, barış, refah ve huzur istiyor.

3-Kürtler, “ben senin mecliste olmanı istiyorum ama şiddetle arana mesafe koy” diyor. “Sana verdiğim krediyi şiddet alanında değil, huzur ve refah alanında kullan, yoksa seni 7 Haziran-1 Kasım arasında yaptığım gibi cezalandırırım” diyor.

Yeni dönem tüm Türkiye’ye hayırlı olsun.

Şimdi seçmenlerin verdiği mesajların gereğini yapma ve daha güçlü bir Türkiye’yi inşa etme zamanı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.