Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gireriz” dediği Afrin’e girildi. TSK’nın hava ve kara unsurlarının yer aldığı operasyona ÖSO destek veriyor. Beklenenden daha çabuk ilerleyen ve şu ana kadar başarılı sonuçlar alınan Afrin Operasyonuna “Zeytin Dalı Operasyonu” isminin verilmesi Türkiye’nin Afrin’e giriş sebebini ve beklediği sonuçları çok net ortaya koyuyor.

Operasyonun siyasi ve diplomatik ayağı kusursuz işliyor. Türkiye, ilk günden itibaren muhataplarına bu operasyona neden ihtiyaç duyduğunu detaylarıyla anlattı. ABD’ye defalarca PYD uyarısı yaptı. Terör uzantılarının sınırdaki varlığının Türkiye’ye etkilerini ve tehditleri belgeleriyle ortaya koydu.

Kuşkusuz Afrin Operasyonunun önemli ayaklarından birisi de “algı” yönetimidir!

Türkiye’nin bu operasyonun tüm evrelerinde iyi bir halkla ilişkiler faaliyeti yürütmesinde büyük fayda var. Zira mezkûr operasyonun sivillere yönelik bir operasyon olduğu, Kürt sivilleri hedef aldığı ve Kürtlere karşı etnik bir temizlik amacı taşıdığına yönelik manipülatif haberler yapılıyor, yanlış bilgiler veriliyor ve bağlamından kopartılarak disposable hale getirilmiş fotoğraflar servis ediliyor.

Algı çalışmasında birinci hedef Kürtler!

Başta PYD’ye fiilen destek veren ülke olmak üzere bazı ülke, örgüt ve organizasyonlar Zeytin Dalı Operasyonunun hedefinde Kürtler olduğunu ve dolayısıyla başta Türkiye Kürtleri olmak üzere tüm Kürtlerin bu operasyona karşı durması gerektiğini söylüyor ve bu minvalde algı çalışması yapıyor.

Oysa oluşturulmaya çalışılan algı ile olgu arasında büyük fark var!

Bu farkı ortaya koymak için gelin birlikte zaman tüneline girip kısa bir yolculuk yapalım...

Tarih 28 Mayıs 2015...

Suriye Ulusal Kürt Konseyi’nde siyaset yapan Mustafa Bekir’i dinliyoruz:

“Sınır kapısı bugün PYD'nin elinde olduğu için buradan gelen birçok malzeme de PYD üzerinden geçiyor. PYD orada bir karaborsa oluşturmuş. Bu yüzden bu malzemeler maalesef çok pahalı bir fiyata halka ulaşabiliyor. PYD, köyleri tek tek gezerek asker topluyor. Örneğin bir köyde 20 tane ev varsa diyorlar ki bu 20 evin ev için 4 kişi bizimle nöbete gelecek. Bu insanları çatışma çıkabilme ihtimalinin yüksek olduğu en uç bölgelere nöbetçi olarak gönderiyorlar. Üstelik bu insanların hiçbiri askeri eğitim almamış. Tüm bu baskılardan dolayı Kürt halkı buraları terk ederek başka ülkelere sığınmış durumda. PYD, herkesin kendi partisine tabi olmasını isterken halk, sadece bir partinin bekçiliğini yapmak istemiyor. O bölgede 11'e yakın parti bulunmakta ama PYD bunları kabul etmiyor ve herkesin kendisine biat etmesi için baskı yapıyor”

Şimdi biraz ileri saralım:

Tarih 4 Şubat 2016...

Suriye Kürt-İslam Cephesi lideri Abdullah El Kürdi’ye kulak verelim:

“Afrin'de, Kamışlı'da, Amude'de, Kobani'de sokağa dökülen Kürtler PYD tarafından katledildi. Kürt halkının Esed aleyhine gösteri yapması bizzat PYD tarafından yasaklandı. PYD kendini adeta maşa olarak kullandırttı. Şu anda muhalif Kürt halkı PYD tarafından Türkiye'ye, Irak Kürdistanı'na veya Avrupa'ya göçe mecbur ediliyor. Ancak kimse bundan bahsetmiyor. Kürt halkının değeri bu kadar ucuz mu? Suriye Kürtlerinin yaklaşık yüzde 80'i Suriye dışına göç etmeye mecbur edildi.”

Her şey gördüğünüz gibi...

Aradan aylar geçti. Yıl 2018 oldu.

Fakat PYD değişmedi.

Aksine Kürtlere karşı tavrını giderek sertleştirdi. Kendisi gibi düşünmeyen tüm Kürtleri ötekileştirdi.

Sözgelimi, defalarca peşmergeye saldırdı. Sadece 2012-2013 yılları arasında 20 üst düzey Peşmerge’yi öldürdü. Rudaw gibi medya organlarının yayın yapmasını yasakladı. Elinde tuttuğu bölgelerde tektipçi/totaliter bir anlayışla hareket etti.

Ne var ki, Kürtlerin temsilcisi olarak lanse edilen PYD’nin Suriyeli Kürtlerden aldığı destek hiçbir zaman yüzde 10’u geçmedi. Yani her 10 Kürtten 9’u bugüne kadar PYD’yi hiç desteklemedi.

PYD, Suriye’de kendisini desteklemeyen 750 bin Kürdü Türkiye’ye, 250 bin Kürdü de Irak’a sürdü.

Geleneksel Dindar Kürtlerden hazzetmeyen, Kürtleri değiştirip dönüştürmek ve Marksist/Ateist/Seküler bir pota içinde eritmek isteyen NeoKemalist bir PYD var bugün Suriye’de.

Tektipçi bir anlayışla “makbul Kürt” prototipi çizip geleneğinden, kültüründen ve dininden kopmuş, seküler yaşam biçimine sahip, Batı’nın hoşlanacağı bireyler yetiştirmeyi kendisine gaye edinen PYD’den en çok da Kürtler çekti.

Tüm bu nedenlerden ötürü Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtler Afrin Operasyonunu desteklemeli.

Çünkü bu operasyon ile Suriyeli Kürtler, baskıcı/Stalinist PYD’den kurtulup rahat bir nefes alacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-25 00:22:08

Yazarimiza katılmakla beraber, Kurtlerle Türkler kardeştirler. Bizler Müslümaniz. Nasıl 15 Temmuzda Kurtlerde Doğuda ve batıda ülkelerine sahip çıkmış, Darbeyi engellediler ve Demokrasi nobetlerine katilmistirlar. Askerimiz Doguda Hendek savaşında sivil halk zarar gormesin diye süpürme değil ayrıştırma yoluna gitmistir. Aynı sistem Afrin de de uygulanmaktadır. Bunu en iyi o bölgenin insanları bilmektedir. İdlib deki gibi Afrin insanı sevinmektedir Mehmetçik geldi diye. Mehmetçigin olduğu yerde huzur ve güven olur. Kurt kardeşlerimiz de biliyor PYD/SDG nın PKK oldugunu. ALLAH im Zeytin Dalı operasyonunu Muzaffer eylesin.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-25 13:05:49

Yazının Devamı; ABD Kürtleri neden sevsin? Menfaatinden başka bir şey düşünmeyen bu Batı, PKK/HDP gözü dönmüşlüğüne bu kadar silahı Kürtleri sevdiği için mi veriyor.

Cevabı da buldular: Batı siyasi Kürtçüleri sırf İsrail’in güvenliği ve petrol/enerji yolları ve İslam düşmanlığı yüzünden provoke ediyor, kışkırtıyor, Türkiye’nin üzerine salıyor.

Üstelik Barzani örneğinde olduğu gibi Kürtleri hemen satıveriyor.

PKK’yı da satmaya başladı ve tıpkı Barzani gibi onları da satacaklar…

İşte bu hakikatler, HDP’yi siyaseten bitirecektir. Bir daha Diyarbakır’da ve şu anda ellerindeki belediyelerde asla seçim kazanamayacaklar.

3. En deren etki, gençliğimiz üzerinde olacaktır. İdealsiz, gününü gün edenler nesiller yerine dava adamları çoğalacaktır.

Afrin harekâtıyla başlayan yürüyüş, 15 Temmuz’daki dirilişin devamı olacaktır. Milli ruhun şahlanışı devam edecektir. Millete yaslanmanın, kendi öz değerlerimize dönmenin, milli ve yerli oluşun dışında milletçe bir çıkış yolumuzun olmadığı hakikati gençliğe, yeni nesillere derinlemesine etki edecektir.

Öylesine içten “beklemesinler” selamı gönderecekler ki...

Yeni nesiller, artık 15 Temmuzların, Afrinlerin, Münbiçlerin kahramanları ile heyecanlanacak, gurur duyacak, onların izinden gidecektir.

Yabancıların kahramanlarına özendirilen nesiller yerine kendi kahramanlarıyla büyüyen gençlik gelecek.

Pak alınlarından öpülesi gençlik…

Avatar
sami 2018-01-26 16:26:07

yalaka...kürde en büyük düşman yine kürttür tarihte bu hiç bir zaman değişmedi....peki pyd kötü ve dinsiz...pyd ye karşı olan devletler kürde ne verdi..devşirme !!!

banner624